18 Mayıs 2012 Cuma
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Av.Hüseyin YÜRÜKle ikinci kitabı üzerine bir söyleşi
30 Haziran 2010 Çarşamba 13:43

Av.Hüseyin YÜRÜKle ikinci kitabı üzerine bir söyleşi

İttihat-Terakki?den Beri Askeri Vesayet Altındayız
Analitikbakis.com Araştırmacı Yazar Ünyeli hemşerimiz Av. Hüseyin Yürük ile yeni çıkan kitabı 'Türkiye'nin Demokrasi Tarihi kitabının 2. cildi üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi.
 
Analitik Bakış: Türkiye?nin Demokrasi Tarihi isimli kitabınızın 1. Cildi Ekim ayında yayınlanmıştı. 2. Cildi ise önceki hafta neşredildi. Eserinizin 2. Cildi hangi dönemi kapsıyor?
 
Hüseyin Yürük: 1. Cilt, 1908-1950 dönemini kapsıyordu, 2. Cilt, 1950?den 2009 yılında yapılan 29 Mart Yerel Seçimleri de dahil olmak üzere 59 yıllık bölümü ihtiva ediyor.
 
Analitik Bakış: 1. Cilt ile ilgili ne gibi tepkiler aldınız?
 
Hüseyin Yürük: Elhamdülillah kitabımın 1. Cildi kamuoyunda büyük bir teveccühle karşılandı. Siyasiler, akademisyenler, fikir adamları, aydınlar, her meslekten kitap okurları, kitabı ilgiyle karşıladı. Bir miktar kitap alıp Ankara?da milletvekillerine hediye eden değerli siyasetçiler dahi oldu.
 
Analitik Bakış: Bu yoğun ilginin sebebi neydi sizce?
 
Hüseyin Yürük: Kitabın ardından çeşitli illerde bazı seminerler verdim. Seminerlerimde dinleyici olarak bulunan tarih öğretmenleri dahi ?Biz bu anlattığınız konuları ilk defa duyuyoruz? diyorlardı. Kitabımızda resmi tarih tezlerindeki ezberleri bozan birçok bilgi ve belge vardı çünkü.
 
Analitik Bakış: 2. Cilde gelecek olursak, bize kısa bir özet sunabilir misiniz?
 
Hüseyin Yürük: 2. Ciltte ilk önce Demokrat Parti dönemini anlattıktan sonra Demokrat Parti?nin bürokratik oligarşi tarafından nasıl acımasızca ve barbarca cezalandırıldığını anlatmakla işe başladım.
 
Analitik Bakış: ?27 Mayıs Darbesi?nden sonra siyaset zemini bir türlü durulmadı? diyorsunuz kitabınızda.
 
Hüseyin Yürük: Evet, 27 Mayıs Darbesi Türk siyasetinde 9 şiddetinde bir yıkım ve tesir yaptı. Zemin öylesine zayıfladı ki bundan sonra çok sayıda artçı darbe ortaya çıktı.
 
Bunlardan biri Albay Talat Aydemir?in darbe girişimleriydi.
 
27 Mayıs Darbesinden yeterince nemalanamayan Albay Talat Aydemir, ?27 Mayıs Darbesinin hedefine varmadığını, gerçek Atatürkçü darbeyi kendisinin yapacağını? iddia ediyordu.
 
27 Mayıs Darbesinden bugüne her darbeci subay, ?gerçek Atatürkçü darbeyi kendisinin yapacağını iddia ederek? ülkenin siyasetine müdahale ediyor.
 
Analitik Bakış: Albay Talat Aydemir?in akıbeti ne oldu?
 
Hüseyin Yürük: Aydemir darbeye kalkıştığında Başbakan İsmet İnönü?ydü. İsmet İnönü, daha önce ?Şartlar olgunlaşınca darbe hak olur? demişti. Ama Darbe kendisine karşı olunca öyle düşünmedi. Albay Talat Aydemir, 22 Şubat 1962 tarihindeki darbe girişiminde sadece emekliye sevk edildi. Böylece kurtuldu. Böyle kurtulunca tekrar darbe yapmak için sağda solda darbe toplantıları yapmaya başladı. Nitekim 21 Mayıs 1963 günü ikinci kez darbeye kalkıştı. Ama bunu da beceremedi.
 
