22 Mayıs 2012 Salı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yazarımız Hüseyin YÜRÜK'ün
25 Ekim 2009 Pazar 23:56

Yazarımız Hüseyin YÜRÜK'ün

Kitabı neşreden Alternatif Düşünce Yayınevinin yazar ile yaptığı röportajı sizler için sunuyoruz...
Yazarımız Hüseyin Yürük'ün, 'Türkiye'nin Demokrasi Tarihi' adlı eserinin birinci cildi bu hafta okuyucu ile buluştu. Kitabı neşreden Alternatif Düşünce Yayınevinin yazar ile yaptığı röportajı sizler için sunuyoruz...
 
Sizi Türkiye?nin Demokrasi Tarihini yazmaya sevk eden hangi düşünceler oldu?
 
Hüseyin Yürük: Yaklaşık yirmi yıldır Türkiye?nin yakın tarihi üzerine okuma ve araştırmalar yapıyorum. 5 yıl kadar önce 27 Mayıs 1960 Darbe dönemini anlatan ?Darbe Esaret ve Ölüm? isimli bir eserim de yayınlanmıştı. Bu araştırmalarım sırasında bir konu belirgin bir şekilde dikkatimi çekti. Yakın tarihi anlatan eserlerin satır aralarında, anlatılan resmi tarih tezlerinin dışında, gizli bir tarih saklı. Bir hatırat kitabında, bir inceleme kitabında, dönemi anlatan bir makalede, dönemle ilgili bir sempozyumda; bir olay, bir dönem, bir kişi, bir kurum hakkında bu zamana kadar hiç duyulmamış bir ayrıntıyla karşılaşınca çoğu zaman şaşkınlığımı gizleyemedim.
 
Nitekim ünlü siyaset tarihçimiz Prof. Dr. Kemal Karpat?ın da şöyle bir tespiti var: Türkiye?nin üç tür tarihi var. Biri resmi tarih, diğeri Batılılar tarafından yazılmış tarih, biri de sözlü tarih. En doğru tarihimiz halk arasında konuşulan bu tarihimizdir diyor.
 
Ben Kemal Karpat?ın bu tespitine 4. bir ilave daha yapmak istiyorum. Bizim bir de satır aralarında gizli tarihimiz var. Asıl tarihimiz de bu tarih?
 
Bu konuda bazı somut örnekler verebilir misiniz?
 
Hüseyin Yürük: Hay hay? Mesela bizim yakın tarihimizde Kurtuluş Savaşı günleri çok masalsı bir kurguyla anlatılır. Hâlbuki öyle değildir. Birçok yorgun savaşçının son hamlesidir Kurtuluş Savaşı. ?Vatan tehlikede, Anadolu?ya çıkıp bir isyan başlatalım? duygusu çok sonra ortaya çıkmıştır. İsmet İnönü başta olmak üzere Kurtuluş Savaşının birçok aktörü bir köşeye çekilip çiftçilik yapmak istemektedir o günlerde?
 
Dahasını söyleyeyim. İsmet İnönü hayatı boyunca hep cephe gerisinde, perde gerisinde bulunmayı alışkanlık haline getirdiğinden Kurtuluş Savaşı?na çok geç intikal etmiştir. Önce Ankara?ya gelmiş, daha sonra geriye dönmüş, zafer kazanılacağından tamamen emin olduktan sonra Milli Mücadeleye katılmıştır.
 
Hâlbuki kitaplarda bir kadronun sistemli bir şekilde planlarını uyguladığı anlatılıyor.
 
Hüseyin Yürük: Yakın tarihimiz, sanki Olimpos tepesindeki masalsı kahramanların yaşadığı bir hayat gibi anlatılıyor. Hâlbuki yakın tarih aktörlerimizin hepsi insandı. Hatta bu insanların kendi aralarında kıskançlıkları ve hesaplaşmaları vardı. Resmi tarihçiler bu yönleri hep görmezden geldiler.
        
Demokrasimizin hikâyesi de hazindir aslında, anlatıldığı gibi değildir. Uzun yıllar boyunca demokrasi bir aksesuar olarak köşede kaldı. İnsan hakları, basın hürriyeti, dini özgürlükler gibi kavramlar uzun süre hiç olmadı.
 
İstiklal Marşı?nın şairi Mehmet Akif, polis takibinden o kadar bunaldı ki ?Ben vatan haini miyim? Neden arkamda polis dolaşıyor?? diye kahrederek Mısır?a gitti.
 
Bizdeki Demokratik cumhuriyet zaman içinde tam bir polis devletine dönmüştü. O kadarki Atatürk?ü Başbakanı ve hatta garsonunun arkasına dahi polis taktılar.
 
