• BIST 94.783
  • Altın 246,169
  • Dolar 5,9346
  • Euro 6,6205
  • Ordu 15 °C

MEN LÂ YERHAM VE LÂ YURHAM

Muzaffer GÜNAY

       

            Bir iki hafta önce,Ahmet ile Mehmet arasında şöyle bir konuşma geçer:

            Ahmet:

            -“Sûret,sîretin aynasıdır..”

             Yani,yüz,kalbin aynasıdır. Hani denir ya, “Yüzünden nur akıyor!.” ya da: “Yüzünde Rabbi yesir kalmamış,Allah nurunu çekip almış..” diye.

            Mehmet :

            -Kinayeli konuşuyorsun. Pek anlayamadım doğrusu.Kim için söylüyorsun bunları?

            Ahmet:

            -Hacı Müslim için.

            Mehmet,bozulur,daha ötesi öfkelenir de. Çünkü,Hacı Müslim,O’na göre,örnek bir müslümandır .İtiraz eder:

            - Hadi canım sende,adam beş vaktin üstüne beş vakit daha kılıyor..Daha kırkında, üstelik hanımı ile birlikte haccını yaptı. Bir vakti tam kırk dakikada kılıyor.Vakit gelince sektirmez.”

            Ahmet:

            -Geç kardeşim geç!

            Mehmet:

            -Nasıl  yani?!.. Namazın önemsiz olduğunu mu söylüyorsun ?

             Ahmet:

            -Haşa ve asla!..

            -Eeee? Öyleyse?!..

             Ahmet,ikna edici bir dil ve üslupla şöyle konuşur:

            -Adamın kalbi,ziftli.. Kara katranla sıvanmış.! Bu adam,namaz kılmıyor ki,spor yapıyor. “Eşek Kabe’ye gitmekle hacı olmaz” sözü bu gibiler için söylenir işte.

            Mehmet,savunmayı sürdürür:

            -Çok ağır konuşuyorsun..Sana hiç ama hiç yakışmıyor. Namazlı niyazlı, imanı bütün bir müslümana nasıl kara kalpli diyebiliyor,nasıl eşek yakıştırmasını yapıyorsun?

            - Men lâ yerham ve lâ yurham” hadisini duymadın mı hiç?

            -Duymadım. Türkçesi nedir?”

             Ahmet:

            -“Merhamet etmeyene,merhamet edilmez. Yani merhametsize Allah rahmetini layık görmez. Rahmet nazarı ile bakmaz”

            -Peki,söyler misin bana,O’nun merhametsiz olduğunu nasıl anladın?

            -Sabırla dinlersen kısacıktan anlatayım…Bu vatandaşın, senin tanımınla söylersek, imanı bütün değerli gardaşımızın bir kız kardeşi var. Evli barklı. Bu kadıncağızın ticaretle uğraşan oğlunun(ki oğlu da evlidir) işleri bir anda ters gitmeye başlar ve birkaç ay içinde,borç batağına saplanır. Gün günden beter gelir.Borç yumağı,dağdan kopan çığı gibi her gün büyümeye,devleşmeye başlar. Bataktan çıkması için,50-60 bin lira gibi bir paraya acil ihtiyaç hasıl olur.Umutları gittikçe tükenen Delikanlı,epey mücadele eder ama yok,olmaz bir türlü. İş yerini devretmek istese de, kelepir fiyatına olsun talipli çıkmaz.

           Bıçak kemiğe dayanır.Vaziyet,kısa zamanda tam manası ile kara, kapkara kabusa dönüşür. Senin imanı bütün namazlı niyazlı mümin vatandaşa durumun ciddiyeti enine boyuna anlatılır.

            Bu gibi meselelerde pek tecrübe sahibi olan kişi şöyle özetler olayı:

            “……..Kız kardeşin can sıkıntısından hastalandı. Gecesi gündüzü birbirine karıştı. Eniştenle her gün,her saat kavga ediyorlar.Eğer kısa zamanda bir önlem alınmazsa,yeğeninin de,kız kardeşinin yuvası dağılacak. Ne olur! Allah sana vermiş dağ gibi servet.  Bacını kurtar bu azaptan!. Bunun sevabı sana yeter! Hadi be Müslim gardaş! Dua alırsın!

            Mehmet,kuşkuyla sorar:

            -Yardım etmemiş mi yoksa ?

           -Yardım etmediği gibi,moral vermeye de tenezzül buyurmamış hazret!

            -İnanamıyorum Ahmet.. Nasıl olabilir bu?  Bizim kırk yıllık büyüğümüz Hacı Müslim,nasıl bu kadar merhametsiz olur?!..O böyle yaparsa,sıradan insanlar ne yapmaz? Bir yaşıma daha girdim..Tövbe tövbe!.. Yüzünde Rabbi yesir yok diyordun ya,inadım ben de artık. Adım gibi inandım. Üzülüyorum ama,inanmaktan başka yapacağım bir şey kalmadı. Vah ki  ne vah!..Merhametsiz insan,Allah’ın rahmetine değil,lanetine müstehaktır.

            Ahmet,arkadaşına bunları anlatırken,aslında derin derin acı çekmektedir. Çünkü,elinden geldiğince,riyaya kaçmadan dinini yaşamaya gayret eden samimi bir mü’mindir.

            Gözü bir noktada (sanki kendi kendine konuşur gibi) mırıldanır Ahmet :

            -Hey gidi Mehmet,keşke senin dediğin gibi olsaydı Hacı Müslim. Yardım için aracı olarak gelene söylediği şu sözlere Şeytan bile hayret etmiştir Allahü a’lem.

            Mehmet:

            -Neymiş o sözler? Hele söyle..

            Ahmet:

           - Demiş ki: “Ben bu serveti yeğenim olacak o beyinsizle, oğlunun aklına uyan bacım için mi biriktirdim? Bacımsa bacım. Allah,Allah!. Dükkanı açmadan iyi düşünselermiş.Hasta olmuş,olacakmış filan. Olabilir de!.Ne yapayım! Allah versin şifasını!.

            Aile faciası olacakmış..

            Vakti zamanında akılları neredeymiş!..”

            Tam o esnada ikindi ezanı okunmaya başlamış.

            Aracı kişi,gönlü buruk,üzgün bir şekilde ısmarlaşıp gitmiş.

            Hacı Müslim mi ?

            İkindiyi eda için camiye girmiş..

           

Bu yazı toplam 7092 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Haber Ordu | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0452 777 5 666 | Haber Scripti: CM Bilişim