21 Mayıs 2012 Pazartesi

Mustafa BİLGİÇ

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

NASIL BİR MÜSLÜMANLIK?

12 Ekim 2010 00:47

Mustafa BİLGİÇ
Ünye Müftüsü

 

Din fani ile baki arasındaki ilişkiyi ifade eder. Dolayısıyla bu ilişkiyi tanımlamak dünyanın en zor işi olmakla beraber dünyanın en anlamlı, en doyumlu ve en coşkulu işidir ve din her zaman Hz. Ademden bu yana insanlığın gündeminden düşmemiş her zaman varola gelmiştir. Bugün dünyayı gezin hukuksuz, edebiyatsız, duvarsız şehirler göreceksiniz. Fakat mabetsiz şehirler göremezsiniz. Onun için din her zaman insanoğlunun gündeminde varola gelmiştir. Burada asıl sorulması gereken hangi din? Allah’ın dini mi? Yoksa Allah’ın dinine karşı insanların uydurduğu veya yozlaştırdığı din mi? Bir dinin Allah’ın dini mi ,yoksa insanların yozlaştırdığı özünden kopardığı veya uydurduğu bir din mi olduğunu nasıl fark ederiz? Bunun ölçüsü var mı? Kur’an’ın ve Hz. Peygamberin bütüncül olarak emir ve talimatlarına   ve tarihsel süreç içerisindeki peygamberlerin mücadelelerine  baktığımız zaman şunu görürüz :    Yeryüzünde şerrin ortadan kaldırılması ve bununla mücadeleye yol açmayan din adı ne olursa olsun ister ılımlı İslam, ister tarikat, ister cemaat deyin. Neticede bu din olsa olsa Allah’ın dinine karşı insanların uydurduğu bir beşer dinidir. Çünkü İslam zulmü ortadan kaldırmak tevhit ve İnsan hakları  ağacını dikmek ve onu her türlü kötülüklerden zulümden insanları korumak ve kollamak için gelmiştir. Bu iki gerçeği koruyamaz iseniz insanın  yaşam kalitesini artıramazsınız. Yaşam kalitesi bedenen değil zihnen ruhen insan geliştirmekle olur.

Ama nasıl? Dünya ve ahiret mutluluğunu sağlamak ile olur. Buda tevhit ağacını dikmek yeryüzünde bütün kötülükleri, zulmü ortadan kaldırmak, insan haklarını tesis etmek ile olur.    

 

EMRİ BİL MARUF NEHYİ ANİL MÜNKER İLE İBADETLER ARSINDAKİ İLİŞKİ

 

İyiliği emretmeyi kötülükten men etmeyi hayatımıza rehber edinmemiz lazım. Bütün insanlığın yegâne öğretmeni peygamberler hep bunu yapmış. Bizim namaz kılmamız, oruç tutmamız, hacca gitmemiz nafile ibadetlere ağırlık vermemiz başta İslam dünyasında kötülükleri zulümleri ortadan kaldıramıyorsa burada bir sıkıntı var demektir.

Gerçekte ibadetlerin amacı başta iyilik emretmek kötülüklerden nehy etmek olmak üzere din adına yaptığımız her şeyde hayatın her alanında bizlere yüksek bir motivasyon, disiplin ve manevi bir   enerji kaynağı verir.

İbadetler iç disiplin iç denetim ve iç motivasyonun üretildiği yerlerdir. Özellikle oruç ibadeti bunların kazanılmasında zirve bir değere sahiptir.

Kur’an’ı  Kerimde  Cenabı Hak “ Namaz insanı her türlü kötülüklerden alıkoyar” demektedir. Eğer ibadetlerin insanın hem kendine hem de dışarıya yönelik olumlu pozitif bir katkısı yoksa  bu ibadetlerin Allah katında bir geçerliliği tartışılır.

 

Bütün insanlık  ciddi bir tehlikede iken müslümanlar geleneksel bir dindarlık telakkilerini yerine getirmenin haricinde hiç mücadele vermiyorlar, sadece günü  kurtarma peşinde koşuyorsa bu; bencillik, egoizm anlamına gelecek  tavırdan başka bir şey değil.

Böyle giderse  dini rafine bir uyuşturucu haline getirmek gibi bir durumla karşı karşıya kalırız “Allah göstermesin”. anlamına gelir.

Ümmetin ve insanlığın sorunlarından ve sorularından uzak kalmak, sorumluluk  almamak için ibadetleri bir kurtarıcı olarak görmek ibadetimizin içini boşalttığı gibi insanlığımızın da içini boşaltır.

Avrupalılar  Afrika’yı sömürmek için dinlerini bir araç olarak kullanmadı mı? Yani Misyonerlik faaliyetinin arka planında İktisat ve Siyasi projeler yok muydu? Din bahane büyük devletlerin çıkarı şahane değil miydi?.Onun için biz müslümanlar ibadetlerimizi onlar gibi rafine bir uyuşturucu gibi değil gerçek amacımıza hizmet ettirelim.

İslam’ın amacı yeryüzündeki bütün kötülükleri ortadan kaldırmak, insan haklarını egemen kılmak her türlü iyi ahlakı hakim kılmaktır. Bütün ibadetlerimiz bu güzel amaca hizmet etmelidir. İslam bizim bir taraftan  Allah’a ibadet edip, diğer taraftan da dünyayı  despotlara, zalimlere bırakmamızı ister mi? İslam namazı da ibadet görür zulüm ile mücadele etmeyi de ibadet görür. Biri resmi ibadet diğeri gayri resmi ibadettir. Yani biri formal diğeri informaldir. Her ikisinin de ibadet olduğuna kuşku yoktur.

Dindarlığınızı Allah indinde değerli olup olmadığını anlamak istiyorsanız dindarlığınızın kimin işine yarayıp yaramadığına bakın.

Eğer dindarlığınızdan zulmeden kötüler faydalanıyorsa şeytana bir fırsat doğuruyorsa yani dindarlığınız arttıkça cehaletiniz sapmanızda artıyorsa sizin değeriniz budur.

Eğer sizin dindarlığınızdan hem siz hem de mazlum insanlar razı fakat zulmedenler, aktif kötüler razı değilse sizin dindarlığınız yeryüzünde ki huzurun, istikametin teminatıdır.

Sizin elinizle din, medya vaizleri eli ile  magazinleştirilmiş ise sizin dindarlığınız dinsizlikten bile daha tehlikeli olabilir. Çünkü bu durum dinsel yozlaşmaya konu olmaktadır. Sakın şu unutulmamalıdır. Buradaki eleştirdiğimiz husus dinin kendisi değil, islamın kendisi değil bizim hayatımızdır, müslümanlık yorumlarımızdır, telakkilerimizdir, öngörülerimizdir.

İslam’a yapılacak en büyük kötülük bu dinin içini boşaltmak, dini şekilciliğe teslim etmektir.

Eğer bu dinin içinde tevhit, ibadet, ezan,bayram,Cuma namazı,istikamet, infak, kardeşlik, sabır, iyiliği emretmek kötülükten nehy etmek, üretmek, çalışmak vb. kavramlar derinliğini kaybetmiş ise İslam İslam olmaktan çıkmış demektir. Çünkü bu kavramlar İslam medeniyetinin kurucu unsurlarındandır..

Dinimiz islamı ifrat ve tefrit çizgisinden uzak tutmamız lazım.

Zira toplumun bir kesimi ifratın içerisinde diğer kesimi tefritin içerisinde yaşayamaz. Yaşarsa bu yaşam insanca, müslümanca yaşam değildir vesselam.

Bu yazı toplam 2529 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.