• BIST 100.141
  • Altın 218,024
  • Dolar 5,2903
  • Euro 6,0256
  • Ordu 9 °C

DÜNYA YAŞANAMAZ HALE Mİ GELİYOR ?

Muzaffer GÜNAY

 

Ne taraftan baktığınıza bağlı. Bardağın boş tarafına bakarsanız,”bardakta su tükenmek üzere..” diye düşünür,paniklersiniz;dolu tarafından bakarsanız,”daha epey suyumuz var..” diyerek teselli bulursunuz.
​Aynen bunun gibi,bir dünya dolusu gelişmelere bakarak,”fena değiliz,yaşayıp gidiyoruz..” da diyebilirsiniz;”hayır,gıdadan iklime,sosyal hayattan ,tabiata fena halde kirletiliyor,tüketiliyoruz..” şeklinde  düşünerek,  karamsar da olabilirsiniz.
​Size kalmış bir şey.Bana gelince;
​Belki yaşımın gereği,hiç de iyimser olamıyorum. Kendi çocukluk ve ilk gençlik çağlarımdaki sebzeler,meyveler,sular yok  çünkü. Sarpdere çok gürdü eskiden örneğin. Şimdilerde neredeyse kurudu,kuruyacak. Hayır,HES  faciasından filan söz etmiyorum;o ayrı bir fasıl.Akşam bıraktığımız balık çitini sabah gölden çıkardığımızda yüzlerce balık çırpınırdı içinde. Bakacak bayırlarında otların arasından topladığımız  minicik fakat kıpkırmızı çilekler de yok artık. Kış meyvesi hurma ağaçları da yok,meyvelerini yiyen karatavuklar da.. Amcam hayatta ama kuş tüfeği paslandı duvarda.
​Tavşan,bıldırcın avı da tarihe karıştı.
​Evimizin başındaki dut ağacı da yok artık. Komşuların ki de,köyün tamamın ki de.
​Gübresiz mısır tarlalarında topladığımız küçük  ama hormonsuz salatalık da,domates de terk etti dünyamızı.
​Gübre icad olalı beri,lezzet kayıplara karıştı. Oysa,yeşil gübreli topraklarımız ne kadar da lezzetli meyveler ve sebzeler armağan ediyordu bize. Kiraz,erik,vişne.. Tek tük olsa bile tatsız, saman gibi..
​Eskiden kasabaya yaya giderdim, ama hiç bıkmıyordum;yoruluyordum,”bir daha mı,tövbeler olsun!.” demiyordum. Şehre indiğimiz burunsuz minibüste şık giyimli olan pek yoktu ama,sohbet vardı,hal hatır sormak vardı. Köyümüzün ahşap camisi eskice idi ama,beyaz sakallı amcalar,dayılar ön saflarda bize,”Nur Dede”lik yapardı. Şimdi ne o “nur dedeler” kaldı,ne ahşap camimiz.
​Beş yılımı geçirdiğim ilkokulum,görkemli filan değildi ama,benim hayat pusulam olmuştu. Çok zaman oldu ki,ne okulumdan iz kaldı,ne de voleybol filesinden.. Çünkü,gençlik diye bir kuşak kalmadı köyümde.
​Radyolu ev,pek azdı. Ne ki,amcamın sundurmasında dinlediğim “Yurttan Sesler”i hiç unutamıyorum. Muzaffer Sarısözen’in duygu yüklü ezgileri,şimdiki gençler için teneke tıngırtısı gibi.
​Gün doğmadan bahçelerde olurduk. Yaprak budamak için çıktığım ağacın beşinci badalında güneşin gülümseyen yüzü ile mest olurdum.
​Ekrem’in yaptığı tahta arabaların üzerine toprak doldurup ”vııın,vııı,vınnnn..” diye sesler çıkararak oynadığım günleri özlemle anmaktan kendimi alamıyorum. Şimdi ortalık arabadan geçilmiyor ama,”keyfi yok..”.
​  50 sene önce,Jilet Ali’nin kamyonu vardı köyümüzde bir tek. Sonraları üçe çıktı. Derken,herkes araba sahibi oldu,fakat,neşeli adam,huzurlu insan..araki bulasın.
​“Bülbülü nayna kedi bülüm oyna..” eğlenceleri de mazide kaldı.
​Körebe,bezirganbaşı da..
​İnsandan çok araç var memlekette.. Lakin trafik canavarı denen mahluk zuhur edeli beri,kundaktaki bebeden,gözleri görmeyen hacı nineye kadar,ayrımsız önüne geleni yutuyor.
​Tarlalar kimyasallarla kirletildi. Yolar kan gölüne döndü. Bizim karaağaç küsüp gitti.
​Hepi topu bir tas süt veren sıska sığırlar, yerini, beş on kilo süt veren montofonlara bıraktı. Lakin,süt süte benzemez oldu.
​Marketlerde, hele ki AVM’lerde süt diye satılanlar olduğuna bozuk.. Katkılı olduğu için yüzde seksen beş mideye dokunur.
​Yayık ayranını bilen var mı yeni nesillerden? Sanmam. Biz,yayık sesleri ile uyanırdık;şimdikiler motor sesleriyle..
​Ozon tabakası kırk yerinden delindi. Güneşin zararlı ışınları artık vizesiz giriyor dünyamıza. Balık nesli de tükeniyor. Karadeniz’de bir zamanlar 30 çeşit balık vardı. Şimdi altıya kadar düştü. Sayısal düşüşle kalsa iyi; kirlenen denizden beslendiği için şüpheli damgasını yemekten kurtulamıyor hiçbir balık.
​Güz rüzgarları,ne hoştu. Hele ki çıkardığı o mistik sesle uyumak..
​Alkol tüketimi tavan yapıyor.. Gençler amaçsız ve başıboşluk içinde boğuluyor. Analar babalar çaresiz.
​Bak,aklıma geldi.. Bizim köyde alkol nedir bilinmezdi yarım asır önceleri.. Şimdi köyümün yağmurları bile asitli.
​Nereden nereye..
 
Bu yazı toplam 673 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
GÜNDEMDEN ÖNE ÇIKANLAR
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Haber Ordu | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0452 777 5 666 | Haber Scripti: CM Bilişim