• BIST 99.862
  • Altın 220,117
  • Dolar 5,3194
  • Euro 6,0452
  • Ordu 9 °C

KİMSE YOK MU?(2)

Orhan DOĞANGÜNEŞ
Orhan DOĞANGÜNEŞ
                                         

 

Birinci yazıdan devam?

 

-   Gerçekten kurtulmak istiyor musun?

 

Tabi ki, tabi ki diye bağırıyoruz nefesimiz yettiğince. Gücümüz az, düşmekten korkuyoruz. Ama sıkıntı yok, kararlıyız, kurtulmak istiyoruz.

 

Başımızı yukarı kaldırıyoruz, ?kurtarıcımızın? yüzüne bakmak istiyoruz, bir nur, bir ışık, gözlerimiz kamaşıyor. Bakamıyoruz, yalnızca sesini duyuyoruz.

 

?Kurtulacaksın? diyor ses, ?kurtulacaksın, tabi ki gerçekten istiyorsan?

 

?O nasıl söz? diyoruz, ?tabi ki kurtulmak istiyoruz, haydi uzat elini!?

 

?Bir dakika? diyor ses, ?önce şartlarımı kabul edeceksin!?

 

-Şart mı, şartı düşünecek zaman mı şimdi, ne dersen kabul uzat elini!

 

-Göreceğiz, bakalım ahde vefan ne durumda?

 

?Ahde vefa mı?? Bir yerlerden tanıdık geliyordu bu söz. ?Söyle şartın nedir??

 

-Seni kurtaracağım ama bundan sonraki hayatında iyi bir Müslüman olacağına söz vereceksin!

 

Rahatlarız, bu muydu deriz. Zaten bizler ?elhamdulillah? Müslüman kimseleriz. Dinimizi severiz, herşeyimiz tamam, kalbimiz temiz, imanımız tam, bir tek namazımız eksik, o kadar!

 

Diye içimizden geçirirken? Ses, sert bir tonla sorar:

 

-Tek bir vaktini dahi geçirmeden namazını kılacak mısın?

 

Haydaaa?Böyle iyiydi ya. Arada sırada Cuma?da bir de bayramdan bayrama?İçimiz temiz ama?

 

-Gözlerini haramdan koruyacak mısın?

 

?Ben gözlerimi zaten koruyorum ki? diyecekken... Sanki izlemeye mecburmuşuz gibi bir türlü kapatamadığımız TV?ler, ahlaksız diziler, her gün evimize aldığımız edep yoksunu gazeteler?

 

-Bir daha yalan konuşmayacağına dair söz verebilir misin?

 

-Söz!

 

-Bu da yalanının bir parçası!

 

  Susuyoruz yaramazlığı ispatlanmış çocuk gibi. Yalan tabi. Yalan, o kadar girmiş ki kanımızın içine, onu söylerken bile tereddüt etmiyoruz. ?Mümin yalancı olamaz?(1) diyen Peygamberimizi duymuyoruz ya da duymamazlıktan geliyoruz. Ses çıkaramıyoruz.

 

-Malından yetimin, fakirin hakkını ayıracak, onları da doyuracak mısın?

 

Hiddetleniyoruz. Laf paraya gelince susmuyoruz.?Ne hakkıymış? diyoruz. Çirkinleşiyoruz. O evi, arabayı ben kendi emeğimle paramla aldım diyoruz. O malda hangi yetimin hangi fakirin hakkı varmış diye soruyoruz. Kimsenin yardımıyla değil, kendi alın terimle aldım onları diye bağırıyoruz. Haddi aşıyoruz.

 

?Mülk Allah?ındır ilkesini ve rızık meselesini(2) unutuyoruz. Meyveyi ağaçtan topladık diye, sahibini ağaç sanıyoruz.

 

Yanılıyoruz, şaşırıyoruz, bocalıyoruz.

 

Hiç kimse kimsesiz değildir biliyoruz ama ?Kimsesizlerin Kimsesinin? bizim iyiliğimiz için istediklerini istemiyoruz.

 

İyilikten anlamıyoruz.

 

Düşmek üzereyken, bizi kurtaracak tek kuvvetin, Tek Kudret?in elini tutmuyoruz. Bizi kurtaracak başka kimseler arıyoruz.

 

Şansımızı yeniden deniyoruz.

 

-Başka kimse yok mu?

 

Yok!

 

Ya düşmeyi seçip helak oluyoruz ya da ?Kimse? mizin elini tutup kurtuluyoruz.

 

"Dinde zorlama yoktur. Doğruluk sapıklıktan tamamen ayrılmıştır. Kim tağutu inkâr  edip Allah'a iman ederse en sağlam kulpa yapışmış olur." (Bakara, 2/256)

 

Vesselam..

 

(1)Muvatta, Kelam 19

 

(2)Fatır/10, Meryem/93, Al-i İmran /189, Al-i İmran/26, Al-i İmran/27, Bakara/3?

Bu yazı toplam 620 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
GÜNDEMDEN ÖNE ÇIKANLAR
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Haber Ordu | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0452 777 5 666 | Haber Scripti: CM Bilişim