• BIST 96.861
  • Altın 238,344
  • Dolar 5,8057
  • Euro 6,5299
  • Ordu 9 °C

BİR YORUMUN ARDINDAN

Orhan DOĞANGÜNEŞ

Adamın biri, sürekli olarak balığa çıkmasına karşın, eli hep boş dönüyormuş.Bir gün açmış ellerini ve Allah’a dua etmiş:

-Allah’ım, eğer yarın bana balık tutmayı nasip edersen,tuttuğum ilk balığı komşuya götüreceğim,onlara yedireceğim.

Ertesi gün olmuş. Bizimkisi “Ya Allah” demiş, oltasını sallamış.Olta bir şeye takılmış.Çekmiş yukarı.Bir de bakmış ki,büyük mü büyük,etli mi etli,kocaman bir balık.Adam ettiği duayı hatırlamış.Ne yapacağını şaşırmış.Balığa bakmış,bakmış ve kendi kendine şöyle demiş:

-Yahu, bu balık da komşuya verilmez. En iyisi bunu ben yiyeyim,bir daha tutabilirsem onu komşuya götüreyim.

Adam bunu der demez, balık oltadan kurtulmuş ve denize atlamış.Adam çaresiz, ellerini yukarı açmış ve şöyle demiş:

-Ey güzel Allah’ım, sana da hiç şaka yapmaya gelmiyor!

Evet, Allah ile şaka yapılmaz.Dini konular,şakaya,alaya,gırgıra gelmez.

Geçtiğimiz aylarda “Küskünlük Üzerine” isimli bir yazı yazmış ve birkaç sitede yayınlatmıştım.Yazı özet olarak,birbirine küs olan iki ihtiyar amcanın Cuma namazı esnasında barışmasını konu alıyor ve dinimizin barışa verdiği öneme vurgu yaparak küskünlüğü yasakladığını anlatıyordu.Sitelerimizin birinde yazıya şu şekilde bir yorum geldi:

-Ne yani, barışmak için Cuma namazına mı gitmemiz gerekiyor sayın hocam!

Sizin de fark ettiğiniz üzere yorum alaycı bir tavır içermekteydi. Dahası bu yorumu birkaç kişi de beğenmişti. Hoşlarına gitmişti. Böyle önemli konularda sulu ve gayri ciddi bir yorum yapılması onları gülümsetmişti.

 Kızdım.Ne diyeceğimi bilemedim.Önce o hırsla klavyeye sarıldım.Uzun uzun yazmaya çalıştım.Sonra vazgeçtim.Hepsini sildim.Ne diyecektim?Böyle bir yazıya,böyle bir yorum yapan kişiye ne cevap verecektim?

Düşündüm.Empati kurmaya çalıştım,kuramadım.Ama sonunda şu kanıya vardım:

O insanlar,dini korkulacak,ürkütülecek bir kavram olarak tanımışlardı.O insanlara İslam,İslam düşmanları tarafından anlatılmıştı.

Şüphesiz ki bunda bizim de payımız vardı.Biz İslam’ı doğru anlamak,doğru yaşamak ve doğru aktarmak için ne yapmıştık?

Sahi,Kur’an’ı,  anlamını ve verdiği evrensel mesajı dışlayarak, elif be’den öteye taşıyamamak “O’nu okudum” diyebilmek için yeterli miydi?

Sahi,Hz Muhammed(s.a.v) Efendimiz’in hırkasına ve sakalına sahip çıkmak ama bunun dışında O’nun ahlakını ve kişiliğini bir kenara bırakmak , gerçekten de samimi bir Peygamber sevgisi miydi?

Biz değil miydik dini her önümüze gelenin görüşlerine, karşılaştığımız her sakallı dedenin anlattığı hikayelere, mahalle aralarında türemiş her "hocayım" diyenin ilimden nasipsiz sohbetlerine, TV’de mikrofonu kapan her medyatik din bilgini geçinenlerin sözlerine göre yaşayan?

Biz değil miydik dini Kur'an'ın dışında herşeye göre,en çok kafasına göre yorumlayan, Kitab'a uymayan,hatta yeri geldiğinde “Kitab'a uyduran..”

Şimdi “bu insanlar niye dine düşman,niye dini anlamıyorlar” diye kızmamıza, bağırmamıza hakkımız var mı?

Acaba biz dini hakkıyla anlayıp, anlatmayı başardık mı?

“İyi ama hırsızın hiç mi suçu yok” sorusu bizi kurtarmaz. Bizim yapmamız gereken, “acaba bu konudaki eksiğimiz,yanlışımız ne" diye araştırarak, “bizim suçumuz ne” sorusuna cevap aramaktır.

 Tabi, “Fatmagül’ün suçu ne” sorusuna cevap aramaktan vakit kalırsa…

Orhan DOĞANGÜNEŞ

Bu yazı toplam 708 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Haber Ordu | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0452 777 5 666 | Haber Scripti: CM Bilişim