Biraz da Demokrasinin diğer aktörleri partilere gelecek olursak? Bu yüz yılık dönemde hangi partiler ne gibi faaliyetler gösterdi.
 
Hüseyin Yürük: Ülkemizdeki çok partili hayat 1909?daki II. Meşruiyette başladığı için ben eserimi o dönemden başlattım. Ne var ki o günden bu güne Türkiye?deki partiler özellikle muhalefet partileri bürokratik oligarşinin hep boy hedefi oldular. Çok ağır saldırılar karşısında kaldılar.
Ülkemizde batılı bir hayat tarzı ikame edilirken batılı tarzda bir demokrasi hiçbir zaman istenmedi. Bu yüzden 1930?dan itibaren danışıklı muhalefet partileri kurduruldu. 1930 yılının Ağustos ayında Atatürk tarafından kurdurulan Serbest Laik Fırka aslında danışıklı bir muhalefet partisiydi. Kendisine çizilen sosyal rolün dışına çıkınca hemen kapatıldı.
 
O kadarki bu partiye verdiği destekten dolayı Yunus Nadi Atatürk?ü vatan hainliğiyle suçlayacak kadar işi ileri götürdü. Bürokrasi iktidar elimizden gider diye Atatürk?e dahi tavır alabiliyordu.
 
Çok partili hayata da dönemin idarecilerinin demokrasi sevgisinden dolayı değil uluslararası siyasi baskıların tesiriyle geçtik.
 
Demokrat Parti de kuruluşunda böyleydi. 1945 den sonra kurulan 24 partinin tamamı İslami kimliği ağır basan partilerdi. Bunu bir tehlike gören Milli Şef İsmet İnönü Demokrat Partinin kuruluşuna bir nevi ebelik yaptı. ?Demokrat Partiyi ben kurdurdum? diye beyanı dahi var İnönü?nün.Öbür 24 parti ise devlet tarafından resmen kapatıldı.Nuri Demirağ?ın kurduğu Milli Kalkınma Partisi?ne her gün binlerce insan üye olarak kayıt yaptırıyordu halbuki.
 
10 yıllık iktidarında o da kendine biçilen figüran rolünü bırakıp başrole soyununca tasfiye edildi. Bedelini ağır ödedi.
 
Sonraki yıllarda ortaya çıkan Adalet Partisi de, Anavatan Partisi de hep böyle toplum mühendisliği çalışmalarıdır. Ama onlar da kendilerine biçilen rolün dışına çıkınca cezalandırıldılar.
 
CHP?nin bu partiler içindeki konumu nasıldı?
 
Hüseyin Yürük: CHP esasen hiçbir zaman demokratik bir aktör, bir parti olmadı. O, bürokratik oligarşinin toplum hayatı için kurguladığı parti görünümlü bir genel müdürlük konumundaydı. Nitekim kurulduğu günden bugüne CHP hep devletin bir genel müdürlüğü gibi fonksiyon icra etti.
 
Demokrat Partinin iktidara gelerek dini siyasete alet ettiğine dair iddia ise bir hakikat kalpazanlığından başka bir şey değildir. Bu ülkede dini siyasete alet eden ve bunu sistemli hale getiren parti CHP?dir. Onlar ?Bu ülkeye bir gün kominizm gelecekse onu da biz getiririz? diyen tepeden inmeci anlayışıyla halkın oyuna ihtiyaç duyunca ülkeye din getirmeye karar vermişlerdi. 1497 Yılında din adamları camilerde DP?yi kötüleyen CHP?yi öven konuşmalar yapmaya başlamışlardı bile. 1948 yılında CHP uzun bir yasak döneminin ardından hacc ziyaretlerine izin verdi.1949 yılında İmam hatip okulları ve ilahiyat fakülteleri açıldı.1950 yılında seçimlerden üç ay önce de türbeler açıldı Hem de devrim kanunlarına rağmen.
 
Dahasın söyleyeyim. Geleneksel Mevlana anmaları bile onların döneminde başladı. Sonradan DP?yi irticayla suçlayan Kemalistler ve laikler bu uygulamaların hiçbirine nedense ses çıkarmadılar.
 
Eseriniz partileri anlattığı gibi demokrasinin aktörlerini de anlatıyor mu?
 
Hüseyin Yürük: Çok mühim bir soru sordunuz. Eserimiz Türkiye?nin siyasi partilerini anlatırken, bu siyasi partilerin karizmatik liderlerini Mustafa Kemal Atatürk?ü, İsmet İnönü?yü, Adnan Menderes?i, Süleyman Demirel?i, Bülent Ecevit?i de anlatıyor. Hem de bu zamana kadar hiç bilinmeyen yönleriyle.
 
İddialı konuşuyorsunuz?
 
