

Bu Röportaj Çok Ses Getirecek
Ü.KANDOĞAN; Ben 23 yıl süre ile Türkiye?nin çeşitli yörelerinde kaymakamlık yaptım. Bunlardan biri de Ünye, Ünye meslek hayatımız boyunca unutamadığımız ilçelerin başında geliyor. Oradaki halkla bütünleşmemiz, kaynaşmamız, Ünyelilerle beraber güzel hizmetler hafızalarımızda tazeliğini her zaman koruyor. Hem benim hem eşimin, hem çocuklarımın Ünye?ye sevgisi her geçen gün artarak devam ediyor. Hala dostluklarımız devam ediyor. Ünye ile haberleşmelerimiz devam ediyor. Ünye ile irtibatımızı hiç kesmedik. Görevden ayrılsam bile birkaç sefer Ünye?ye gelme imkânım oldu. Ve inşallah önümüzdeki günlerde, dönemde Ünye?de Ünyelilerle beraber olmak en büyük temennimiz arzumuz. Ben Ünye?den hep güzellik, iyilik, dostluk gördüm. Ve Ünye?de Ünyelilerle beraber çok güzel bir üç yıl geçirdik. Ünye?de kaymakamlık yaptığım dönem benim unutamadığım zamanlardır.
Kenan A.OĞLU; Ünye?de özellikle unutamadığınız bir an ya da anı var mı?
Ü.KANDOĞAN; Ünye?de o kadar çok anım var ki; ama ben özellikle Ünyelilerin ben ayrılırken gösterdikleri o ilgi ve uğurlama anını unutamam. Tayinim çıktıktan sonra Ünye halkı benim oradan ayrılmamdan son derece üzüntü duydu. Ayrılmamam için çok gayretin içerisine girdi. Ve son gün çok büyük bir kalabalık içerisinde gözyaşlarıyla beni uğurladılar, hem ben ağladım hem Ünyeliler ağladı. Ünye?den ayrılırken yüzlerce unutamadığım anı olmuştur ama Ünyelilerin o vefası, giderken son anda bana göstermiş oldukları ilgi alaka benim ömrüm boyunca unutamayacağım, Ünye?nin en iyi güzelliklerinden biri olarak ömrüm boyunca hafızamda kalacaktır.
Kenan A.OĞLU; Ünye?den neden ayrıldınız?
Ü.KANDOĞAN; Ünye birinci sınıf bir ilçe ve orda beş yıl süreyle göreve getirildim ama orda üç yıl dolmadan ayrılmak zorunda kaldık. Ama bugün oradan ayrılma ile ilgili sebepleri artık çok fazla konuşmak istemiyorum. Bunu bütün Ünyeliler çok iyi biliyor. Oradan Kocaeli Vali yardımcılığına gitmiştik biliyorsunuz. Kocaeli?nde de bir yıl görev yaptıktan sonrada siyasete giriş yaptık. Ayrılma ile ilgili şeyleri tekrar gündeme getirmek istemiyorum.
AKP ile siyasete atıldınız. Sonra DYP ve son olarak Saadet Partisine geçtiniz. Neden Saadet Partisi?
Ü.KANDOĞAN; Ben 27 Nisan Cumhurbaşkanlılığı seçimlerinde Doğru Yol Partisi Milletvekiliydim o dönemlerde parti Cumhurbaşkanlığı oylamasına katılmama kararı almıştı ama ben bunu demokrasiye, meclis iradesinin üstünlüğüne aykırı görerek TBMM?ye girme kararı verdim ve orda da tarihi bir konuşma yaptım. Bunun üzerine DYP beni partiden ihraç etti. O gün den sonra herhangi bir siyasi parti ile bağım kalmamıştı. Ancak Sayın Genel Başkanım Numan Kurtulmuş?un Genel Başkan seçilmesinden sonra, benim kendisi ile birkaç sefer görüşme imkânım oldu, birlikte siyaset yapma teklifinde bulundu. Bende Sayın Genel Başkanımızı Ünye Kaymakamlığım sırasından tanıyordum. Kendisi Türkiye?nin yetiştirdiği en değerli liderlerden biridir. Ben kendisi ile siyaset yapmaktan büyük bir mutluluk duyacağımı söyleyerek yaklaşık üç ay önce Saadet partisine katıldım. Ve bu mahalli seçimler dolayısıyla Türkiye?nin birçok il ve ilçesine gitme imkânım oldu. Yoğun bir seçim temposuna girdik ve seçimlerde beklentilerimizin biraz altında da olsa, bu seçimlerden iyi sayılacak bir oy yüzdesiyle çıktık. Saadet Partisine katılışım bu şekildedir.
