• BIST 96.084
  • Altın 239,517
  • Dolar 5,8258
  • Euro 6,5552
  • Ordu 12 °C

HANGİ CEMAAT HANGİ MEALİ OKUYOR?

Muzaffer GÜNAY

            Bütün Osmanlı Tarihi boyunca,yazılan Kur’an meali kaç adettir, dersiniz? Sıkı durun.İki ya da üç. İlki, 15.asırda..  (Molla Fenari). Diğer ikisi ise 19.yüzyıl’ın sonlarında..

            Sorgulanması gereken bir tablo ile karşı karşıyayız. Evet,nasıl olur da,asırlar boyunca Türkler için yazılan Türkçe Kur’an meali  sadece iki- üç adetle sınırlı kalır? Şaşılacak iş doğrusu. Bu Türkler’in hepsi Arapça mı biliyordu dersiniz? Ve Türkçe dışında başka dillerin halkları..Tabii bu işin ironisi..Gerçekten akla ziyan..Osmanlı’da Cuma hutbelerinin bile Arapça okunmuş olması,insanı hayretlere düşürüyor. Hadi hutbe dualarını ve ayetleri anladık.. Peki,Arapça bilmeyen cemaate(Türk,Kürt,Çerkez,Gürcü vb.) Arapça nasihat,uyarı yapmakla,din öğrenilmiş,anlaşılmış mı oluyor? Bu zihniyet,ne menem, ne sakil bir zihniyettir?

                Sözü uzatmadan,koca 600 yılı atlayarak Osmanlı’nın tarihe intikal ettiği 20.asrın ilk çeyreğinden bugünlere kadar  geçen süreçte,Kur’an meallerinin tarihçesine bir bakalım mı?

                Koca altı yüz senenin ihmalini telafi etmek istercesine aşağı yukarı geçtiğimiz son  100 yıllık  zaman içinde 200’den fazla Türkçe Kur’an meali yazılmış. Sene başına iki meal.

                Bu kadar kısa bir zamanda,bu kadar çok meal yazılması,tartışılabilir elbette. Fakat,faydalarının eksilerinden daha fazla olduğunu düşünmek,yanlış olmasa gerektir.

                Meselenin bu tarafını bırakalım ve biz,bu Kur’an meallerinin birbirini tutmaması üzerinde azıcık duralım.Tamam,farklılıklar kaçınılmazdır. Bunda bir beis gözükmüyor.Fakat,değişik Türkçe meallere baktığımızda,bazı ayetlere verilen manalar arasındaki farklılıklar, insanı kararsızlığa ve daha ötesi hayrete düşürüyor. Hayrete düşürüyor,çünkü,bir ayeti,hatta bazen bir tek kelimeyi,bu kadar farklı anlamanın(Meali yazanlarca) izahını bulmak,Vallahi nerede ise,deveye hendek atlatmak gibisinden bir sıkıntı/tereddüt oluşturuyor insanın zihninde. Ve okuyan,ister istemez zihinsel karmaşa içine yuvarlanıveriyor.Kasıt aramak,cehalete yormak,işin künhünü kavrayamamak filan falan..kendi kendine konuşup duruyor okuyucu.Meal yapanları,ehil olmamakla suçlamaya kadar varıyor işin sonu.Misal verelim:

                “ve yes’elûneke mâzâ yunfigûn. Gul’il afve” (Bakara, 2-219)

                “Ve yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar? De ki: İhtiyaç fazlasını..”(H.Döndüren Meali)

                Ayetin son kelimesinin(Afve)manası bir çok mealde birbirinden çok farklı olarak veriliyor.

                Örneğin :  Afvı.. –affetmek-(Hayrettin Karaman’ın da içinde bulunduğu komisyonca S.Arabistan Krallığı’nın hazırlattığı Meal).Affetmekle infak/harcama arasında acaba ne gibi bir anlam ilişkisi var?  Koca Fıkıh Alimi H.Karaman bu çarpıklığa nasıl imza atar? Deyip duruyorsunuz işte.

                “Sizi sıkmayanını..” (Kur’an-ı Kerim ve Meali,Elmalılı M.Hamdi Yazır) ..Pardon yani.. “Sıkmak” ve “infak” arasında ne kadar zorlasanız da bir türlü  mantıklı ve makul ilişki kuramıyorsunuz.

                “İhtiyaç fazlasını” ( Bir çok mealde bu mana verilmiş.) Elbette en doğrusu bu..

                “İhtiyaçtan arta kalanı” (Kur’an-ı Kerim Meali,DİB). Keza bu da doğru.

                En aykırısı ise, S.Arabistan Krallığı’nın hazırlattığı mealdeki mana.. Yani “Afv”.. İnfakla ne alakası varsa? Nitekim,İhsan Eliaçık,Hayrettin Karaman’ı ağır şekilde eleştiren bir yazı kaleme aldı bu sebeple.Milyar dolarları lüks hayata ayıran Krallık böyle emir buyurmuş olmalı ne-te-kim.

                Böyle yüzlerce misal verilebilir. Dünya’da 65 dilde 2 bin 672 adet Kur’an-ı Kerim tercümesi/meali var. Çoğunluğunu  Türkçe,Farsça ve Urduca tercümeler/mealler oluşturuyor bunların.Yüzde olarak 95. Türkiye’de en çok satılanlar Elmalı ve Bilmen mealleri.M.Esed,S.Ateş,S.Yıldırım ve y.Nuri Öztürk mealleri de çok satanlardan.

                                               HER CEMAATİN/TARİKATIN BİR MEALİ VAR

                Meallerin birbiri ile kimi zaman zıt manaları içerecek kadar farklılıklar arz etmesinin görünür sebeplerinden biri de, her halde her cemaat,grup ve tarikatın kendi anlayışına göre bir meal hazırlamış olmasıdır. Bunu anlamak mümkün. Mümkün de,bazı ayetleri hepten alakasız şekilde manalandırmak hiç de makul ve meşru gözükmüyor. “Makul”u, bilhassa, altını çizerek yazıyorum;çünkü,akla ziyan derecede manalar da verilebilmekte yer yer.

                Lafı uzatmadan,CEMAAT GRUP VE TARİKATLARIN MEALLERİNİ GÖSTEREN şu tabloyu vermekle nispeten meramızı anlatmış olacağımız kanaatindeyiz.

 

MEAL/HAZIRLAYAN                              GRUP-CEMAAT-TARİKAT

Prof.Dr. Suat Yıldırım                            Gülen Cemaati   

H.B.Çantay-Elmalılı                                Süleymancılar          

Ruh’ul-Furkan(Kendi Komisyonları)     İsmail Ağa Cemaati

Prof.H.Döndüren(K.Kerim Türkçe Meali)   Erenköy Cemaati(Altınolukçular)            M.Toptaş,A.Bulaç,İ.Eliaçık   

Milli Görüşçüler 

Kur’an-ı Kerim ve Meali(Komisyon)          

Ve Risale-i Nur                                                          Nesil Grubu

Klasik Tefsirler                                                          Menzil Cemaati

H.Tahsin Feyizli                                                         İskenderpaşa Cemaati

İslamoğlu Meali                                                        Akabe Grubu(Hilal TV)

A.Bulaç,İ.Eliaçık,Mustafa Öztürk,A.Tekin               Bağımsızlar

DİB Meali,M.Esed                                                     Akademisyenler

 

Bu yazı toplam 3062 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Haber Ordu | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0452 777 5 666 | Haber Scripti: CM Bilişim