• BIST 99.740
  • Altın 219,973
  • Dolar 5,3173
  • Euro 6,0395
  • Ordu 9 °C

MÜSLÜMANLARA DÜNYAYI DAR EDEN ÇARPIK KADER ANLAYIŞI

Muzaffer GÜNAY

​Kader konusu,kadim zamanlardan beri  insanlığın gündeminden hiç düşmemiş olup güncelliğini hep korumuştur,korumaktadır.
​Günümüzde de bir şekilde devam etmektedir.
​Sadece  tansiyonu belki biraz düşmüş,düşürülmüş olabilir,o kadar.
​Kadim Yunan ve Mısır’dan,İran ve Mezopotamya’ya,Çin’den,Avrupa’ya kadar yer yüzünün her noktasında yaşamış ve yaşamakta olan toplumlarda varlığını hep sürdüren kader ve türevleri meselesi üzerinde durmadan, sadece Hz. Pegyamber’den günümüze kadar özet bir analizini yapmaya çalışacağız.Detaya girersek,maksadımızı anlatmakta eksik kalabiliriz zira.
​İslam ümmetinin idarecilerinin çoğunluğu,güç ve iktidarlarını sağlamlaştırmak ve kesintiye uğratmadan sürdürebilmek için dini, kiraladıkları mollalar,alimler ve ruhani odaklar eliyle tahrip etmekten çekinmemişlerdir.
​Keza meleler (ileri gelenler) ve mütrefler de(şımarık zenginler,kodamanlar) aynı yöntemi kullanarak hem idarecilerin hem de kendilerinin statükosunu tahkim etmekten geri durmamışlardır. Çünkü,aynı yolun yolcularıdır bunlar.Dediğimiz gibi bu günde böyle.
​Bir tevhid dini olan İslam,zorba idarecilerin,mele ve mütreflerin toplumun ümüğünü sıkarak devşirdikleri güç ve servetin İlahi adalete tamamıyla zıt olduğunu açık ve kesin olarak beyan eder. Peygamberlerin tümü de zaten öncelikli olarak bu zalimlere haddini bildirmek ve böylece kurdukları zorbalık sistemini yıkmak suretiyle, toplumsal huzur ve ahengi sürdürülebilir kılmak üzere  görevlendirilmiştir. Toplumu bu formata uygun olarak terbiye etmek için gösterdikleri gayret ve  çabaların tümü,işte bu ilahi görevin gereğidir.
​TEVHİD DİNİNİ BOZMAK İÇİN KADER ANLAYIŞINI BOZAN ZİHNİYET
​Takdir,mukadder,miktar gibi türevleri olan kader kelimesi, anlam olarak  ölçü,yasa,kısmet,şans gibi anlamlara gelir. Kur’an’da 11 ayrı anlamda geçmektedir. Kader. Sünnetullah’tır,Allah’ın sürekli olarak işleyen kanunlarıdır. Yer çekimi,güneşin ve ayın,gecenin ve gündüzün deveranı,yağmurun yağması vb..
​Kur’an’da  imanın şartları içinde kadere iman diye bir şey yoktur: “Ey İmanlar edenler,Allah’a,Meleklerine,Kitaplarına,Peygamberlerine ve Ahiret gününe iman ediniz.” (Nisa,136).  
​Kadere iman,Hadis külliyatında sadece İmam Buhari’nin talebesi olan Müslim’in kitabında Cibril Hadisi’nde geçer. Bu kadar.
​Gerçek böyle iken,Hz. Peygamber’den çok kısa bir zaman sonra nasıl olmuş da Kadere iman  girmiş imanın şartları arasına? Girmiş ve bir daha çıkarılmamış..
​Kader,kısa bir zaman sonra kaderiyecilik olarak mezhep haline gelir. Bunda zamanın alimleri kadar zorba yöneticilerin de büyük günahı ve katkısı olduğunu tarihi veriler ortaya koyuyor zaten.
​Öteki adı Cebriyecilik olan Kaderiyecilik,maddi sultanların da sözüm ona mana sultanlarının da,öte yandan mele ve mütref zümrelerinin de işine yaradığı için, böyle bozuk itikat sahipleri daima desteklenmiştir.
​Kul yaptıklarından sorumlu değildir. Allah’ın kendisine verdiği cüzi yaratıcılık melekesi ile takdir edilenleri yapmaktadır o kadar. Cinayet işler,zina yapar,çalar.Suçu,günahı yoktur.Çünkü Allah öyle istemiştir.
​Bu sebeple,başa gelene itiraz etmek günahtır,hatta küfürdür. Rıza esastır.Ses çıkarmayacaksın. Süklüm büklüm oturacaksın oturduğun yerde.
​İnsan,rüzgarın önündeki bir yaprak gibidir. Savrulmaktır ona düşen görev.Acı çek,öldürül,malın çalınsın,emeğin sömürülsün;sus,ağlama.. Çünkü Allah böyle istedi.
​Kader, Allah’ın takdiridir. Tamam, eyvallah.Fakat kadercilik/Cebriyecilik(Fatalizm) dinin afyon yüzüdür.Bir çok düşünür,”Din afyondur..” derken,Din’e karşı din’i( şirk dini) kastetmektedir. Burada kul,yaptığı tüm çirkin fiillerin sorumluluğunu üstünden atmanın rahatlığını yaşayarak vicdanen de müsterih olmuş oluyor. Açıkçası,geniş halk kesimlerinin de işine geliyor Kaderiyecilik. Yoksulsa,”ne yapalım Allah böyle takdir etmiş”,diyerek rahatlıyor. Oysa,“İnsan için ancak emeği kadarı vardır..” (Necm,39) ayeti,herkesin rızkını kazanmakla mükellef olduğunu apaçık beyan ediyor. Böylece,tembelliğine,eringenliğine,pısırıklığına dini bir kılıf bulmuş olmakla kalmıyor,Tevhid dinini şirk bulaştırmakla  afyonlaştırıyor.Ne vahim bir hastalık!..