Şu bakımdan iddialıyım. Başta da söyledim ya. Bu eserimiz çoğunlukla satır arasında gizli kalmış bilgilerden oluşuyor.
 
Bir örnek vereyim: Mesela bir dönemin siyasi aktörü Süleyman Demirel, 1963 yılında Adalet Partisi Genel merkezi?nde saldırıya uğrayınca çok feci bir şekilde korkar ve şu tarihi cümleyi söyler: Partiyi falan kapatalım. Çünkü bu ülkeye 50 yıl daha demokrasi gelmez.
 
Demokrasiyi kesintiye uğratan Darbeler de yer alıyor mu kitabınızda?
 
Hüseyin Yürük: Tabii ki? Demokrasiyi kesintiye uğratan bilinen dört darbenin yanı sıra, Demokrasiyi kesintiye uğratmayı hedefleyen çok sayıda girişim de eserimizde yer alıyor. 27 Nisan Muhtırası, Ayışığı, Sarıkız planları vs. hepsi ayrı ayrı incelendi.
 
Hangi tarihle kitabınızı noktaladınız?
 
Hüseyin Yürük: Kitabımda 100 yıllık dönemi kapsaması itibarıyla geçtiğimiz Mart ayında gerçekleşen yerel seçimler de yer alıyor. Yani 1909-2009 yılları arasını anlatan yüz yıllık bir dönem?
 
Bu sahada daha başka kitaplar da var herhalde.
 
Hüseyin Yürük: Şöyle izah edeyim. Türk Demokrasi Tarihi?ni kaleme ilk defa Kemal Karpat almış. 1959 tarihli bu eser sınırlı bir tarih aralığını kapsıyor. Bir de Tevfik Çavdar?ın benzeri bir çalışması var.O da 1995 yılına kadar olan dönemi kapsıyor. Geçtiğimiz aylarda bir kitap daha yayınlandı.Tabi bu üç yazarın da olaylara bakış açısı bizim bakışımızdan farklı bir nitelik taşıyor.
 
Bizim eserimizin en mümeyyiz vasfı şu: Türkiye dindarlarının bakışıyla Demokrasinin yüz yıllık hikayesini anlatan ilk ve tek eser. Bir de söylediğim gibi, satır aralarında gizli ayrıntıları yakalayarak?
 
Çok teşekkür ederiz
 
Hüseyin Yürük: Ben teşekkür ederim.
 
 
Hüseyin Yürük / Özgeçmiş
 
1966 yılında Ordu / Ünye?de doğdu. 1990 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi?nden mezun oldu. Bir kamu kurumunda avukat olarak çalıştı. Halen serbest çalışan yazar, Hukukçular Derneği ve Hukukun Üstünlüğü Derneklerinde Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı.
 
Çeşitli dergi ve gazetelerde yakın tarih üzerine araştırmaları yayınlayan yazarın eserleri, Türk Edebiyatı Vakfı, Esra Film ve Muştu yayınlarınca ödüle layık görüldü.
 
Yazarın ?Türkiye?nin Demokrasi Tarihi? isimli iki ciltlik eseri ve ?Darbe Esaret ve Ölüm? isimli eseri bulunmaktadır. Evli ve üç çocuk babasıdır.

Analitik Bakış

Bu haber toplam 1596 defa okunmuştur
YORUMLAR
Nuriye Balcıoğlu
Heralde hep beraber ünyeye kötülük yapmak istiyorlar. Her şey yolunda gidince canları sıkıldı. Eğer boru hattına bir şey oılursa sorumlusu bu beyanatları veren ilçe başkanları ve yayınlayan ünye kent gazetesidir. Bütün ünyelüler bunun hesabını onlara sorar
mehmet con
arkadaşlar
ünye kent gazetesi ne yapmaya çalışıyor anlamış değilim.resmen ünyeye ihanet ediyorlar.
muhatap alınmak mı istiyorlar.
soruyorum
chp ünyeye bu zaman kadar ne kazandırmıştır
mhp ünyeye bu zaman kadar ne kazandırmıştır.
sp bu zamana kadar ünyeye ne kazandırmıştır.
evet
ilçe başkanları bunlarla kafalarıonı yorsunlar
hesap soracaklarmış neyin hesabını soracaksınız
gidin kocuklu köyünün halkını ikna etmeye çalışın bu kadar ünye sevdalısıysanız.
Ahmet Yulafçıoğlu
Başkan senin mesainin yarısı eski anaplıların (zaten yenisi yok) uçurdukları yalanları düzeltmekle geçecek anlaşılan. Allah yardımcın olsun. Onlar derin bir kıskançlık içindeler. AKPliler anaplılardan daha başırılı olacak diye. Oldu bile