• BIST 96.861
  • Altın 238,344
  • Dolar 5,8057
  • Euro 6,5299
  • Ordu 9 °C

ÇOK ÖNEMLİ FAKAT YA FARKINDA OLAN....

Muzaffer GÜNAY

25 Ekim Günü Hicri 1436.Yıl’a girdik. Hepimiz için mübarek ve hayırlı olsun!

            Hz. Peygamber’in 13 yıllık mukaddes ve yoğun çabasına rağmen, Mekkeliler’den sadece birkaç yüz kişi Müslüman olmuştu.

             Daha ilk günden itibaren, Mekke’nin ileri gelenleri, başta Peygamberimiz olmak üzere İslam’ı kabul eden hemen herkese değişik yöntemlerle işkence dahil her türlü zulmü yapmaktan geri kalmamaktaydılar.

            Nitekim, Hz. Osman gibi önde gelenler dahil bir grup Müslüman, Habeşistan’a iki kez göç etmek zorunda bırakılmıştı.

            13.Yıl’da zulümler artık dayanılamaz raddeye ulaşınca, İlahi İrade Hicret izni verir vermez, (Nahl /41, Enfal /56) her yaştan Müslüman belirlenmiş bir plan dahilinde gruplar halinde Medine’ye Hicret etmeye başladı.

                Sayıca zaten oldukça az olan Müslümanlar’dan Peygamber Efendimiz dahil geride birkaç kişi kalmıştı.

            Hz. Peygamber (sav) Ebu Bekir ile birlikte yola çıkmaya karar verdi. Gereken hazırlıklara başlandı. Henüz Müslüman olmamış olan Abdullah b. Uraykıt’ı, hem güvenilir olması, hem de yolu çok iyi bilmesi sebebiyle Yol Rehberi olarak tercih eden Allah Elçisi, Safer Ayı’nın 27. günü, Hz. Ali’yi yatağına bırakarak, Hz. Ebu Bekir ile gizlice Mekke’den ayrıldı. Mekke’ye üç mil mesafedeki Sevr Mağarası’nda 4 gece kadar saklanmak durumunda kalan kutsal yolcular, çok zorlu bir yolculuktan sonra 8 Eylül 622’de(8 R.evvel, P.esi) Medine’ye epey yakın olan Kuba Köyü’ne intikal ettiler.

                Allah Resulü, burada İslam’ın ilk Mescidini inşa ettirdi. 12 Eylül günü buradan Medine’ye hareket edildi.

            Medineli Müslümanlar (Ensar), Hz. Peygamber’i çok büyük bir coşku ile karşıladılar.

                                                           *****************

                Hz. Ömer, kendi Halifeliği döneminde (M.639) sosyal ve ekonomik sebeplerle ve özellikle de Beyt’ül-Mal’ın hesaplanmasında büyük güçlüklerle karşılanması üzerine Hicri Takvim’e geçilmesi gerektiğini düşünmeye başladı. Rasulullah’ın doğum günü, H.Yıl’ın ilk günü olarak düşünülmüş, ancak Hz. Ali, doğum gününün tam olarak bilinmediğini söyleyince, 16 Temmuz (1 Muharrem) 622 H.Takvim Yılı’nın başlangıcı olarak kabul edilmiştir.

            Tarihsel olarak kısa bir özetleme yaptıktan sonra, Hicret’in mana ve önemi üzerinde biraz durulmasının yerinde olacağı aşikardır.

            Hemen bütün Peygamberler için Hicret(zorunlu göç) adeta bir kader idi sanki. Hz. İbrahim dahil hemen bütün büyük peygamberler, bunu yaşamışlardır. Çünkü, kavimlerinin ileri gelenleri servet ve statülerinin ellerinden gideceği korkusu ile kendilerine gönderilen peygamberleri bir şekilde yurtlarından çıkarmışlardır,veya buna mecbur bırakmışlardır..

                Hz. Peygamber’in ve bütün peygamberlerin Hicret’i her hangi bir yer değiştirme biçiminde basit bir göç olayı olarak algılanmamalıdır. İlahi Mesaj’ı kabule yanaşmayan kavimlerin ileri gelenlerinin baskıları ağırlaşınca, Allah’ın iradesi ve rahmeti gereğince, Peygamberler esas yurtlarından başka yerle hicret ederek, vazifelerini buralarda ikmal etmişlerdir. Yarım kalan bir risalet hiç olmamıştır.

            Hicret-i Nebevi’de sayısız hikmetler olduğu açık bir husustur. Sebepleri ve sonuçları iyi incelendiğinde bu hikmet ve faydalar net olarak görülür.

            Hicret olayları bize göstermektedir ki, ezenler ve ezilenlerin mücadelesinden ibarettir insanlık tarihi. Nitekim Cenab-ı Hakk, bu meyanda şöyle buyurmaktadır:

            “VE BİZ İSTİYORDUK Kİ, ÜLKEDE ZAYIF VE GÜÇSÜZ BIRAKILANLARA DESTEK ÇIKALIM VE ONLARI ÖNCÜLER YAPALIM,VE KENDİLERİNİ(ÜLKEYE) VARİS KILALIM...” (Kasas, 5).

            Görüldüğü gibi İlahi murat, çoğunluğun hakkını korumaktan yanadır ve Peygamberlerin en temel vazifelerinden biri de işte budur; yani ezilen yığınları ezenler karşısında güçlü ve etkin konuma kavuşturmaktır.

            Bir de işin bireysel boyutu olduğunu gözden kaçırmamak gerekir. Her insan kendi nefsinin baskılarından kurtulmak için Kur’an’a hicret etmelidir. Kötülükten iyiliğe hicret edenler kurtuluşa erenlerdir.

            İcap ettiğinde, Allah’ın dinini yaşamak ve hür kalmak için, zalimler topluluğunun zulmünden kurtularak uygun olan başka memleketlere göç etmek, bir çeşit İlahi tavsiye,hatta emir olarak tecelli etmiştir.

            1436. Hicri Yıl’ın İslam ve hatta insanlık alemi için hayırlara vesile olmasını yürekten niyaz ediyoruz.

            Hicret, aslında kurtuluştur. El verir ki,değeri ve hikmeti anlaşılmış olsun!...

               

 

 

 

Bu yazı toplam 642 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Haber Ordu | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0452 777 5 666 | Haber Scripti: CM Bilişim