Kenan A.OĞLU; Son yerel seçimlerde Ünye Belediye Başkanlığına adaylığınız söz konusu muydu?
Ü.KANDOĞAN; Ünye?deki Saadet Partili arkadaşlarımız, benim Saadet Partisinde olmamdan dolayı beni Ünye?de Belediye Başkan Adayı yapmak istediler. Ben kendilerine teşekkür ettim. Ben belediye başkanı olma gibi bir düşüncenin içerisinde değildim. Çünkü ben Türkiye genelinde siyaset yapmayı arzulayan birisiyim. Genel olarak Partimizin Türkiye?deki siyasetine katkı yapmaya çalışan birisiyim. O bakımdan ben kendilerine teşekkür ettim. Ben siyasi hayatımda Belediye başkanlığı hiç düşünmedim. O arkadaşlar sadece Ankara?ya geldiler bana bu konudaki taleplerini ilettiler.
Kenan A.OĞLU; Merkez Sağın, Anap ve DP?nin durumu ortada, bu çöküşün nedeni nedir? Bu partileri 367 krizinde kendi siyasi gelenekleriyle çelişircesine davranmaya iten neden nedir?
Ü.KANDOĞAN; Tabi şimdi 27 Nisan?daki süreçleri bütün hep beraber yaşadık. Ben o sürecin başından itibaren, 367 şartı getirildiği andan itibaren, bunun bir dayatma olduğunu, bu meclise dayatılırsa meclise gireceğimi dile getirdim. Örneğin sabah gazetesi yazarı Muharrem Sarıkaya köşesinde daha Cumhurbaşkanı adayı belli değilken bunu köşesinde yazdı benim görüşümü, elli gün öncesinden yazdı. İki gün sonra yine Star gazetesinden bir köşe yazarı benim görüşümü yazdı. Elli gün öncesinden benim bu dayatmaları göreceğimi ve meclise gireceğimi köşelerinde yazdılar. Ben 367 kararını dayatma olarak görürüm ve bunun karşılığında meclise girerim diye elli gün öncesinde
söyledim. Gazete köşe yazarları benim ismimi vererek köşelerinde yazdılar bunu. Artı ben partinin bütün toplantılarında, özel toplantılarında, genel başkanla olan görüşmelerimizde ben meclise gireceğim, meclise girmemiz lazım, Cumhuriyet Halk Partisinin peşine takılıp giden bir Doğru Yol Partisine millet oy vermez dedim. 1946 yılında yeter söz milletindir diye millet iradesi üstünlüğünü öne alarak ortaya çıkan bir misyonun, demokrat misyonun temsilcisi olan DYP?ye bu yakışmaz diye birçok platformlarda dile getirdim. Partimin bütün mensupları başta Genel Başkan olmak üzere bu görüşümü biliyor. Bir gece öncesinde Celal Bayar köşkünde 7 Genel Başkan yardımcısı ile iki saat bu konuyu çok üst seviyede tartıştık. Ve ben ısrarla Meclise girilmesi gerektiğini 7 Genel Başkan Yardımcısı ve Genel Başkan huzurunda iki saat savundum. Sayın Mehmet Ağar?la meclise girmeden önce meclise girmemiz gerektiği yolunda çok sert tartışmalarımız oldu. Ve sonra benim ne kadar haklı olduğumda ortaya çıktı. Ve daha sonra Mehmet Ağar itiraf etmek zorunda kaldı, ?seçim yenilgimizin en büyük nedeni Cumhurbaşkanlığı seçiminde meclise girmememizdir? diye Mehmet Ağar itirafta bulundu. Ve hala aynı şeyi söylüyorlar, partinin bütün mensupları bunu kabul ediyor. Ogün beni partiden ihraç edenler şimdi, Ümmet Kandoğan?dan özür kuyruğuna girdiler. Ve bir şey daha söyleyeyim. 27 Nisan günü AK partinin oyları %29?un altındaydı. Bunu Sayın Başbakan da söyledi. Oyumuz %28 ile % 26 arasındadır diye kendisi söyledi bunu ben kulaklarımla duydum. 