• BIST 94.783
  • Altın 246,097
  • Dolar 5,9346
  • Euro 6,6209
  • Ordu 13 °C

ANLAYANA SİVİRSİNEK SAZ…

Muzaffer GÜNAY

​Biriktirme tutkusu kimilerinin hayatının merkezini işgal eder. İşgal etmek,hemen her vakit olumsuzlama amacıyla kullanılır. Mesela,“Fatih İstanbul’u işgal etti.” Böylesi bir cümle,olsa olsa Fetih ve Fatih ilişkisini yok saymak için kullanılır ancak.Osmanlı’dan huylanan türedi aydınlar,bu gibi aşağılayıcı,dışlayıcı  hüküm cümleleri kurmakla,Osmanlı’nın küresel sömürgeci bir imparatorluk olduğunu ağızlarını doldura doldura vurgulamış sayarlar kendilerini.Çağcıl aydınlar ya beyler..
​İmdi,ilk cümleye bir daha bakalım.? “….hayatının merkezini işgal eder..” Ne anlatılmak isteniyor bu cümlede? Net aslında.Biriktirmenin HARAM olduğunun altı çiziliyor.  
​Mal, mülk, para biriktirmek haram. Bitti. Daha ötesi zorlama olur.Kur’an’da  açık hüküm var: “Sana neyi infak edeceğini soruyorlar… De ki ihtiyaçtan fazlasını..”( Bakara Suresi, ayet, 219). Ya Haşir Suresi yedinci ayette ne diyor?” Servet,aranızda belli ellerde dönüp dolaşan bir devlete dönüşmesin..” Daha da sert bir uyarı yapıyor Kur’an:
​“YAZIKLAR OLSUN  O BİRİKTİRENLERE,BİRİKTİRDİKLERİNİ DÖNÜP DÖNÜP SAYANLARA. Kİ BİRİKTİRDİKLERİNİN KENDİLERİNİ ÖLÜMSÜZ KILACAĞINI SANIRLAR.” (Hümeze Suresi,2.ve 3. Ayetler..)
​Servet edinme tutkusu insanoğlunun mayasında var. Şeytan,Hz. Adem’i ölümsüzlük ağacı ve güçlü bir iktidar va’di ile aldatmıştı.(Tâhâ Suresi,ayet 120).
​Dikkat ediniz. Serveti kazanmak değil, biriktirmek kınanıyor. Hatta en şiddetli şekilde tehdit ediliyor biriktirenler. Niçin? Çünkü,serveti elde tutmak (KENZ) insanı bozar.Kazanmak için çalışmaksa  ibadet olarak tanımlanıyor:” İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.” (Necm,39).
            Ama,kazanılanı elde tutmak yasak,haram,suç. EGO şişer,azar ve helak eder sahibini.
​Necm Suresi 34.ayette,”azıcık verip daha sonra vermemekte direnenler”, şiddetli bir şekilde uyarılmaktadır. Ayet apaçık:“Allah dilediğinin rızkını genişletir,dilediğininkini daraltır.” Hiçbir insan elindekinin gerçek sahibi değildir.” Ve lillahi miras’üs  semavati vel ard.”(Göklerin ve yerin mirası tamamen Allah’ındır.)
​Helal ve meşru olarak kazanılan servetten bahsediyor ayetler. Haram ve meşru olmayan yollardan kazanılan servetse,zaten insanın başına ebedi beladır.
            Çalıp çırparak,uyutup aşırarak  mal biriktirenler için Allah azabı müjdeliyor. Hele ki,devlet malından (Ümmetin hakkı çünkü) aşırmak.. Başlı başına felakettir. O nihai felaket Cehennem’dir.İnsan için Cehennem’e girmekten daha büyük felaket mi olur!..
​İşte iki çarpıcı örnek:
​Hz. Peygamber ölen adamın birinin cenaze namazını kıldırmaz. Sebebi sorulduğunda ölen adamın Ganimet dağıtımı esnasında bir ayakkabı aşırdığını söyler.
​Keza.. Tuğme bin Ubeyrık.. Çok hizmetler yapmıştı.Sahabenin takdirini kazanmıştı. Fakat,bir gün Hazine’den bir zırh çaldı.Hz. Peygamber’e şikayet edilince,zırhı kendisinin  değil bir Yahudi’nin çaldığını söylemiş,Peygamberimizi nerede ise inandırmıştı. Bunun üzerine Allah vahiyle Tuğme’nin hırsız olduğunu bildirmişti. Yalnız bildirmekle kalmamış,bu adam ve bu adam gibi devlet malından çalanların hain ve alçak olduğunu en net biçimde beyan etmiştir. Bunun üzerine adam,İslam’ı terk ederek,kapağı Mekke’ye atmış ve çok geçmeden yine bir hırsızlık yaparken üstüne yıkılan duvarın altında kalarak ölmüştü..(Geniş bilgi için Nisa Suresi’nin 5-25 nolu ayetlerine bakınız..)
​Hain ve alçak sıfatları çok ağır suçlar için geçer Kur’an’da. Öyle kolay kolay geçmez.
​Keza rüşvet de aynı şekilde ağır bir suç ve büyük bir günahtır. Hadisle ” Rüşveti alan da veren de lanetlenmiştir..”
​Nüfuz kullanarak  hediye adı altında alınan her tür şey de haramdır,rüşvete girer. Bu öyle vahim bir suçtur ki,dağlar bile altında ezilir.
​İsterse çalan kişi,beş vaktin üstüne beş vakti daha kılmış olsun;isterse,dizine kadar sakal bırakmış olsun;isterse 41 kere Kabe’yi ziyaret etmiş olsun..Hatta ve hatta Allah aşkıyla titriyor olsun her an.
​Bu gibi vahim tehlikeler herkes için,muhtemeldir,mümkündür. Bu gibi tehlikelerden korunmamız için Allah şu reçeteye uymamızı emreder:
​“Ey Rabbimiz,bizleri hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi yamultma,katından bize bir rahmet ihsan et.. Şüphesiz sensin bütün dilekleri veren Vehhab,sen!..”(Al-i İmran,8).
​Bu kurtarıcı ve uyarıcı reçeteyi hiç ihmal etmeyelim.
​“Nasıl olsa hidayet üzereyim,bir daha yoldan sapmam..” diyenin durumu,kurtların arasındaki kuzunun durumu gibidir.
​Şeytan ve nefse esir düşmeme adına, biriktirme hırsından uzak duran,ebedi felah kapısını her daim açık tutmuş olur kendisine.
​Fakire fukaraya,ezilene,mazluma,çaresize hiçbir tehditte bulunmayan yüce Allah,biriktirme hırsına yenik düşenleri çok ağır bir tonla tehdit ediyor,azab ile müjdeliyor..
​“Anlayana sivri sinek saz,anlamayana davul zurna az..”

 

 

Bu yazı toplam 977 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Haber Ordu | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0452 777 5 666 | Haber Scripti: CM Bilişim