Haber Ordu Ordu Haberleri
KÖŞE YAZILARI

BİRİLERİNİ YIPRATMAK İÇİN İTHAM ETMEK YETERLİ Mİ?

Orhan Yücel
27 Eylül 2021 10:21
Son Güncelleme: 27 Eylül 2021 10:21
Bizim en iyi becerdiğimiz konuların başında, sıkıştığımızda ve karşısında söyleyecek bir şeyler bulamadığımızda karşımızdakini yıpratmak için, ya laiklik karşıtı, ya irticadan yana, ya da aşırı dinci, faşist gibi suçlamalarla itham etmek gelmektedir. Ülkemiz insanlarının çoğunluğu millî ve manevî değerlerine gerçekten bağlı ve bu değerlerin ilelebet yaşatılması uğruna her türlü çaba ve gayreti göstermekten kaçınmamış, yıpratılmak ve harcanmak pahasına da olsa, millî ve manevî değerlerinden hiçbir zaman taviz vermeye yanaşmamıştır. Burada aklınıza şöyle bir soru gelebilir. Millî ve manevî değerlerine bağlı olanlar nerede ve ne şekilde yıpratılmak ve harcanmak istenmiştir? Bu sıkıntıları yaşamayanın anlaması ve böyle davranışları kavraması ve buna inanması çok zordur. Bizler 30 yılı aşkın devlet hizmetinde bulunmuş olduğumuzdan bu sıkıntıları kendi bünyemizde bi-hakkın yaşamış olduğumuzdan, bu denli iddialı konuşabiliyoruz. 1980 öncesinde bizim gibi düşünenleri faşist, gerici, yobaz, aşırı dinci diye itham ediyorlar ve terfi etmemizi de bundan dolayı engelliyorlardı. 1980 sonrası ise, bizim gibi düşünenlere aşırı dinci, irticadan yana, İran rejiminin ülkemize gelmesinden yana gibi ithamlarla saldırdılar. Peki, bizler ve bizler gibi düşünenler ne yaptık da, böyle ithamlara muhatap olduk. 80 öncesi ne isek, 80 sonrası da bizler aynı fikir ve düşüncelerin savunuculuğunu yaptık. 80 öncesinde belki, millî değerlerimize karşı daha fazla yükleniliyor ve saldırılıyordu. Bundan dolayı da, millî değerlerimizin korunması hususunda biraz daha fazla hassasiyet göstermişizdir. 80 sonrasında ise, manevî değerlerimize karşı daha fazla yüklenilmesi ve saldırılması karşısında, bu değerlerin muhafazası ve korunması yönünde daha fazla hassasiyet göstermişizdir. Yani içinde bulunduğumuz günlerdeki yaşanan olaylara göre değerlerimizin korunması ve muhafazası yönünde tavırlarımızı göstermişizdir. Bizler ne yaptık dersem. Yaptığımız şuydu. İnandığımız gibi yaşamaya gayret gösteriyorduk. Elimizden geldiği kadarıyla milletimizin dünya devletleri arasındaki yarışta en önde yer alması ve güçlü devlet olması yolunda katkıda bulunmak istemekten başka bir düşüncemiz yoktu. Millî ve manevî değerlerimize hep bağlı olmaya çalıştık. Burada şu anda aklıma gelen çalışırken, arkamızdan bir arkadaşımızın bizim hakkımızda sarf etmiş olduğu bir sözü sizlerle de paylaşmak istiyorum. Bir Cuma günü, Cuma namazına gitmek üzere birkaç arkadaş işyerinden ayrıldık. Bir bayan arkadaşımız, bizim arkamızdan biraz da bizi küçümseyerek şöyle söylemiş: “şunlara bakın, güya müspet ilim yapmışlar.” Buradan şunu anlıyoruz ki, ülkemizde yaşayan insanlarımızdan azınlık bir grubun, inançlı ve inancının gereği gibi yaşayanlara karşı bakışı bundan ibaretti. Böyle düşünenler, dinimizin emir ve yasakları doğrultusunda yaşayan insanlarımızın hem okumasını, hem de dinî yaşantı içinde bulunmasını hazmedemiyorlar. Onların lisanıyla daha açık söylersek, dindar doktor, dindar mühendis, dindar avukat, dindar bürokrat, dindar asker (v.b.g.) istemiyorlar. İnançlı insanlar, hep horlanmış, aşağılanmış ve belli yerlere gelmelerine hep engel olunmuştur. Millî ve manevî değerlerine bağlı olanlara, bilhassa düşündüğü gibi de yaşamaya gayret gösterenlere karşı baskı ve dayatmalar geçmişte hep yaşanmıştır. İnancının gereği gibi giyinmek isteyenler, hem müspet ilim yapmak hem de dinî bilgilerini artırmak bakımından İmam Hatip liselerine gidenler, eğitim haklarının engellenmesi de dahil olmak üzere her türlü baskı ve dayatmalara muhatap olmuşlardır. Daha genel ifade etmek istersek, dindar insanlar, hangi görev, hangi konum, hangi mevki ve makamda olurlarsa olsunlar hep birilerinin gözetim ve takibi altında tutulmaktan ve itham edilmekten kurtulamamışlardır. AKParti iktidarından sonra Allah’a şükürler olsun, dindar insanlar üzerindeki bu tip baskı, dayatma ve yasaklara son verildi. Geçmiş günlerde yaşananları unutmamak ve unutturmamak için, arada sırada hatırlatmakta fayda mülahaza ettiğimden bu yazıyı kaleme almayı uygun buldum.

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Ordu hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.