27 Nisan günü %28 oyu olan bir parti 22 Temmuz?da % 46,5 oy aldı bunun sebebi nedir. Bunun sebebi; vatandaş dedi ki; ?ey 367 meselesinde Türkiye?yi oyuna getirmeye çalışanlar, meclis itibarını, üstünlüğünü ayaklar altına almaya çalışanlar, baskıyla tehditle zorbalıkla Cumhurbaşkanı seçilmesini engelleyenler siz böyle yaparsanız ben de bunu yapanlara işte sandıkta bu şekilde ders veririm? dedi, bu vatandaş. 22 Temmuz?un açıklaması budur. Vatandaş tepki koydu orda %46,5 oy bunun için verildi AK partiye. Ve 27 Nisan öncesinde bütün kamuoyu yoklamalarında %15?in üzerinde oyu vardı Doğru Yol Partisinin, halk Mehmet Ağar ve DYP?ye dedi ki; ?siz CHP?nin peşine takılıp giderseniz, dayatmalara, tehditlere boyun eğerseniz, meclis iradesinin üstünlüğünü hiçe sayarsanız bende sandıkta seni oylarımla % 5?lere getiririm? dedi. Onlar beni Doğru Yol Partisinden ihraç ettiler ama millette onları, Mehmet Ağarı siyasetten ihraç etti. 22 Temmuz seçimleriniz en güzel açıklaması budur.
Kenan A.OĞLU; Bu meclise girmeme kararının arkasında Süleyman Demirel?in olduğu söyleniyor?
Ü.KANDOĞAN; Onu söyleyen benim, Onu kimse değil ben söylüyorum.
Kenan A.OĞLU; O süreçte Süleyman Demirel?le beraber Ergenekon diye tabir edilen derin güçlerinde devrede olduğu söyleniyor. Tüm bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ü.KANDOĞAN; DYP?nin şimdiki DP?nin meclise girmesini engelleyen en önemli isimlerden birisi Sayın Süleyman Demirel?dir. Mehmet Ağar?a ve GİK üyelerine TMMM? ne girilmemesi ile ilgili olarak müthiş bir baskı uygulamıştır. Bunun en büyük vebali Süleyman Demirel?dedir, Çünkü benim bizzat yaşadığım bazı canlı olaylar var. Demirel?in ne kadar önemli bir şekilde devrede olduğunu çok iyi biliyorum. Ve bunu da bütün TV?lerde, basın ve medya?da çok üst seviyelerde dile getirdim. Ayrıca o dönemde işin arkasında TSK?nin de olduğu çok açık şekilde ortaya çıkmıştır. Özellikle emekli askerlerin bu konuda ne kadar etkili olduklarını hep beraber görüyoruz. İşte ortaya çıkan ses kasetlerinden, daha sonra Genel Kurmay Başkanlığı yapmış birinin o gün Erkan Mumcu?yu arayarak ?meclise girmeyin dedik?, girmediler demesi, benim o gün ne kadar haklı olduğumu ortaya çıkartmıştır. Ben o gün bunları yüksek sesle dile getirdiğimde bana hep itiraz ediyorlardı. Ama görüyoruz ki; o gün o kadar büyük bir kesim devreye girmiş ki; hem Mehmet Ağar?ı, hem Erken Mumcu?yu korkutarak sindirerek meclise girmesini engellemişler. Ve bu çok açık bir şekilde artık Türkiye?nin gündeminde herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Ve bugün bakın Ergenekon meselesinde tutuklananlardan, gözaltına alınanlardan büyük bir bölümünün, o gün Cumhuriyet mitingleriyle TBMM?nin Cumhurbaşkanı seçmesini engellemek için ne büyük gayretler içine girdiğini göreceksiniz. Ve yine o dönem basın ve medyanın bir bölümünün Cumhurbaşkanı seçtirmemek için ne kadar büyük bir gayret içinde olduğunu hepimiz gördük. O dönemde benim üzerimde de müthiş baskılar oldu. Cep telefonlarımıza ölüm mesajları geldi. Hiç tanımadığımız bilmediğimiz insanlardan tehditler aldık. Ama ben bütün bunlara rağmen, tehditlere baskılara direnerek meclise girdim ve o büyük oyunu orda bozdum ve mecliste o gün dönüp bakıyorum da, tarihi bir konuşma yaptım. O konuşmanın ne kadar önemli olduğunu tarih içerisinde insanlarımız daha yakından sorgulayacaklar. Ben böyle bir dönemden geçip geldim.
