Haber Ordu Ordu Haberleri
KÖŞE YAZILARI

AŞKLA GELEN’E MEYDÂN SUNULMUŞ

Saliha Coşkun
27 Ağustos 2021 10:31
Son Güncelleme: 27 Ağustos 2021 10:31
Söylenir, söyletilir; dilden dile dolanır…  “dilde ne işi var?” düşmemeli dillere ama gel gör ki fırtınalı arayıştan parçacığı yüreklendiren ses, “Aşkla gelen’e meydân sunulmuş…”dahasından fazlası” Aşk’a gelen’e sunulmuş meydân..!” değil mi ki aşkla aşk’a!.. Hû sesinin Hay nefesinde tutuştuğu yürekli mekânlarda.!! Görünende ateşten çemberli olsa da mekân, ne yazar, ne de yakar..! Nîce bülbül gül’ü niyâzın eylense: Ey ne uzak ne yakın gönül menbâı..! Yalın gönüllerin durağı..! Hâr içinde yükselen gül bahçesi..! Tomurcuk güllerin nazlı dost nâzenin’liğinde  kıvılcım kıvılcım bağrında açması!.. Sonsuzdan sır perdeli derinlikler kıvılcımı!.. Nasılı tarifînde derinlik!.. Bunda bu ‘nu bilebilmeli Cân..! İnleyişi niyâz, niyâz’ı inleyiş bilmeden… Yol ayrımından dönende hayret gibi… Daha öncesinde nerede ve nereden neredeydim gibi..! Hayreti de gayrete bağlayan ilmekçesi!.. Güzeller güzeli yolu, bilmeden-bilemeden çıkılan “Bu değil, bu da olamaz!..” figânının yol gösteren yankısı… Yön bulduran O’ndan ilâhi yankısı… İkbâli hasretin güzelinde… Tercihi O’nda hâl bilmek; bir vakte uzar, bir vakte kısalır… Bilende ki, belkisinden bilinmeyeninde zâyî olmaz.! Gün ve gün..! Batanda ve doğanda..! Işıkta ve karanlıktan dipkıyı sürgününde, gûrbetin nefes nefes ciğerinde...! Gül rengi bitimlerin yeniye işâreti dinginlik mavilerinde uzanan rikkâtli gönüllerin demlendiği vakitleri yakalayabilme mes’elesinde..! Bir nefesin bin katrelik terinde ilerleyebilmek!.. Ötesinde ve ötesine çizilen rotasında;” Ateşin de demî varmış ya…” hârın derininden!.. Ateş-în rengi şeffâf aşk rengine boyanan, tüm renklerin silindiği demlerde… Bakabilmek görebilmek’te karar kılabilseydi, his kadar ama histe karar kılmamak kıvamında..! Anlamaktan anlatanı, sorguya çekecek cinsten ve fâkat yaşamakla anlatmak gerek ya..! Bizzât yaşayabilmek ki, anlamında etkinliği olsun da silkeleyiversin yapaylıklardan..! Kim bilir yapaylardan kurtuluş için yanmayı bilmek gerektir..! Yaşanılanların, yaşam sanılan zânnından uzaklıkla bulunacak “Özünden-Özünde Yanan Ateşte.!!” anlatabilmek… Söylemek kolayı; ilerisi ve zoru bilerek ya da bilmeyerek –isteyerek ya da istemeyerek kavruk gıptalı sözlerin arasında sırlanan..! perde perde sırlanan..! Ahvâlden hâli aratan her ne ise de hâmd ile “iyi ki’ye bağlayan!..” Bağlamak demişken tüm tutunuşlar bağlamazken bağ’ından kopmakla tutunacağı..! Bu değil’li avuçların yangınıyla cânhavlî uzanışların merhâmet tutuşuydu tutunuşlar!.. sanmayalım ki tutan biz…tutan O.!! ”Merhâmet elleriydi!..” tutan… Şükre dönen hâmd’dir, işte bu..! ki, hâmd’i yananda-yanarken  bilmek, sabrın işâretiyken dikenlerinden sıyrılan gonca bahçesi oluyordu;”Sâmîmî Şükürler..!” ile… hâmd’e iyi ki, şükre zemîn ile… İnleyişi, sızlanışı bilmeyen, ” Bunlar Değiller-Bunlar Olamaz Sultan”ı Hz.İbrâhim’in İbrâhim’î inşirâhı olsun tâliplik sesinde:Savruluyordu savunmasız…Neydi, nasıldı; diyemeden ansızın…Fezeyânın ikbâli,Seslerde Bir ses iken gölgeleyen de nesi?!. Dimâğı Bâki’ye hasret…Yırtar yırtar.!! dar heyûlasını,Her şey anlama hasret,Mânâdan Bir anlam iken gölgeleyen de nesi?!. Varlığın Sensizliğimde!..Sensizliğim var değilken deYokluğum benliğimde…Yolun gizinde,Yollardan Bir yol iken gölgeleyen de nesi?!.Gölge gölge ulaştırmayanda nasıl ki ama’sı!?!..

                                                                                           Sâlihâ  ÇOŞKUN

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Ordu hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.