Bu sırada Milli Şef İsmet İnönü ile Albay Aydemir arasında şahsi bir kavga başladı. Albay Aydemir İnönü için ?İnönü?nün şöhreti zekâsından daha büyükmüş? dedi. Bu söz onun sonu oldu. İnönü ikinci defa darbeye kalkışan Albay Aydemir ve arkadaşı Binbaşı Fethi Gürcan?ı astırdı.
 
Bu darbe girişimi 27 Mayıs Darbesinden sonra TSK?daki ikinci büyük yıkım oldu. Harbiye 1963 ve 1964 yılında mezun veremedi. Toplam 1459 öğrenci Kara Harp Okulu?ndan atıldı. Maceracı bir Albayın siyaset hırsı orduya böyle büyük bir zarar vermiş oldu.
 
Analitik Bakış: Siyaset sahnesinin önemli aktörleri Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan o günler de mi sahneye çıktı?
 
Hüseyin Yürük: Süleyman Demirel, Demokrat Parti İktidarının Su Müdürüydü. 1963 yılındaki AP Kongresinde teşkilata rağmen, masonların ve dönemin Cumhurbaşkanı Darbeci General Cemal Gürsel?in desteğiyle AP?nin Genel Başkanı oldu.
 
O kadar ki Darbeci General Cemal Gürsel?in Demirel için ?Bizim Süleyman? dediği kitaplarda kayıtlı. Cemal Gürsel?in mason olan yaveri Agasi Şen?in de Demirel?in seçilmesinde önemli bir payı mevcut.
 
Analitik Bakış: AP?nin Süleyman Demirel?e teslimiyle birlikte her şey halloldu mu?
 
Hüseyin Yürük: Şüphesiz olmadı. Halk DP yerine bu kez AP?ye büyük destek verdi. 1965 seçimlerinde AP % 52 oy alarak iktidara geldi. Tek başına hükümet kurdu. 1965?ten 1971 yılına kadar Türkiye Tek Parti iktidarının müspet sonuçlarından istifade etti. Ne var ki TSK?ya bulaşmış darbecilik virüsü Türkiye?nin yakasını bırakmıyordu.
 
Analitik Bakış: Yine bazı Albaylar mı devreye girdi?
 
Hüseyin Yürük: Hayır, bu kez bazı Generaller devreye girdi. Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler ile Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur, 9 Mart 1971?de bir darbe yapmak üzere cunta kurmuşlardı. Kendilerine takma isimler almış, bakanlar kurulu listesi oluşturmuşlardı. Darbe yapılabilmesi için üniversiteli gençler, Deniz Gezmişler de terör saldırılarıyla asayiş sorunu çıkarıyorlardı.
 
Analitik Bakış: Darbe 9 Mart?ta değil 12 Mart?ta oldu ama?
 
Hüseyin Yürük: Şöyle;9 Mart?ta Generallerin komutasında Doğan Avcıoğlu?nun teorisyenliğinde 3. Dünyacı Saddam tipi bir darbe yapılacaktı. ABD bunu haber alınca derhal devreye girdi. Dönemin Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç başkanlığında 12 Mart?ta hiyerarşik bir darbe yapıldı ve Hükümet düşürüldü. ABD?nin istememesine rağmen Hükümetin ekim yapılması konusunda direndiği afyona ekim yasağı getirildi.12 Mart Darbe Hükümetinin aldığı ilk karar bu oldu.
 
12 Mart Darbe Hükümeti, CHP Genel Başkanı İsmet İnönü?nün desteğinde, CHP?li Kocaeli milletvekili Nihat Erim?e kurduruldu. Böylece 27 Mayıs Darbesi?nden 10 yıl sonra Darbeci subaylar, iktidarı halkın seçtiklerinin elinden alıp CHP?ye vermiş oldular.
 
Analitik Bakış: Bülent Ecevit?in ortaya çıkışı nasıl oldu?
 
Hüseyin Yürük: Bülent Ecevit, CHP?nin yayın organı Ulus Gazetesi?nde yazılarını neşretmekten aciz bir şahısken dönemin CHP Genel Sekreteri Kamil Kırıkoğlu ona sahip çıktı. Kamil Kırıkoğlu karizmatik bir insandı. 1973 yılındaki meşhur kongrede İnönü?nün Ecevit?i kastederek ?Ya o, ya ben!? diye açıkça tehdit etmesine rağmen partiye ağırlığını koydu ve Bülent Ecevit?i Genel Başkan seçtirdi.
 
