Siyaset futbol gibidir. Oyuncular sahaya çıkmadan önce herkesin bir tahminini olur, ardı ardına atılır iddialar ortaya. Üç çekeriz, beş çekeriz vesaire; zira gerek futbolda gerekse siyasette herkes kendi takımının kazanacağına var gücüyle inanmıştır.
Fakat futbolda yuvarlak meşinin, siyasette ise kalplerin hangi taraftan geleceği çoğu zaman kestirilemez.
90 dakikalık bir maçın son dakikası her şeyi bir anda değiştirebileceği gibi, oy kabininde geçen o son dakikanın da neler getireceği pek belli olmayacaktır. Kararsızlar, siyasetin son karar anının en korkulu forvetleridir çünkü.
Onun içindir ki; son düdük çalana kadardır futbolun ve siyasetin mücadelesi ve maça nasıl başladığın değil, nasıl bitirdiğindir önemli olan. Sahadaki 11’li den biri olmak değildir asıl gaye; asıl gaye takımı bu dönem de ligde tutmak hatta daha güçlü kılmaktır.
‘Ben forvette olayım, sahaya çıkayım da varsın küme düşsün bizim takım’ vurdumduymazlığı, en büyük ihanettir futbola ve futbol severlere. Hâlbuki çok doğaldır, teknik adamın yeri geldiğinde en iyi oyuncusunu bile dışarı alması veyahut takım kaptanlığını kaleciye bırakması. Adı üstünde saha içindekiyle, dışındakiyle hatta seyircisiyle bir takımsındır çünkü.
Dışarıda kalan oyuncular, içeridekiler gibi inanç ve azimle sürdürürlerse mücadelelerini, işte o zaman döner son dakikada maç ve düdük çaldığında tüm takımın olur galibiyet.
Dünyada her şey, sistemler, yüzler ve tabiat, doğası gereği değişime gerek duyar. Dolayısıyla tüm takımların kadrolarında yapmış olduğu değişimler, Türkiye’nin değişimi ve gelişimi açısından umut vericidir. Fakat görüyoruz ki; bazı takımların oyuncuları ve üyeleri küskünleri oynuyor bu aralar. Takımlarını maç bitmeden akıllarınca yalnızlığa ve ümitsizliğe itiyorlar.
Hâlbuki turnuvanın en iddialı takımının teknik direktörü, büyük sahanın tüm bölgelerine yardımcı kaptanları titizlikle yerleştirirken liste dışında kalanları bizzat bilgilendirmiş ve basına verdiği demeçte hep birlikte bir takım olunduğunu vurgulamıştır.
Hakem düdüğünü çalmış, maç başlamış ve görünen o ki; Türkiye’ye genelinde yapılan Turnuvaya katılan 81 alt takımdan biri olan Altınordu, turnuvanın en iddialı takımlarından biri olarak, hedefini 6-0 olarak belirlemiştir.
Şüphesiz Altınordu gibi bütün bu alt takımların toplam başarısı, büyük takımın galibiyetine giden yolu açacaktır. Eğer yedek kulübesiyle, saha içindekiler ve taraftarıyla bir takım olunabilirse; Altınordu altıda altı yapacaktır ve Altın Ordu’nun 52’si, tüm illerin etkisiyle ülke sathına yayılacaktır.
Altınordu’nun altılısı, Ordu’nun altın çağına giden kapıyı açacaktır. Altın Ordu’nun altın çağına açılan kapısının altı farklı kilidi, altı farklı oyuncunun boynundadır ve bu oyuncuları altın kapıya yönlendirecek güç ise taraftarıdır.
Turnuva’nın futbol’a, futbol severlere ve ülkeye hayırlar getirmesi dileğiyle…
Bu yazı toplam 2386 defa okunmuştur.