22 Mayıs 2012 Salı

Hayri KÖSE

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

TREKKİNG-DOĞA YÜRÜYÜŞÜ

17 Ocak 2012 Salı 12:17

TREKKİNG-DOĞA YÜRÜYÜŞÜ 

Trekking, doğada yapılan yürüyüşlere genel olarak verilen isimdir. Dilimize İngilizce’den girmiş bir sözcüktür. Genel olarak doğa yürüyüşü olarak bilinse de esası motorsuz araçlarla yapılan yürüyüştür. 

Hızlı akan sosyal hayatın insanı ezen stresinden kurtulmak yeşil alanlar ile dağda patika yollarda iz sürerek gerçekleştirilen spor amaçlı bir yürüyüştür. 

Doğa tutkunlarının vazgeçilmez spor etkinliklerinin başında gelir dağ yürüyüşü. 

Trekking, oksijen deposu yemyeşil ormanların incecik uzanıp giden patikalarında veya sarp arazide, kaygan kıvrıla kıvrıla uzayıp zirvelere varan vadilerde, dağ, tepe sırtlarında yapıldığı için hem keyifli hem de heyecanları harekete geçiren bir yürüyüştür. 

Ben deniz geçtiğimiz haftalarda dağ yürüyüşü organizasyonuna katıldım. Heyecan ve zevkle hem yürüyüş yaptım hem de özlediğim doğa ile bir buluşma fırsatı yakaladım. 

Doğada olmak insana ayrı bir huzur veriyor. Irmağın çağıltısını, kuşların cıvıltısını dinlemek, kuru yapraklara basmak, temiz havayı teneffüs etmek, ağaçlara, yapraklara, yeşile dokunmak, dereler de yürümek, tehlikeli sarp arazide geçitler aşmak, dağların sırtlarına tırmanmak ve heyecan dolu bir yürüyüşün sonunda meydan ateşi yakarak ateşin başında soluklanıp, sırtüstü uzanarak uçsuz bucaksız gökyüzünü izlemek ve gözleri kapatıp doğayı dinlemek ne muhteşem bir dinlence  oluyor. Belki de yorgunlukların en tatlılarından, dinlencelerin en güzellerinden biri bu… 

İnsan doğa içinde yürüyüş yaparken her attığı adımda kendi içinde de yolculuk yapıyor… Benim de aklıma attığım adımlarda memleketim Ordu geldi.  Türkiye’min en güzel köşelerinden biri benim memleketim Ordu. Memleketimin yemyeşil ormanları, çağıl çağıl akan ırmakları, dereleri, başı dumanlı yalçın dağları, tepeleri var. Memleketimde öyle güzel dağlar var ki, öyle kuru kel dağlar değil; yemyeşil bin bir çiçeğin ağacın bitkinin bir giysi gibi örttüğü dağlar… Orada dağ başlarına kıvrıla kıvrıla uzanan patika yollarda yürümek, şırıl şırıl akan dere kenarlarında gezinti yapmak, insanın dudaklarını uyuşturan buz gibi kaynak sularından içmek… Hepsi yüreğimde coştu ve o an memleketimde olmak geldi içimden… Biliyorum, herkesin özlemidir kendi memleketi ve herkesin memleketi, dünyanın en güzel memleketidir. Ben de Şile’de yapmış olduğum trekkingde memleketime yolculuk yaptığımı hissetim ve memleket özlemimi giderdiğimi anladım. Nede olsa has be has Anadolu çocuğuyuz, köylü çocuğuz.  Nasır tutmuş ellerin sahibi nur yüzlü annelerin evlatlarıyız. 

Biz dereyi, taşı, toprağı, yeşili, ağacı, bitkiyi yani memleketi sevmeyeceğiz de neyi seveceğiz. Ahh ahh işte, trekking dağı, taşı toprağı sevmek oluyor, memlekete olan özlemi gidermek oluyor ve insana huzur veriyor. Haftanın ve hatta yılın stresini omuzlarınızdan atıyorsunuz. Adımlarınızda zihnininiz berraklaşıyor, tertemiz hava bütün vücudunuza yayılıyor, adeta içinizi kemiren sıkıntılar, soluduğunuz her nefeste kaybolup gidiyor. İçsel enerjiniz artıyor ve rahatladığınızı hissediyorsunuz.  

Düşünebiliyor musunuz, saatlerdir cep telefonunuz çalmıyor ve telefonunuz aklınıza bile gelmiyor… Şehir kaygısı, karmaşası, hem yüreğinizde hem de zihninizde bitmiş oluyor. 

Tabi bu yürüyüş bir yol kat etmedir ki birliktelik, uyum gerektirir… Yürüyüş ekibinizde halk arasında derler ya kafa dengi ekip arkadaşların da varsa değmesinler keyfinize. 

Tüm okuyucularıma bu spor dalını yapmalarını öneriyorum. İçinizdeki coşkuyu yeniden harekete geçirmek, adrenalini yaşamak istiyorsanız trekkingi mutlaka denemelisiniz. 

  

Bu yazı toplam 366 defa okunmuştur.
YORUMLAR
trekking
İDRİS BULAT
saraycık tada TREKKİNG yaopıyodun dimi hayri
30 Ocak 2012 Pazartesi 18:08