• BIST 89.644
  • Altın 336,473
  • Dolar 6,6029
  • Euro 7,2441
  • Ordu 10 °C

KIRLANGIÇ HİKAYESİ

Sezai KESKİN

Yağan kardan üşümüş küçük kırlangıç, yalnız bir adamın penceresinin dışına gelip gagasıyla camı tıkırdatmış, adeta adamın onun içeri girmesine müsaade etmesini istemiş. Yalnız adam bu isteği görmüş, "olmaz alamam, git başımdan" der gibi kuşu kovalamış, sonra da kendi kendine söylenmiş; "Hıh, camı tıkırdatmakla kendisini içeri alacağımı mı sanıyor acaba?" Gecenin ilerleyen saatlerinde canı sıkılmış, eşiğin altından esen yel ve soğuk arttıkça adamı daha başka düşünceler sarmış, kırlangıcın arkadaşlığını geri tepmekten biraz pişmanlık duymuş.                                                             - Keşke kuşu içeri alsaydım, ona biraz yiyecek verirdim. Minik kuş oradan oraya uçar, neşeli sesler çıkartır, yalnızlığımı paylaşırdı." demiş. Ertesi sabah ilk iş pencereyi açıp, etrafına bakınmış adam, belki kırlangıç oralarda bir yerlerde olabilir diye. Ama görememiş zavallı kırlangıcı. Uzun kış geçmiş, yine yaz gelmiş. Etrafta kırlangıçlar, cıvıldayarak uçmaya başlayınca; adam, heyecanla camını sonuna kadar açıp kuşu beklemiş. Ama hiç gelen olmamış. Onun hevesle havada uçan kuşlara baktığını gören komşusu hikayeyi öğrenince hafif buruk bir sesle:                                                                                              - Sevgili komşum, anlaşılan sen kırlangıçların sadece 6 aylık bir ömürleri olduğunu bilmiyordun? demiş. Bunu işiten adam çok üzülmüş ama üzülmek için de artık geç kaldığını anlamış.            Dikkatli olun...                                                                                            Farkında olun...                                                                                      Kendinize bir sorun, acaba, siz kaç kırlangıç kovaladınız? Hiç geri çevirmediniz mi bugüne kadar size sunulan bir dostluğu? Yorgun başını yaslayabileceğiniz bir göğsün, omzunuza dokunan bir kolun, belinizi kavrayan bir elin kıymetini anlayabiliyor musunuz? Dünya ırmağının bir damla suyu olan hayat yanımızdan geçip gidiyor, kıymetini yaşarken anlamadığımız insanları yolumuzun dışına iterken bir gün geri dönüp onu arayacağımızı hiç hesaba katmıyor muyuz? Hayatta yanında olmayı, bir şeyler paylaşmayı ilk tercih ettiğin ve en derin yaralarını gösterebildiğin kişi arkadaşındır. Bu yüzden önemlidir arkadaş. İnsan annesini, babasını, kardeşini seçemez. Ama arkadaş öyle değil. Kaz kazla, dazlak dazlakla arkadaşlık eder. O bakımdan yolda kalın ama yoldaşsız kalmayın. Sesini kaybetmiş çocuk gibidir yalnızlık, gözlerinize bakmayana anlatamazsınız derdinizi. Oysa dostluk omuzdaki bir eldir. Otobüsün soI camından etrafı seyrederken, sağ tarafından kaçırdıkIarımızdan ibaret bu hayatta bazı fırsatlar, işlenmemiş elmas gibi sadece bir kez karşımıza çıkar. Hayat, bir ömür çizgisi. Kıvrılır, uzar; fakat daire olmaz bu çizgi! Yani, sonlu bir yaşam çizgisidir. Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskimeden yıprattığımız dostlukların, savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün. Kıymetini bilmediğimiz insanlar oysa tam da o gün bu zalim şehri terk etmiştir. Sonra ararsınız kıymetini, çok sonra. Geçip gidince...

 

Bu yazı toplam 5958 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Haber Ordu | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0452 777 5 666 | Haber Scripti: CM Bilişim