Kenan A.OĞLU; DP?de Süleyman Soylu?nun partideki Ergenekoncu kanada yenildiği için ayrıldığı söyleniyor. Bugün de DP?de Hüsamettin Cindoruk genel başkanlığa adaylığını açıkladı. Şimdi seçime doğru Abdüllatif Şener?in de içinde bulunduğu bir merkez sağda toplanma olayı var, bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ü.KANDOĞAN; Bugün artık benim Saadet Partisinden biri olarak merkez sağla ilgili bir şeyler söylemem yanlış olur. Onun değerlendirilmesini kamuoyuna ve konunun ilgililerine bırakıyorum. Ancak milletimiz kimlerin bu devletin hizmetinde olduğunu çok iyi biliyor onun için ilerleyen zamanlarda yeni oluşumlardan ziyade Türkiye?nin gündemine oturacak olan parti Saadet Partisidir. Kesinlikle AK Partinin alternatifi CHP ve MHP olamaz. Bu seçimlerde daha Genel Başkanımız beş aylık bir başkan iken, çok zor şartlar altında seçimlere girmemize rağmen, basında medyada çok az yer bulmamıza rağmen, çok büyük maddi imkânsızlıklarla seçimlere girmemize rağmen %2lerdeki oyumuzu % 5,3?lere çıkarmak son derece önemlidir. Ben şöyle düşünüyorum, bu seçim kampanyası iki ay kadar daha fazla devam edebilseydi mahalli seçimlerde çok rahat %10?lara ulaşabilirdik. Daha insanlarımız Genel Başkanımızı çok iyi tanımıyor. Parti tabanımız bile henüz Genel Başkanımızı çok iyi tanımıyor. Tekrar ediyorum kendisini son derece iyi yetiştirmiş, akademisyen kimliğini siyasi kimliğine çok güzel derç etmiş.
Kenan A.OĞLU; Aynı siyasi ekolden (Milli Görüş) gelen Sayın Numan Kurtulmuş?la Sayın R. Tayyip Erdoğan arasında ne gibi farklar var?
Ü.KANDOĞAN; Ben böyle bir kıyas içerisine girmem. Benim şimdi bir kıyas içine girmem yanlış olur hem Sayın Erdoğan hem Sayın Numan Kurtulmuş toplumun gözünün önünde, herkes geçmişten günümüze bu iki Genel Başkan?ı alırlar incelerler, bakarlar kararını millet verir. Ancak tekrar ediyorum Türk siyasi hayatına önümüzdeki yıllarda damgasını vuracak tek lider bakın altını çiziyorum, Numan Kurtulmuş?tur. Kesinlikle önümüzdeki dönemlerin Başbakanı Numan Kurtulmuş?tur. Bunu niye söylüyorum; çünkü kendisini son derece iyi yetiştirmiş, ekonomi alanında Profesör unvanını almış, akademik kariyeri ile siyasi kariyerini mükemmel bir şekilde birleştirmiş, Türk insanını çok iyi tanıyan ve Türkiye?nin meselelerini çok iyi bilen ve bunların çözüm yollarını da çok iyi bilen, önümüzdeki günlerin en önemli ve tek lideri Sayın Numan Kurtulmuş olacaktır.