​Dünya hayatına düşkün olanlar da,olmayanlar da kadercilik perdesi ile kendince güya mükemmel bir dini gerekçe bulmuş olmanın hoyrat rahatlığını yaşamış oluyor tekraren söylersek.
​İşte tarihten beri Müslümanlar’ın en hastalıklı dini inanışlarından biri,(daha çok var)belki en zehirlisi bu çarpık kader algı ve anlayış olmuş oluyor tabiatıyla..
​Özellikle yönetici zümre ve beslemesi kimi ulema,  hep bu zehirli sudan(Şirk dini) içerek statükolarını korudular tarih boyunca.
​Halk kesimleri ise daha çok bilmeden şirk dininin bu sapkın inancına teslim oldu. Şöyle: Yöneten zulmettikçe,kıyam etmek yerine,”ne yapalım,kaderimiz böyle..” miskinliğine yatarak kırbaçlanmaktan,zindanlara atılmaktan,öldürülmekten kurtulmayı yeğlediler..
​Hz. Ömer huzuruna getirilen hırsıza:
​“Niçin çaldın?” diye sordu.
​Hırsız:
​“Allah’ın hakkımdaki kaza ve kaderi böyle olduğu için çaldım.”dedi.
​Hz. Ömer,hırsızı hem hapse attırdı,hem de sopa vurdurdu.
​“Niçin sopa vurdurdun?” sorusuna,”Allah’a iftira ettiği için” diye cevap verdi..
​Zalim yöneticilerden biri olan Emevi Halifesi Abdül Melik b.Mervan’ın şu cümleleri işin vahametini kafi derecede açıklıyor:”Benim iktidarım Allah’ın kaderi,bana karşı geldiği için öldürdüklerimin ölümü de Allah’ın kazasıdır..”
​Zalim Melik’e göre,demek oluyor ki,tek sorumlu Allah…sümme haşa..
​Hz. Osman’ın evini kuşatarak taşlayanlar,”Seni taşlayan Allah’tır” dediler.Hz. Osman: “Yalan söylüyorsunuz,Allah atsaydı attığı taşları hedefine isabet ettirirdi..” dedi. Aynı Hz. Osman,isyancıların öfkesini söndürmek isteyenlerin ”Yaşın yetmiş oldu,artık yaşlandın.Şu halifeliği bırak” önerisini,” Allah’ın bana giydirdiği halifelik gömleğini O istemeden çıkartmam..” diyerek geri çevirdi.Hz. Osman’ın bu tepkisi ekser ulemaya göre bir çelişki halidir.
​Kasa,masa,nisa ayartır,bozar.Hz. Adem bile Şeytanın ayartmasına( servet ve saltanat vaadine) bir anlığına da olsa teslim olmaktan kurtulamamıştır. (Bkz. Taha,120).
​Oysa,Kur’an doksan ayetle,hür irade ve ahlaki sorumluluğa vurgu yapar. İnsan yaptıklarından sorumlu değilse şayet;aklın,iradenin,cennetin,cehennemin,peygamberin,kitabın,imtihanın ne manası kalır?
​Yirmi sene iktidarda kalan Abdülmelik b.Mervan (685-705) tüm zorbalık ve zulümlerini Allah’a yüklemekten kaçınmamıştır.Güç ve iktidar hırsı böyle bir şeydir işte. Şeytan’a ve nefse mağlup eder,akibet de cehenneme atılmak olur.
​Kimi alimlerin kendi canlarını ve ikballerini korumak ve devam ettirmek açısından, sultanlara yalakalık yaparak, Tevhid dinine aykırı bir çok şirk sözleri  sarf etmekten hatta kitaplarına yazmaktan geri durmamış olmaları da tarihi bir vak’adır.Amiyane tabirle sultanlarla paslaşmışlardır. Bu gün de görülmekte böylesi traji-komik haller..
​Emeviler,Kaderiyeciliği bir Devlet tezi/ideolojisi haline getirdi.Ümmetin tüm servetinin dörtte üçüne sahip olmalarına rağmen, Emevi saltanatının mümessilleri,başta muttaki alimler olmak üzere, kimi cesur insanları  en sert yöntemlerle sindirmişlerdir.Yetmezmiş gibi,”Bizim kaderimiz size hükmetmek,sizin kaderiniz de bize mahkum olmaktır..” minvalinde güya Kur’an’dan deliller uydurarak çürük tezlerini savunmaktan da hazer etmemişlerdir.
​Arapçı ve şirke bulaşmış Emevi saltanatı zihniyet olarak,öyle veya böyle doz farkıyla günümüze kadar sürüp gelmiştir.”Dünya bir sultana geniş,iki sultana dar..”dedirtecek kadar egemen olma hırsının,iştihasının Kur’an bağlamında izah edilebilecek bir meşruluğu her halde yoktur.
​Kur’an’ın hükmü açık: “Saldırmadıkça saldırmayınız..”
​Fetih başka,hükmetme hırsı başkadır.
​“Kul yaptıklarından sorumlu değildir..” yalanının arkasına sığınanlar sadece zorba idareciler değildir elbette.Servet biriktirme ve yığma hırsı ile meleleşen ve mütrefleşenler de aynı yolun yolcusu olmuşlardır ve bu gün de böyledir durum/ vaziyet.
​Devam edeceğiz bu konuya inşallah..
 
 

 

Bu yazı toplam 894 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
GÜNDEMDEN ÖNE ÇIKANLAR
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Haber Ordu | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0452 777 5 666 | Haber Scripti: CM Bilişim