• BIST 96.075
  • Altın 238,954
  • Dolar 5,8253
  • Euro 6,5556
  • Ordu 12 °C

MEVLANA MOĞOL AJANI MI İDİ?

Muzaffer GÜNAY

            MEVLANA MOĞOL AJANI MI İDİ?

            Bir önceki yazımız da Mevlana ve Mesnevisi üzerine idi. Yine aynı konuya fakat bu kez değişik bir açıdan bakalım.

            Mevlana’nın Moğol ajanlığı meselesini aydınlatmak için önce,biraz tarihe bakmak,daha ötesi, tarihi kaynaklara müracaat etmek galiba elzem gibi. Zira,bir-iki cümle ile geçiştirilebilecek kadar basit bir suçlama değil ajanlık. Ve gerçekse eğer,çok ağır bir suç. Suç elbette.Çünkü,Selçuklular’ın Başkenti Konya’da yaşayan ve üstelik zamanın bir uçtan diğer uca, İslam dünyasının kendisinden bir şekilde sitayişle bahsettiği,başına taç yaptığı bir büyük adam söz konusu olunca,mesele de oldukça hassas hale geliyor.Kafalar karışıyor,gönüller bulanıklaşıyor,asırların Gönüller Fatihi sıfıra müncer oluveriyor birden bire.Ben ilk okuduğumda ve tarihçi bilim adamlarından dinlediğimde, ilkin çok sert tepki verdim homurdanarak. Ama,giderek okumalarım derinleştikçe,gerçeklerle yüzleştiğimi anladım.

            Evet,inanması güç olsa da,kimi tarihi kaynaklar,Mevlana için “MOĞOL AJANI” suçlamasını yapmaktadır.Evet,cidden ağır bu itham.”Gönüller Sultanı”,nasıl olur da,kendisini gönüllerine sultan yapan milyonlarca müslümanın devleti olan Selçuklu’yu nerede ise tarih sahnesinden süpüren talancı Moğol sürülerinin ajanı olabilir?..Ki,Mevlana,önce ve öncelikli olarak bir Selçuklu insanıdır.Nasıl “Ajan” olabilir? Nitekim,Selçuklu  o savaştan (Kösedağ Savaşı-1243) sonra bir daha toparlanamaz. Öyle ise bu bir “yerle bir etme” değilse,nedir?

            Mevlana,oğlu Ulu Arif Çelebi ve şems toptan Moğol yanlısı bir politika gütmüşlerdir. Nitekim,Selçuklu Veziri Hace Nasreddin(Nasreddin hoca),Ulu Arif  Çelebi’ye,niçin Moğol yanlısı olduklarını sorduğunda aldığı cevap şöyledir:

            “Biz dervişleriz. Bizim nazarımız Allah’ın iradesine bağlıdır.O iktidarı kime verirse,biz onun tarafını tutarız.”( Bkz. Menakibu’l-Ârifin,Eflaki,c.II,s.925)

                Mevlana’nın Selçuklu Yönetimi’ne olan husumet ve düşmanlığı, husumet/düşmanlığı,Vezir Hace Nasreddin’in,baştan beri Moğolları destekleyen ve aynı zamanda da Mecusi olan Şems’i bir suikastle öldürmesinden sonra  daha bir artmıştır. Zaten saklamadığı Moğol yandaşlığını büsbütün aleniyete dökmüştür.

                Mevlana’nın bir müddet ders aldığı Seyyid Burhaneddi’n de fanatik bir Moğol taraftarı idi. Nitekim,Moğollar Kayseri’yi kan gölüne çevirdikleri halde,orada bulunan S.Burhaneddin’e büyük bir saygı ile beraber,eteklerine altın saçmışlardır. ( Mevlana Ailesi’nde Türk Milleti ve Devlet Fikri,Kültür Bak. S.20)

                Mevlana ve hocaları Şems ve S. Burhaneddin Moğol askerleri üzerinde ezoterik(Kabbalistik-gizemli) bir hakimiyet kurmuşlardı.(Aynı hakimiyeti Selçuklu Hanedanı ve halkı üzerinde de sağlamışlardı ki,farkı şudur. Bu kez,Veliyyullah’lık üzerinden büründükleri kılıfla bunu başarmışlardır.)

                Moğollar’ın yakıp yıktığı Kayseri’de yaşanan şu olay bunun tipik bir örneğidir:

            “(Seyyid Burhaneddin),Kayseri’nin hendeği yanında İlahi şarapla mest olmuş oturuyordu.Moğol askeri de şehri yağma ediyordu.Birden bire heybetli bir Moğol,kılıcını çekerek Seyyid’in hücresine(evine) geldi.

            (Seyyid,askeri kastederek),O’na:”Ey! Deme,çünkü sen her noktada Moğol kıyafetine bürünmüşsen de,bizce malumsun.Çünkü ben senin kim olduğunu biliyorum.” Buyurdu.

                Moğol derhal atından indi,baş koydu,biraz oturup gitti.Seyyid’in arkadaşları o adam hakkında sorguda bulundular. Seyyid :

            “Hırka içinde saklanan bu adam,tanrı kubbeleriyle örtülü olanlardandır” dedi.

            Bir an sonra bu adam döndü,Seyyid’in ayağına birkaç dinar saçıp,mürid olup gitti.” (a.g.e. s.21)

                Görülüyor ki,Moğol askeri,bu adamın adeta bir İlahi Işık olduğunu düşünmüş olmalı.Tabii bu anlayış,kısa zamanda tüm Moğol askerini tesiri altına almıştır.

                Mevlana ve yakınlarının çoğu,tam bir Moğol taraftarı olarak  gizli-açık,bir şekilde  Selçuklu’nun yenilmesi ve Müslümanlar’ın helak olması için Şeytan’ı bile yaya bırakacak derecede  çalışmışlardır.

                Selçuklu Ordu’sunda çok sayıda Kalenderi Dervişi de bulunuyordu. Mevlana ve işbirlikçi yakın çevresi işte bu dervişlere tesir ederek,savaş alanını terk etmelerini sağlayınca,savaş bir anda tersine döndü ve Selçuklu ordusu dağıldı.(1243,Kösedağ Savaşı).

                O sıralarda zaten  Anadolu’nun her tarafında Babaî isyanları(Türkmen/Kalenderi  Dervişler’in başkaldırısı) devam etmekteydi. Eğer böyle bir iç isyan çıkmasaydı,80 bin kişilik Selçuklu Ordusu’nun 35 bin kişilik Moğol Ordusu karşısında öyle hemence dağılması söz konusu olur muydu!..

                Başlıktaki sorunun cevabı işte böyle..

                Biliyoruz ki,gerçeklerin er geç, ama mutlaka ortaya çıkmak gibi kötü bir huyları vardır.

                Mevlana’nın 22 kuşaktan torunu da 1956 yılında Suriye’de iken dedesi gibi faaliyet gösterirken sınır dışı edilmişti.

Bu yazı toplam 2455 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Haber Ordu | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0452 777 5 666 | Haber Scripti: CM Bilişim