Kenan A.OĞLU; Meclis 2007?de Cumhurbaşkanı seçim sürecinde tıkandı. Şimdi korkarız yine aynı şey yeni Anayasa yapma noktasında gerçekleşecek. Türkiye?de uzlaşmak bu kadar zor mu? Yeni Sivil Anayasa ne kadar gerekli?
Ü.KANDOĞAN; Anayasa değişiklikleri son derece önemli. 1980 Anayasa?sı o dönemin şartlarında hazırlanmış, o dönemin görüşlerini yansıtan bir Anayasa. Bugüne kadar da o Anayasa?da çok önemli değişiklikler yapılmış. Ancak böle çok bölük pörçük anayasa değişikliklerinin artık çok faydalı olacağı inancında değilim. O nedenle Türkiye?de yeni sivil ve demokrat bir anayasa yapılmalıdır. Bu Anayasa da üç beş maddesi değiştirilerek değil, tamamıyla yenilenmiş bir Anayasa olmalı. Ve bu yeni Anayasa, görevi sadece Anayasa yapmak olan yeni kurucu bir meclis tarafından gerçekleştirilmelidir.
Kenan A.OĞLU; Son seçimlerde AK partide bazılarınca ciddi denilebilecek bir düşüş ve Saadet Partisinde % 220 oranında bir artış oldu. Bu gelişmelerle ilgili değerlendirmeniz nelerdir. AK parti nereye, Saadet nereye?
Ü.KANDOĞAN; Tabi şimdi AK partinin 6 yıllık iktidar sürecinin çok iyi tahlil edilmesi lazım. Özellikle ekonomik alanda son dönemde oluşan olumsuzlukları AK parti krize bağlıyor. Ancak bu kriz öncesinde de Türkiye?deki ekonominin çok sağlıklı olduğu inancında değilim. Ekonomideki birçok gösterge kriz öncesinde de Türkiye?de pek çok sıkıntıların olduğunu gösteriyordu. Bunu niye söylüyorum, işte 6 yıllık AK parti iktidarının sonunda işsizlik oranı %10, devraldıkları noktada %10,3, altı bucuk yıl sonra gelinen nokta %10. Türkiye 26 çeyrek 27 çeyrek büyüdü diye övünenler, bu 27 çeyrek büyümede niçin işsizliği düşüremediklerini de açıklamak zorundalar. Yine bu kriz öncesi dönemde, cari açık 42 milyar dolarlara ulaşmış. Dış ticaret açığı 65 milyar dolarlara ulaşmış. İhracatın ithalatı karşılama oranı %63-64 seviyelerinde kalmıştır. İktidarı devraldıklarında ithalatın ihracatı karşılama oranı %70ler seviyesinde iken, ekonomide başarılı olduklarını söyleyenlerin 6,5 yıl iktidar sonunda ithalatın ihracatı karşılama oranındaki makasın nasıl açıldığını açıklamaları lazımdır. Kriz öncesinde bu ülkenin nasıl ithalat cenneti olduğunu bu hükümetin açıklaması gerekmektedir. Ben Denizliliyim, Denizli ekonomide, tekstilde Türkiye?nin en önemli şehirlerinden birisi. Kriz öncesinde Denizli?deki fabrikaların bir kısmı zaten kapılarına kilit vurmaya başlamışlardı. Bunu Türkiye?yi ithalat cenneti haline getiren hükümetin ekonomi politikasını eleştirmek için söylüyorum. Siz Türk parasının bu kadar aşırı değerli olduğu bir dönemde, ithalatın bu kadar ucuz olduğu bir dönemde milyonlarca dolarlık ithalatın önünü açarsanız ekonomideki nasıl başarılı olduğunuzu da kamuoyuna anlatmanız gerekir. Yani kriz öncesinde de ekonomide alarm zilleri çalmaya başlamıştı. Türkiye?de birçok alanda özellikle dış politika alanında, hükümetin uyguladığı politikalardan dolayı ciddi manada
