• BIST 99.862
  • Altın 220,117
  • Dolar 5,3194
  • Euro 6,0452
  • Ordu 9 °C

ŞİRKE BULAŞMAK ÇOK BASİTTİR

Muzaffer GÜNAY

            Bazı konular vardır ki,dibi görünmeyen deniz gibidir. Örneğin,”Kader”..Kader meselesi öteden beri,Akaid ve Kelam ilminin olduğu kadar, Tefsir ve Fıkıh ilimlerinin de üzerinde çokça yorum yaptığı derin bir meseledir. Mezhepler Tarihi’ne baktığımızda da durum farklı değildir.

            Nitekim,Kaderiye,Cebriye,Mutezile gibi mezheplerde “KADER”,birbirine zıt  yorumlara konu edilmiştir.

            Rasulullah(SAV),”KADER” üzerinde tartışmanın gereksiz olduğunu,sadece “iman etmekle” yetinilmesi gerektiğini ifade buyurmuştur. Kimi  Hadis kaynaklarında ise, “KADER”in dibi görünmeyen denize benzetilmesi oldukça manidardır. Bundan alınması gereken mesaj şöyle olabilir : Üstünüze sorumluluk  gerektirmeyen meselelerde münakaşaya girişmeyin,bunda bir fayda yoktur.

                Mahşer’de ŞEFAAT  konusu da (Peygamberler,evliyalar,şehidler  vb.nin Ahiret’te şefaatçi olması meselesi) kader gibi ihtilaflı bir meseledir.Alimler ve meşayihûn arasında uzun asırlar boyunca bu mesele hep tartışıla gelmiş olup halen devam etmektedir. Evvelki bazı alimler ve tasavvuf erbabı,”şefaat haktır.”derken, bazı alimler de (Tasavvuf erbabından şefaate inanmayan yoktur)tam aksini savunmuştur. Kader gibi bu meselede de günümüz alimleri ve kimi tarikat ileri gelenleri arasında sonu gelmez görüş farklılıkları devam edip gitmektedir. Her görüş,kendine göre delillerle konuşuyor tabii. Kimi alimler,”MAHŞER’DE ŞEFAAT YOKTUR..” görüşünü ayetlerden hareketle şöyle savunmaktadırlar :

                “Öyle bir günden çekinin ki,o gün kimse kimsenin yerine ceza çekmez,kimseden şefaat kabul edilmez,kimseden fidye alınmaz ve kimseye yardım edilmez.”(Bakara 2/48)

                “………Hesap verme günü nedir,nereden bileceksin..Gerçekten sen nereden bileceksin,hesap verme gününün ne olduğunu.O gün,kimsenin kimse için BİR ŞEY YAPAMAYACAĞI GÜNDÜR.O GÜN BÜTÜN YETKİ ALLAH’INDIR.” (İnfitar  82/13-19)

                “De ki: Şefaat yetkisi tümüyle Allah’a aittir.”(Zümer 39/44)

                “(Ya Muhammed) De ki: Ben kendime bile ne fayda,ne zarar verebilirim. Allah vermiş başka.” (A’raf 7/188)

                Ebu Hureyre’nin rivayetine göre,Peygamberimize”Kabilenin en yakınlarını uyar..” (Şuara 26/214) ayeti inzal olununca ,şöyle bir konuşma yapmıştır :

                “Ey Kureyş topluluğu! Kendinizi kurtarmaya bakın;Allah’ın yanında size bir faydam olmaz.Amcam Abdulmuttalib oğlu Abbas,Allah’ın yanında sana faydam olmaz.Halam Safiye,Allah’ın yanında  sana faydam olmaz.. Ey kızım Fatıma! Benim malımdan dilediğini iste,ama Allah’ın yanında sana faydam olmaz..” (Buhari,Vesâya,11)

                Şefaatin hak olduğuna dair görüş belirtenlerin delilleri ise oldukça zayıf gözükmektedir. Örnek vermeye pek gerek yok. Çünkü,yukarıda meali verilen ayetler gibi daha bazı ayetler  ile Hz. Peygamber’in konuşması,Allah’tan başkasının “Şefaatçi” olamayacağını gayet vazıh olarak ortaya koymaktadır.

                ÖLÜLERDEN YARDIM İSTEME :

                Müslümanlar arasında üzerinde en fazla görüş farklılıklarının olduğu ve el’an sürüp gittiği bir başka mesele de “Ölülerden(ruhlardan) yardım isteme ” meselesidir.

                Kur’an-ı Kerim’de ibadetlerle ilgili pek az ayet vardır. Ama,”ŞİRK” hakkında çok fazla ayet mevcuttur. Niçin acaba? Elbette bunun apaçık, görünür,haklı,anlaşılır sebepleri olmak lazım gelir. Öyle ya Allah’ın sebepsiz ayet indirmeyeceği besbelli iken..

                Örneğin şu ayet mealleri :

                “Darda kalmış kişi dua ettiği zaman,onun yardımına kim yetişiyor da sıkıntıyı gideriyor ve sizi yeryüzünün hakimleri yapıyor? Allah ile beraber başka bir tanrı mı var? Ne kadar az şükrediyorsunuz..” (Neml 27/62)

                “Yalnız  sana ibadet eder,yalnız senden yardım isteriz.” (Fatiha/1-5).

                “Şurası bir gerçek ki,insanı yaratan biziz.Ona  şah damarından daha yakın olduğumuzdan biz, içinin ona ne fısıldadığını biliriz.”(Kâf,50/16)

                Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır bu ayeti kerime okuduktan sonra şöyle bir soru sorar :

                 “Buna göre ruhlar nereden boşluk bulur da araya girerler?”

                Ölmüşün ruhundan yardım istemenin abesle iştigal olduğunu söyleyen alimler,gerekçelerini şöyle belirtmektedirler:

              Ölünün ruhunun sözde istenen yardımı yapabilmesi için,sırası ile işitmesi,dilemesi ,bilmesi,görmesi,konuşması ve  nihayet gereğini yerine getirmesi gerekir. Oysa  bunlar,Allah’a ait Sıfatlar’dır ki (Subûtî) şunlardır : Semi’,İrade,İlim,Basar,Kelam ve Tekvin..

                Durumun vahameti ortada.. ALLAH KORUSUN,ŞİRK BATAĞINA BULAŞMAK ÇOK BASİT.

                Görülüyor ki,Allah’ın Şirk mevzuundaki  onca ayet inzal buyurmasının hikmetini anlamak için âlim olmayan gerek yok.

                Muvahhid bir kalp kafidir.Bunun için Tevhid Akidesi’ni iyi anlamak farz.

 

Bu yazı toplam 1203 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
GÜNDEMDEN ÖNE ÇIKANLAR
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Haber Ordu | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0452 777 5 666 | Haber Scripti: CM Bilişim