Ne var ki Kamil Kırıkoğlu bunun bedelini acı ödedi. Kırıkoğlu?nun ölüm döşeğinde ?Ben bu Bülent?e ne yaptım da bana karşı böyle vefasız davranıyor?? diye sorduğunu söyleyenler var.
 
Analitik Bakış: Necmettin Erbakan ne zaman sahneye çıktı?
 
Hüseyin Yürük: Necmettin Erbakan Odalar Birliği Başkanıydı.1969 seçimlerinde Konya?dan bağımsız aday oldu. Daha sonra bir grup arkadaşıyla 1970 yılında Milli Nizam Partisi?ni kurdu. 71 Darbesi günlerinde Darbeciler Milli Nizam Partisi?ni kapattılar. Erbakan Darbecilerin baskısından dolayı İsviçre?ye gitmek zorunda kaldı.
 
Analitik Bakış: Türkiye?nin Demokrasi Tarihini bir röportaja sığdırmak zor. Son olarak Türk siyasetinin bugünkü konumunu değerlendirir misiniz?
 
Hüseyin Yürük: Biliyorsunuz, önceki hafta Abant Platformu ?Türkiye?deki Askeri Vesayet ve Demokrasi? konusu etrafında toplandı, tartışmalar yaptı ve sonuç bildirgesi açıkladı.
 
Türkiye, İttihatçılardan beri askeri bir vesayetle yönetiliyor. O kadar ki Hollandalı Araştırmacı Eric Van Zührer ?Türkiye?de 1908-1950 arası İttihat ve Terakki dönemidir? der.
 
Bu yüzden ?Bu ülkede ben de general olursam herkes general olur? diyen General Cemal Gürsel ile ruh sağlığı bozuk raporu bulunan Amiral Fahri Korutürk silah zoruyla Cumhurbaşkanı yapıldı.
 
27 Nisan 2007?deki 367 krizini hatırlayın. Bütün gaye sivil bir şahsın Cumhurbaşkanı yapılmamasıydı.
 
Türkiye?de kamuoyu sadece belirli mihraklar tarafından anlatılanları bildiğinden; Adalet Partisi Genel Merkezinin 1962 yılında güpegündüz sabahtan akşama kadar CHP?li militanlar tarafından taşlandığını çok az kişi bilir.
 
Darbeye kalkışan Harp Okulu Komutanı?nın Türk Ceza Kanunu gereğince idamla cezalandırılması gerektiği halde affedildiğini kimse bilmez. Harp okulunun siyasete bulaştırıldığından dolayı iki dönem mezun veremediğini, Darbe sırasında çıkan iç çatışma öncesi dönemin subaylarının kendi aralarında helalleştiklerini çok az kişi bilir.
 
9 Mart 1971 de iki generalin cunta girişimi olduğunu bunun Cumhurbaşkanına söylendiği halde bir işlem yapılmadığını çok az kişi bilir.
 
Bir generalin Cumhurbaşkanı yapılması için Meclis?in üzerinde Hava Kuvvetlerinin jetlerinin uçurulduğunu, siyasi partilerin liderlerinin ölümle tehdit edildiğini, seçim günü Meclis?in subaylar tarafından ablukaya alındığını  çok az kişi bilir.
 
Demirel ve arkadaşlarının Bir mahkeme kararı olmadan 1983 yılında Zincirbozan?da esir tutulduğunu çok az kişi bilir.
 
 
Rahmetli Özal?ın seçimleri kazanmasına rağmen kendisine yaklaşık 15 gün boyunca hükümeti kurma yetkisinin verilmediğini  çok az kişi bilir.

Bu yüzden  eserimde Türk Demokrasi Tarihi'nin karanlıkta bırakılmış  bilinmeyen noktalarına ışık tutmaya çalıştım. 

Analitik Bakış: Teşekkür ediyor, biz de okuyucularımıza bu iki ciltlik eseri tavsiye ediyoruz.

(Eseri temin etmek isteyenler için irtibat :0216 461 02 07)

Bu haber toplam 1792 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.