sıkıntılar başlamıştır. Avrupa Birliğiyle görüşmelerin hemen hemen tıkandığı bir noktaya geldik. 6,5 yıl iktidar içerisinde vatandaş çok büyük sıkıntılar içerisinde kalmıştır. İşte sizinde içinde bulunduğunuz Ünye, Fındık, 2,5-3 liraya fındık satılıyor. Fındığın bugün maliyetinin hangi rakamlarda olduğunu ben çok iyi biliyorum. Türkiye?de tarım ve çiftçiliğin bittiği bir dönemdir bu 6,5 yıllık dönem. Yani iktidarın tüm bunlardan ciddi oy kaybı içerisine girdiğini biz zaten biliyorduk. Ve önümüzdeki seçimlerde bu düşüş çok daha hızlı bir şekilde devam edecektir. Türkiye?de iktidarlar ikinci dönemden sonra çok ciddi bir düşüş içerisine giriyorlar. Dünyadaki bütün olumlu konjektürlere rağmen, maalesef ekonominin bu iktidar döneminde çok iyi yönetildiğini hiç kimse iddia edemez. Kriz öncesi esnaf da çok ciddi sıkıntı içerisindeydi. Siftah yapmadan dükkânını kapatan on binlerce esnaf vardı Türkiye?de. Şimdi AK parti iktidarı dönemindeki bütün bu sorunları krize bağladı. Ama bakın bize kriz teğet geçti derken, bu krizin en fazla etkilediği ülkelerin başında Türkiye geliyor. Sayın Başbakan hala bu krizin Türkiye?yi ne kadar fazla etkilediğinin farkında değil. Veya bilerek bunu bu şekilde söylüyor. Çoğu ülkelerde çok büyük tedbirler alınırken maalesef Türkiye?de krizin teğet geçtiği bahane edilerek bu ekonomik tedbirler alınmadı. O bakımdan bütün bu gelişmelere bakarak değerlendirmede bulunursak, bu iktidarın oylarının artarak düşmeye devam edeceği kanısındayım.
Kenan A.OĞLU; Ergenekon konusuna tekrar gelmek istiyorum, özellikle son dalga bu dava etrafındaki kutuplaşmaları ve zıtlaşmaları artırdı. Haberal ve Saylan gibi isimlerin bile gözaltına alınması çok büyük tepkiler topladı. Bu dava sürecini nasıl görüyorsunuz?
Ü.KANDOĞAN; Bu işin başlangıcından beri ciddi yanlışlıklar yapılıyor. Bir kere bu dava ortaya çıktığından itibaren Başbakan ben bu davanın savcısıyım dedi. Sayın Baykal da ben bu davanın avukatıyım dedi. Dünyanın hiçbir ülkesinde bir dava ile ilgili olarak bir Başbakanın bir Ana muhalefet liderinin böyle bir söylemde bulunduğunu göremezsiniz. Bir kere birinci yanlışlık bu. İkinci yanlışlık basın ve medyanın bir bölümü Ergenekon?u tamamen önemsiz gösterirken, diğer taraf farkı bir şekilde ortaya koyuyor. Yani siyasiler basın ve medyanın bu davanın üzerinden ellerini çekmeleri gerekir. Adliyeyi, hâkimlerimizi, savcılarımızı rahat bırakmamız gerekiyor. Ve bu davanın da gidebileceği yere kadar gitmesi gerekiyor. Bir dönem ellerindeki devletin imkânlarını çok kötü şekilde kullanmaya kim cüret ederse etsin mutlaka adalet önünde hesap vermelidir. Ve savcılarımızın da bu davayı sonuçlandırmak için olağan üstü bir gayret göstermeleri gerekiyor. Yine bu dava ve gözaltılar devam ederken şekil şartlarına son derece dikkat edilmesi gerekiyor. Bazı meselelerden dolayı bu davanın ciddiyetinin gözden kaçırılmaması gerekiyor. Bu davanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden dönmemesi için bundan sonraki sorgulamaların, aramaların, tutuklamaların usulüne uygun yapılması gerekiyor. Şunu söylemek istiyorum; herkes bu davada taraf olmayı bir kenara bıraksın, kimler suçluysa adaletin karşısına çıkarılsın.
