• BIST 94.783
  • Altın 246,082
  • Dolar 5,9336
  • Euro 6,6209
  • Ordu 15 °C

​​SAYIN BAŞBAKAN BU BELAYI DA SAVUŞTURACAK İNŞALLAH

Muzaffer GÜNAY

 

​Ortalık toz duman.. Üç günden beri kamuoyunun kafası çok fena karıştırıldı.”At izinin it izine karışması..”na benzer bir kaos manzarası ile yatıp kalkıyoruz.
​Büyük bir tezgahla karşı karşıya ülkemiz. Tezgahın kumandası ABD-İsrail-Avrupa şer üçlüsünün elinde ve tekelinde.
​Sayın Başbakan Ordu’da bunu apaçık beyan etti.(21.12.2013).
​Şuna buna inanacak halimiz yok. Elbette sayın Başbakan’a inanacağız.
​Lağım suları gibi ortalığa saçılan yolsuzluk iddialarının (evet iddia) ÖZNELERİ’NİN işte bu küresel karanlık güç ve kullandıkları iç dinamiklerin ortaklaşa marifeti! olduğu, az biraz  akl-ı selim sahiplerince hiçbir şüpheye gerek kalmaksızın anlaşılmış olmalıdır.Anlamayanlar ve anlamaktan kaçınanlar kendilerini,”bir mümin girdiği delikten ikinci kez girmez.”uyarısı üzerinden bir kere daha sorgulasalar hem kendilerine,hem de ülkenin barış ve huzuruna katkı sağlama basiretini göstermiş olurlar.  Çarşamba,Ünye,Fatsa ve nihayet Ordu meydan konuşmaları ile Başbakanımız hepimizin uyanık olmasını istedi. Hepimizin yani bütün bir milletin.. Buna Hizmet Camiası’na gönül verenler de dahil kuşkusuz. Çünkü,en ziyade o cenah öne çıkmış gözüküyor daha birkaç klik,grup ve oluşum ile birlikte vahim olayların zuhurunda.Dünya çapında büyük başarılara imza atan böylesine büyük bir STK’nın, siyasal İktidar ile bu kadar dikleşmesinin,ülkenin birlik ve beraberliğine verdiği zararı göremiyor olması mümkün müdür? Katiyyen.
​O Hizmet Hareketi ki,bu İktidar döneminde devasa bir büyüme trendi yakaladı. Hiçbir dönemde bu dönemdeki kadar büyümedi. Bankalar,sigorta şirketleri,gazeteler,televizyonlar,okullar,dersaneler ve daha bir çok  kuruluş..
​Hizmet tabanının,Hareket’in içinde kötü niyetlilerin olabileceği ihtimalini neden göz ardı ettiklerini anlayabiliyorum şahsım adına. Şöyle ki: Dini mahiyetli sosyal oluşumlarda(tarikatlar,cemaatler vb.) BİAT esastır. Biraz abartı ile söylersek,iman derecesinde hem de. Sıkıntının DÜĞÜM noktası işte burada. “Benim Büyüğüm Ne Derse Doğrudur..”ön kabulü. Oysa,Peygamberler bile hata yapabilir,yapmıştır da.. Nitekim Kur’an, Hz. Muhammed (sav) için,”Eğer biz müdahale etmeseydik Sen de yanlış yapacaktın..” uyarısı ile her beşerin hata ile malul olduğunu net olarak ortaya koymaktadır.
​Tamam.. Ortada bir yolsuzluk var. Kabul.. Her ne kadar Hukuken kesinleşmiş bir hüküm henüz yoksa da,diyelim ki,günlerdir konuşulan yolsuzluklar doğru.. Peki,bu durumda salim akıl ve ortak vicdan ne der? “ Yolsuzluk yapan cezasını çekmeli..” Buna itiraz eden mi var? Tabii ki,zerre kadar bile olsa kim Kamu malı çalmış ise en ağır ceza ile bedelini ödesin.Eyvallah!..
​Peki,Hizmet taraftarı medya ne yapmakta? 24 saat aynı şeyleri dönüp dönüm yayınlıyorlar. Biraz sakin olsanız kıyamet mi kopar? Durun az.. Bekleyin biraz. Hukuk ne diyecek görelim.. Di mi ya..
​Şükür ki,sayın Başbakan,işin farkında..Ne var ki epey gecikmeli olarak..Keşke,Resmi İstihbarat daha bir dikkatli olsaydı diyesi geliyor insanın. Başbakan,vakti zamanında bilgilendirilseydi,belki bu kadar can sıkıcı olayları konuşuyor,yaşıyor olmayacaktı ülkemiz şimdi.
​İşin içinde iş var.. Bilinenlerin gerisinde çok karanlık dolaplar çevriliyor. KÜRESEL GÜÇ VE İÇİMİZDEKİ MAŞALARI mealindeki  uyarısı ile acaba kimleri kastediyor sayın Başbakan?İçimizdeki maşalar/hainler,mihraklar kim,kimler?  Halkın çoğu bunun yeni yeni farkına varıyor kanımca.
​Şahsen benim en büyük endişem,tavandakilerin iki de bir yaptıkları beyanatlar yüzünden Türkiye sosyolojisinin/tabanının parçalanmak istenmesi.. Çok vahim hem de iki çarpı iki dört derecesinde vahim hakikat bu.
