• BIST 100.141
  • Altın 218,460
  • Dolar 5,2903
  • Euro 6,0256
  • Ordu 9 °C

İŞTE ÖLDÜRÜCÜ ZEHİRİN TA KENDİSİ

Muzaffer GÜNAY

Siyasi/politik konulara çok  yer verildiği hepimizin malumu. Oysa,o kadar çok problemi var ki,biz Müslümanların..Hangi birine değineceğimiz hususunda kararsız kalmaktayız ister istemez.

Evet..Kanayan ve asırlardır hiç kesilmeyen o kadar çok yaramız varki. Bunlardan biri de çarpık kader anlayışı. Belki Muaviye ile iman ve inanç dünyamıza sinsice sokuşturulan habis bir mikrop da diyebiliriz buna.

Kadercilik. Felsefi adı ile Fatalizm.

Sanıldığından çok daha derinlerde ve yüz yıllardır kemiriyor bünyemizi bu rezil anlayış. Kelami olarak Hasan el Eş’ari’nin icad ettiği “Kadercilik”,Müslümanlar’ın enerjisini topyekun vakumlayarak eritip bitirdi. İçi geçmiş-göçmüş bir hantal beden gibi sürekli sendelemekte işte bu yüzünden koca  Müslümanlık dünyası.

İnsanın/müslümanın iradesini kilitleyen,zulüm ve baskılar karşısında  tavırsızlaştıran,”her şeyi oluruna bıraktıran..” kör anlayış.

Çağlar içinde sözde müslüman yöneticilerin zulümlerine karşı pasif kalınmasının en önemli paradigmasıdır “Kadercilik.”

Emeviler,Abbasiler,Selçuklular,Osmanlılar,Endülüslüler,Harzemşahlar..ve daha onlarca sı.. Hepsi de bu menhus anlayıştan beslenerek hakimiyetlerini sürdürdüler. Zorba yönetimleri altında susturdukları Müslüman ahalilere karşı şu ortak dili kullandılar hep:

“Siz ey ahali,oturun oturduğunuz yerde.Devlet yönetimi bizim işimiz.Sizin tek bir göreviniz var,bize itaat etmek.Biz devletiz.Devlet’e karşı gelmekse asiliktir. Asiliğin cezası da kayıtsız şartsız idamdır..”

Muaviye’nin oğlu lanetli Yezid, pis ayağı ile Hz. Hüseyin Efendimiz’in mübarek başı ile oynarken,Şehidlerin Efendisi”nin kız kardeşi Zeynep validemize şu alçakça sözleri söylemekten ar-haya etmemişti:

“Bizim bir kabahatimiz yok. Bunu Allah öldürdü..” (Bin kere haşa).

Sonraları gelen yöneticilerin çoğunun dili hep bu oldu.

“Sizin kaderiniz yönetilmek. Bizim kaderimiz ise yönetmek..”

Bu Firavuni sultanlar,yönettikleri insanları köle olarak görürlerdi/görmekteler halen. Kendilerini haşa Allah’ın yönetici olarak tayin ettiğine inanırlar,inanmaktalar. Ve böyle inanmaya zorlarlardı insanları tarihten beri ve günümüzde de aynı zulüm serisi devam etmekte.

Oysa,adalet, devletin en temel ilkesidir. Adaletin olmadığı yönetimlere baş kaldırmak ise Müslümanlar için farzdır. Fakat,”Kör Kadercilik Anlayışı.” ortak idraki felce uğrattığı için zalimler, çağlar boyu zulmetmeye devam ettiler.

            Bu gün farklı mı?

            Ne münasebet..

            Belki daha beter.

            Son on yıl içinde yaşananlara bir bakalım:

            Irak,Sudan,Ruanda,Somali,Libya,Suriye,Mısır ve….

            Her birinde oluk oluk kan akıtıldı,akıtılıyor.

Çocuk,genç,kadın,yaşlı,hasta ayrımı yapılmaksızın yüz binler,milyonlar katlediliyor.Bu esnada yıkılıp yok edilen kültür mirası ise bir başka dramatik tablo.

Firavunvari yöneticiler,İslam’ın ilk otuz yılı hariç geri kalan tüm zamanlarda saltanatlarının zarar görmemesi için her türlü alçaklığı-zalimliği,baskıyı,katliamı yapmakta bir sakınca görmediler,bu günde görmüyorlar.

Mesela,S. Arabistan Krallığı,Mursi’nin devirilmesi için 8 milyar dolar aktardı Abdül Fettah Sisi denen neo -Yezid’e.Kim bilir, bizim bilmediğimiz daha ne sinsi,ne Şeytani destekler veriyordur Mısır halkının dünyasını başına yıkan Diktatör’e..

Suudi Krallığı gibi daha birkaç zorba yönetim var ki,kendi halklarının asırlardır sürüp gelen derin uykularından uyanarak saltanatlarını başlarına geçirmesinden öyle çok korkuyorlar ki..Yer kürenin hemen her tarafında zulüm ve sefalet içinde ezilen,sömürülen,katledilen Müslümanları(daha genelde bütün ezilenler) görmezden,duymazdan gelen çağcıl Tağutî düzenler işte bunlar.

Ki,bu Nemrudi zalimlerde zerre kadar merhamet olsaydı,bu zulümleri,işkenceleri,katliamları asla yapmazlardı. Servet ve saltanatın korunması uğruna,çaresiz / savunmasız halkları silah gücüyle sindiren ete kemiğe bürünmüş bu şeytan düzenlerinin tek korkusu, yinelersek halkların ayaklanma tehlikesidir!..

“Emevi zulmüne kader maskesi takılarak güya kendilerinin değil,Allah’ın takdiri,dediler,zulümlerine.. Ki,Hasan el  Basri,Kader Risalesi’ni yazarak bunlara karşı doğruları haykırdı.” (Y.N.Öztürk.)

Büyük Kelam ve Akaid Alimi Maturidi ise Eş’ari’nin tam aksi görüşü benimsemişti.

Ne yazık ki,bu görüş,kelam kitaplarında kaldı ta baştan itibaren.

Bu muhteşem görüş,pratiğe geçirilseydi Müslümanlar, adil yönetimler idaresinde huzur dolu asırlar geçirecekti. Ama olmadı.Hakk’ın sesini dinlemek yerine,kulakların üstüne yatmak tercih edildi.

Bu yazı toplam 513 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
GÜNDEMDEN ÖNE ÇIKANLAR
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Haber Ordu | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0452 777 5 666 | Haber Scripti: CM Bilişim