Kenan A.OĞLU; Şimdi bu dava öyle noktaya geldi ki; alınamaz denilen insanlar alındı ve muhtemel 13. dalganın nereye gideceği merak konusu. Bu iş eski Cumhurbaşkanlarına, Başbakanlara kadar gidebilir mi? Çünkü artık gelinen nokta bu?
Ü.KANDOĞAN; Şimdi ben bu noktada yorum yapmam. Kim bu işin içerisine girmişse hesabını versin. Kim sandıkta değil de demokratik kurallar dışında mevcut hükümetleri devirmeye kalkıştıysa hesabını versin. Anti-demokratik yollarla iktidara gelmenin yollarını kimler açtıysa bunlar hesabını versin. Ama benim bu noktada herhangi bir isim zikretmem yanlış olur.
Kenan A.OĞLU; Siyasette bundan sonra sizi tekrar nerede göreceğiz. AK Partiye tekrar dönüş mümkün mü?
Ü.KANDOĞAN; Yok yok. Artık bundan sonra olmaz. Tabi şimdi AK partiden ayrılış nedenim de kamuoyu tarafından pek bilinmiyor. Ayrılışımın çok önemli sebepleri var. Bunları burada dile getirmek istemiyorum ancak ben ayrıldım ertesi günü Denizli AK Parti merkez ilçe başkanı ve 16 belde başkanı benim haklı olduğumu düşünerek, beni desteklemek için görevlerinden istifa ettiler. 14 ilçe başkanı görevlerinden istifa etmek için istifa dilekçelerini hazırladılar. Ben engelledim onları, benim kararım, tabanda teşkilatlarla beraber ortaklaşa verilmiş bir karardır. Bu nedenle benim ayrılışımda ne kadar haklı olduğum AK partinin en üst seviyelerinde bile yüksek sesle dile getirilmiştir. O bakımdan gönlüm rahat, yaptığım işin doğru olduğuna inanıyorum. Mesela ben ayrıldığımda AK Parti 81 ilin 80'ninde kongrelerini yapmış olmasına rağmen sadece Denizli?de kongre yapmadı. Bundan dolayı da Denizli, AK Parti 1. Olağan kongresinde delege bazında temsil edilemedi.
Kenan A.OĞLU; 2011?den sonra sizi tekrar mecliste görecek miyiz?
Ü.KANDOĞAN; Tabi şimdi ileriki dönemlerde ne olur bilemeyiz, ben şimdi geldim Saadet Partisinde bir nefer olarak çalışıyorum. İlerde ne olur bilemem. Ancak ben şuan Saadet partisinde olmaktan mutluyum. Ünye?de Kaymakamlık yaptığım günden beri tanıdığım Sayın Numan Kurtulmuşla siyaset yapmak benim için en büyük mutluluk.
Kenan A.OĞLU; Son olarak Ünyelilere neler söylemek istersiniz?
Ü.KANDOĞAN; Önümüzdeki ilk genel seçimde Ünyelilere çok önemli bir görev düşüyor. Tabiî ki; mahalli seçimde bunu yüksek sesle dile getirmedik mahalli seçimin kendine has şartları vardır. Ancak genel seçimde Ünyelilerin Numan Bey?e sahip çıkması lazım. Saadet Partisine sahip çıkması lazım. Çünkü ben iddia ediyorum Türkiye?de önümüzdeki yıllarda Başbakan olabilecek kişilerin başında Sayın Numan Kurtulmuş geliyor. Böyle bir Genel Başkanın kendi hemşerileri olmalarından dolayı Ünyelilerin büyük bir gurur içerisinde olmaları gerekiyor. Ve bunu da sandıkta oylarıyla bütün Türkiye?ye göstermeleri gerekiyor. O bakımdan önümüzdeki dönemde Ünyelilere çok önemli bir görev düşüyor.
Kenan A.OĞLU; Çok teşekkür ederiz.
Ü.KANDOĞAN; Ben teşekkür ederim?
Kenan A.OĞLU
HABERORDU.COM