​Camia’nın tabanı kasıtlı değil. Asla,kötü bir niyet söz konusu bile edilemez. İşin nabzı,BİAT kültürü meselesi. Oysa,Allah bizi  şöyle ikaz ediyor:
​“AKLINI KULLANMAYANIN ÜZERİNE PİSLİK SAÇARIZ..” (Yunus,100).
​Ne demek bu? “Her insan yapıp ettiklerinden sorumludur,aklını kullanmayanın cezası pek ağır olacaktır..”
​Tarihten beri bu müzmin problem sürüp gitmekte bizim dünyamızda. Aklını kiraya verenler,gerek fert planında,gerekse cemiyet planında çok ağır faturalar ödemekten kurtulamazlar. Geçmişimizde cereyan eden  siyasal ve sosyal kargaşaları inceleyenler,bu hakikati görebilirler.
​Bu konu ile bağlantısı anlamında,ABD Ankara Büyükelçisi Ricciardone’nin şu pervasız sözlerine ne demeli?
​“YAKINDA İMPARATORUN ÇÖKECEĞİNİ GÖRECEKSİNİZ..”
​Kimi kastediyor bu pervasız adam?  Tabii k,Başbakan R.Tayyib Erdoğan’ı..Ama,Başbakanımız  BÜYÜK BİR DEVLET ADAMI KARARLILIĞI VE CİDDİYETİYLE ADAMA HAK ETTİĞİ KARŞILIĞI ŞÖYLE VERDİ:
​“HADDİNİ BİL! SENİ ÜLKEMİZDE BULUNDURMAK ZORUNDA DEĞİLİZ..”
​B:Elçi’nin hiçbir diplomasi nezaketine uymayan ve hatta ukalaca sözleri bile ülkemiz üzerinde kurulan tuzaklar ve düzenlenen oyunların BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİ PARÇALAMA AMAÇLI OLDUĞUNU GÖZLERE SOKARCASINA GÖSTERMİYOR MU?
​Peki  CHP Genel Müdürü’nün ABD B.Elçisi ile olayların patlak verdiği gün bir yemekte buluşup görüşmesi ne oluyor? Üzerinde fazla düşünmeye gerek var mı?.. Dönüyor bir şeyler.Ülkemin üzerinde kara bulutlar dolaşıyor.
​Bu meyanda biraz gerilere dönelim. Habur Krizi,Oslo Görüşmelerinin sızdırılması,Gezi Provaları!,hepsi,hepsi Hükümeti devrime amaçlı.Daha derindeki mi? Ne olacak;TÜRKİYEYİ KOMŞU ÜLKELERE ÇEVİRME ŞEYTANİLİĞİ…
​Siyasi İktidar’ın(kimi bakan,m.vekili vs.) da kimi eksiklikleri ve zamanı iyi düşünülmemiş tavır ve söylemleri de fitne ateşine odun taşınmasına bilmeden-fark etmeden katkı sağlıyor ve halen sağlamakta gibi geliyor bana.
​Çok sert söylemler yerine,biraz daha makul ve yatıştırıcı dil kullanılması daha iyi olmaz mı? Sen yine tedbirini al,gereğini neyse yap,suçluları bul ve hukuka havale et. Ama,faydadan ziyade,zarara;birleştirmekten ziyade ayrıştırmaya yol açan her çeşitten yöntem ve söylemden hassaten kaçınmak, YANGINA SU DÖKMEK gibisinden hayırlı bir hizmet olmaz mı?
​Bu babda,sayın Hüseyin Çelik yüreklere su serpen açıklamalar yapıyor örneğin.
​Taban birbirine küstürülmek isteniyor. Tepedekilerin birbirleri ile olan hesaplaşmalarında HAKK’ın ve haklının yanında yer almak, hepimizin üzerine düşen dini terimle adeta FARZ şu süreçte. Kutuplaştırıcı dil yerine ılımlı dil.. Hepsi bu.. Fakat,öbür yandan,Siyasi İrade,birlik ve beraberliğimize, Türkiye’nin gelişip büyümesine rıza göstermeyen,hatta yok etmek için Şeytani tertipleri ardı ardına sergileyen  YERLİ-YABANCI ŞER ORTAKLIĞI’NA EN AĞIR DARBEYİ İNDİRMELİDİR..Ben inanıyorum ki,küçük bir kesim hariç,76 milyon Sayın Başbakan’ın yanında saf tutmuş vaziyettedir.
            Birkaç zamandan beri sürüp gelen ayrıştırma operasyonlarına karşı toplumun kanaat önderlerine de büyük iş ve görev düşüyor. FİTNE KAZANI harıl harıl kaynatılıyor çünkü. Düşman bizi birbirimize düşürüp parçalamak isterken,biz inadına daha bir sıkılaştırmayız saflarımızı..
​Neticeten,halı hazırda Hukuki süreç devam ediyor yolsuzluklarla ilgili olarak. Yapılmış mıdır;yoksa kimi insanların işlediği cürümler üzerinden (rüşvet,zimmet vb.) HÜKÜMET dolayısıyla Türkiye’miz mi parçalanmak isteniyor? İşe MESELENİN PÜF NOKTASI BURASI..
​ SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN BU  SON AMA EN AĞIRI OLAN PARÇALAMA-AYRIŞTIRMA OYUNLARINI BOZACAK İNŞALLAH..22.12.2013
 
 
Bu yazı toplam 718 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Haber Ordu | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0452 777 5 666 | Haber Scripti: CM Bilişim