• BIST 100.141
  • Altın 218,460
  • Dolar 5,2903
  • Euro 6,0256
  • Ordu 9 °C

ÖLÜM YIL DÖNÜMÜ VESİLESİ İLE MEVLANA VE MESNEVİ

Muzaffer GÜNAY

 

​​ ÖLÜM YIL DÖNÜMÜ VESİLESİ İLE  MEVLANA VE MESNEVİ
​Bilindiği gibi Aralık ayı Mevlana’nın ölüm yıldönümü olduğu için memleketi olan Konya’da en üst düzeyde törenlerle anılacak;hemen her sene ki gibi.
​Biz bu vesile ile kısacık da ola,Mevlana ve Mesnevi hakkında biraz bilgi vermeye çalışalım:
​Mevlana (1207-1273),Afganistan’ın Belh şehrinde doğmuştur. Asıl adı Muhammed,lakabı Celaleddin,ünvanı ise Rumî’dir.Bu ünvan, O’na Moğol Hükümdarı/komutanı Baycı Noyan tarafından verilmiştir.Mevlana (Efendimiz) lakabı,müridlerince verilmiş bir yüceltme sıfatıdır.Babası Bahaeddin Veled,annesi Mümine Hatun’dur.Mevlana,daha beş yaşında iken babası ve tüm ailesi ile birlikte uzun bir yolculuktan sonra Konya’ya gelmiş ve  bütün ömrünce burada yaşamıştır.Türbesi de Konya’dadır.
​Mevlana büyük bir şair ve Sûfi’dir.Şairliği,kesbî değil, Fıtri’dir. Yani tabiatında vardır. Ayrıca bir müddet de Müderris olarak ders vermiştir.Bir dahi olduğu zaten bilinmektedir.
​6 ciltten(o zamanlar defterler halinde idi) oluşan Mesnevi’nin ilk cildinin Mukaddimesi’nde Mevlana eserini şöyle tanıtır:
​“Haza Kitab’ül-Mesnevî(Bu Mesnevi Kitabı’dır.M.G.)
​Ve hüve Usul-i,Usul-i, Usul’id-Din’dir.(Mesnevi,asılların asılların asıllarıdır.M.G.)
​La yemessühü illal mütahharûn.(O’na ancak temiz olanlar dokunabilir.M.G.).Bu cümle ayet-i kerime mealidir.
​Tenzîlün min Rabb’i’l-Âlemîn’dir. (Bu da bir ayet olup meali şöyledir :” Allah tarafından indirilmiştir.”M.G.)
​Bu cümleler,oldukça maksadını aşan ifadeler. Nitekim,Mevlana’nın bir muhibbi(dostu) oğlu Sultan Veled’e gelerek şöyle der:
​“Ey  Sultan Veled,baban Mesnevi’ye neden Kur’an demiş? Bir çokları itiraz ediyor,biz savunamıyoruz..”
​Bunu duyan Mevlana,öfkeli bir sesle dostuna:
​“Ulan eşek, niye Kur’an değil? Ulan ahmak, niye Kur’an değil? Ulan anası kahpe,niye Kur’an değil?..” diyerek  eserini savunur.
​Oysa itirazcılar haklıdır. Çünkü,Mevlana, eserini Kur’an gibi hatta daha üstün olarak nitelemektedir. Ve hüve Usul’üd’din..…bunu ortaya koymaktadır.(Yukarıdaki tanıtım cümlelerini bir daha okuyun lütfen.)
​Arapça bir kelime olan ve her beyti ayrı uyaklı bir Divan Edebiyatı Koşuk biçimi olan Mesnevî beyitler halinde yazılmıştır.
​Mesnevi’nin İbranicesi Mişnavi’dir. Mişna (Açıklanmış Öğreti),ise,Yahudiler’in Kutsal Kitabı’dır.
​Mesnevi altı cilttir. Zerdüştlük dininin kutsal kitabı Avesta altı cilttir.
​Büyük Alimlerden Mola Cami’de(1414-1492):Mevlana’nın Mesnevisi Pehlevi(İran) dilince Kur’an’dır..” der.
​Mesnevi’de anlatılan hikayeler,daha ziyade devrin sosyal,aktüel ve siyasal konularını işler.Ayrıca, müstehcen ve edeb sınırlarını zorlayan hikayeler hiç de az değildir.O derece ki,burada bunları nakletmek,edebe aykırı düşer.Arzu edenler,Mevlana’nın eserlerinden okuyabilirler.
​Tarih boyunca,Mesnevi’nin bir çok şerhi yapılmıştır. Misal olarak, Osmanlı döneminde 60 kişi Mesnevi’yi şerh etmiştir.
​Mesnevi’de yer yer kin,alay ve intikam amaçlı gerçek/uydurma hikayelere de mevcuttur.
​Bunlardan biri Nasreddin Hoca olarak bilinen Nasur’id’-din bin Mahmut’dur. Tarihi kaynaklara göre( Menakibül Arifin,Eflaki),Mevlana’nın hocası v e sohbet arkadaşı olan Şems,bir dönem Vezirlik yapan Nasu’id-din bin Mahmut tarafından Mecusi olduğu gerekçesiyle öldürülmüştür. İşte Mevlana,bunun intikamını almak için,daha sonraları Ahi Teşkilatı’nın Başkanı olan Ahi Evran Çelebi hakkında bir hikaye kaleme alır.Hikayeye geçmeden önce,Ahi Evran Çelebi’nin aynı zamanda iyi bir tabip olduğunu, kış uykusuna yatan zehirli yılanları toplayarak zehrinden panzehir/ilaç ürettiğini belirtmek gerekir.
​Gelelim uydurma hikayenin özetine :
​Ahi Evran,yılan toplamak için kayalıklara gider. Derken,kocaman bir kayanın altında sütun gibi   çıngıraklı bir yılan bulur. Fakat,yılan kış uykusundadır. Uyanması için sıcak iklim gerekir. Ahi Evran,deri sandığa koyduğu yılanı alarak sıcak bir memleket olan Bağdat’a gider.Sokaklarda gezinirken yılan uyanır. Ahi Evran,sırf gösteri olsun diye,yılanı salar. Yılan çirkin ve tiz sesler çıkara çıkara insanlara saldırır.Merakından yılanı seyretmek için toplanan kalabalık, bundan çok korkar ve çığlıklar ata ata öteye-beriye,sokak aralarına kaçışırlar… derken,o kadar bir kargaşa olur ki,kimileri ezilir ve ölür.
​Hikaye böyledir.
​Prof. Dr. Mikail Bayram,Mevlana’nı bu hikayeyi yazmaktan  maksadının Ahi Evran’ı halkın gözünde küçük düşürmek  olduğunu iddia eder.
​Dememiz  o ki,tarihi şahsiyetleri farklı farklı kaynaklardan okumak,insanı daha isabetli düşünmeye yöneltir.
​Mevlana’nın Selçuklular’a karşı savaşan Moğollar’ı desteklediğini söyleyen tarihçiler de vardır ki,bu bir başka yazının konusu olabilir.
Not: (Bu yazı,S.Ü.Tarih Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Mikail Bayram’ın,04.05.2012’de Süleymaniye Vakfı’nda yaptığı Mevlana-Ahi Evran Mücadelesi adlı konuşmadan istifade edilerek hazırlanmıştır. M.G.)
Bu yazı toplam 1542 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
GÜNDEMDEN ÖNE ÇIKANLAR
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Haber Ordu | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0452 777 5 666 | Haber Scripti: CM Bilişim