• BIST 100.141
  • Altın 218,460
  • Dolar 5,2903
  • Euro 6,0256
  • Ordu 9 °C

İSLAM KAVRAMI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

Muzaffer GÜNAY

İslam, bir dar, bir de geniş manası ile kullanılır. Geniş manada, Hz. Adem’den son Peygamber’e kadar bütün peygamberlerin tebliğ ettikleri dinlerin ortak adıdır. Öte taraftan İslam, dünyada var olan bir hadisenin; hukuk, şehirler, devletler ve medeniyetler kuran bir hareketin adıdır. (Geniş bilgi için, Ahirzaman İlmihali, Prof.Dr.H.Kırbaşoğlu)

            İşin esası şudur ki; bütün Peygamberler, tek bir dinin(İslam’ın) temsilcileridir. Yani, Allah’ın inzal ettiği dinin elçileridirler.

            Yahudilik ve Hıristiyanlık, bilindiği üzere, aslını büyük ölçüde yitirmiştir. O kadar ki, ilki, büyük oranda dünyaya temayülü, ikincisi ise ahirete temayülü temsil ederken; İslam ikisinin sentezidir. Nitekim, şu hadis, bunun formüle edilmiş halidir:

            “Hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için,yarın ölecekmiş gibi ahiret için hazırlık yapın,çalışın..”

            S L M kökünden türetilen İslam kelimesi, barış, esenlik ve teslim olmak anlamlarına gelir. Bilinen manası ile İslam Allah’a teslim olmak demektir.

            Özel anlamdaki İslam, genel anlamdaki bütün İlahi dinleri de kapsadığı için, bir bakıma son din olarak indirilen İslam, genel anlamdaki İslam’ı da içerir.

            Bununla ilgili ayetin meali şöyledir:

            “De ki: Ey ehl-i kitap, bizimle sizin aranızda şu ortak çizgiye gelin: Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim, hiçbir şeyi O’na ortak koşmayalım ve Allah’ı bırakıp birbirlerimizi rabler edinmeyelim. Şayet kabul etmezlerse, şahid olun ki, biz (Allah’a teslim olan) Müslümanlarız de..”(Âl-i İmran,64)

            İslam, bazılarının iddia ve zannettikleri gibi sadece bir ibadetler toplamından ibaret olmadığı gibi, toplumsal hayatın bütün alanlarını kapsayan bir direktifler öbeğinden de ibaret değildir. Bu algılayış, İslam’ı eksik algılamaktan başka bir manaya gelmez. Din kavramı, bütün bunların üstünde ve çok daha geniş kapsamlı bir içeriğe sahiptir.

            “Din bir uyanıştır. Sanat ve felsefe gibi dinin asıl manası, insanın dikkatini gabya, kozmik muammaya, sırlara ve metafizik sorulara çekmesinde yatmaktadır. Bu ise, şuurumuzun ‘uyanış’ı demektir. Bu ‘uyanış’,bilmek ve tanımak şeklinde değil, farkında olmadığımız bilgisizliğimizin, idrakinde olduğumuz bir bilgisizliğe dönüştürülmesi şeklinde meydana gelir. Cahil ile bilge arasındaki o sonsuz fark da işte tam buradadır. Madde ötesine geçemeyen, bu dünyadan öte bir şey göremeyen ‘modern insan’a önce bilmediğinin farkına varması için bir davettir.

             

                Din, insanoğlunun da içinde yer aldığı var oluşun, evrenin, hayatın insan için ne anlama geldiğine dair İlahi bir cevaptır.

                Din, bizatihi insanın nereden gelip nereye gittiği sorusunun cevabıdır.

            Din, insana varoluş, evren, insanlık, tabiat, toplum ve tarih konusunda bir anlam haritası sunar.

            Din, yeryüzündeki serüveninde insanlar ve toplum için bir yol haritasıdır.

            Din, yeryüzünde ezilenlerin çığlığıdır.

            Din, gerçek şartlara gerçek bir protestodur.

            Din, her türlü kötülüğe, haksızlığa ve zulme karşı bir İSYAN AHLAKI’dır.

            Din, egemenlerin sahte tarihine karşı, tarihi düzeltme davasıdır.

            Din varlığa etik bir yaklaşımdır. Din daha öz ve özet bir tanımlama ile, BİR DÜNYA GÖRÜŞÜDÜR.”(*)

                Peki, doğru din yukarıda ifade edilen din olduğuna göre, yaşanmakta olan dinin gerçek din ile (İslam) ilişkisi nereye kadar ve ne boyutta olduğu sorusu ile yüzleşmek gerekiyor. Buna göre, derinlemesine tahlil yapmaya gerek kalmadan, yaşanmakta olan din ile sahici dinin arasındaki makas farkının epey fazla olduğu rahatlıkla görülebilir.

                Din, bireysel hayattan, toplumsal hayatın her köşesine kadar haksızlığa karşı isyan etmeyi, yani zulmün her çeşidine karşı kıyam etmeyi emreder. Bunun sağlanması için gerekirse cihad yapılır. Sormalı o zaman? Müslümanlık aleminin her tarafında zulmün, adaletsizliğin, haksızlığın görülmediği bir gün, hatta bir saat, bir saniye var mı?

            Müslüman halklara, kesintisiz, dur-duraksız zulüm edenlerin gayri Müslimlerden çok, sözüm ona başlarındaki yöneticiler olduğunu hepimiz biliyor ve belki de bizatihi yaşıyorsak; sahici dinin, hayatımızın neresinde olduğu sorusuna verilebilecek makul bir cevap olabilir mi?

            Yine örneğin, faiz denen bela, hemen her Müslüman memlekette almış başını gidiyor. En başta devletler bunu teşvik ediyor, kendisi yapıyorken,nasıl olacak da,sahici dinin emir ve yasaklarına göre amel ettiğimiz iddia edilebilecek?

            İçkinin her türlüsünü kesin bir nass ile yasaklamış olan İslam’ın mensuplarının biraz abartılı ifadeyle su gibi içki tükettiği ülkelerde sahih din ile bağların ne kadar zayıf olduğu açıkça görülmüyor mu?..

            Zina yapmak bir yana, yaklaşmak bile yasaklanmış iken (İsra,32) dillerin ifade etmekten haya ettiği şu feci tablo neyin nesi?

            Yüzlerce ayet, birbiri ile yardımlaşmalarını müslümanlara farz kılmış iken, insanı insanlığından utandıran milyonlarca yoksulun yaşadığı Müslüman coğrafyalarda,”Ed’DİN”’in yaşandığına kim inanabilir?

            Lüks ve israf(Gösteriş ve savurganlık),kesin olarak haram kılınmış iken, halk katmanları arasındaki bu adaletsiz gelir dağılımı ve yaşam kalitesi farkını kim, neyle izah edebilir?

             Necip Fazıl, ülkemizde ve hemen tüm ülkelerde yaşanan toplumsal parçalanmışlığı çok çarpıcı bir dil ile şöyle resmediyor:

                                   Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul;

                                   Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.

                                   Bu taksimi kurt yapmaz kuzular şah olsa,

                                   Yaşasın kefenimin kefili kara borsa..

            *Ahirzaman İlmihali, Prof.Dr. Hayri Kırbaşoğlu

Bu yazı toplam 970 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
GÜNDEMDEN ÖNE ÇIKANLAR
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Haber Ordu | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0452 777 5 666 | Haber Scripti: CM Bilişim