Haber Ordu Ordu Haberleri
KÖŞE YAZILARI

CHP GEÇMİŞTE EŞİNİN BAŞI ÖRTÜLÜ BİRİSİ CUMHURBAŞKANI OLAMAZ DEMİŞTİ!

Orhan Yücel
05 Ocak 2022 09:43
Son Güncelleme: 05 Ocak 2022 09:43
2007 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi çok büyük tartışmalar yaşanmıştı. Bu tartışmaların en önemli sebebi, eşi başörtülü birisinin Cumhurbaşkanlığına aday olup olamayacağı hakkındaki tartışmalardı. Her zaman olduğu gibi o günlerde de yine bu tartışmalarda CHP ilk sıralarda yer almaktaydı. O günlerdeki CHP lideri Deniz Baykal'ın, CNN Türk'teki Kulis programında; Cumhurbaşkanı seçimlerine dönük olarak yaptığı açıklamalar, tam da CHP zihniyetinin açık ve net göstergesi olarak ortaya çıkmıştı. Deniz Baykal o günlerdeki açıklamasında; "Önce eşi türbanlı bir cumhurbaşkanı, sonra bizzat türbanlı bir cumhurbaşkanı. Türbanlı cumhurbaşkanı demek devlete türban takılması demektir. Devlete türban giydirirseniz kimse başı açık gezemez. Cumhurbaşkanı eşinin türbanlı olması ise kimlik krizi yaratır." Demişti. Sayın Baykal’ın söylediklerini tek tek irdeleyelim: 2007 yılında bilindiği gibi Abdullah Gül Cumhurbaşkanı seçilmişti. Ve eşinin başı da örtülüydü. Peki eşinin başı örtülü biri Cumhurbaşkanı seçildi de, Baykal’ın ileri sürdüğü gibi herhangi bir olumsuz gelişme yaşandı mı? Ülkede eşinin başı örtülü birisinin Cumhurbaşkanı olması ile başı açık gezenlere karışan ve müdahale edenler mi oldu? Ve yine Baykal’ın ileri sürdüğü şekilde kimlik krizi mi yaşandı? Bunların hiç birisi yaşanmadı. Daha sonra yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini de eşinin başı örtülü Sayın recep Tayyip Erdoğan kazandı. Onun dönemlerinde Baykal’ın ileri sürdüğü olumsuzlukların hangisi yaşandı? İşte Deniz Baykal’ın 2007 yılındaki Cumhurbaşkanı seçimleri öncesi yapmış olduğu bu açıklamalar, CHP zihniyetinin bu milletin temel değerlerine bakışının açık ve net olarak görülmesini sağlanması bakımından çok önemli bir göstergedir. Sıkıştıkları zaman arkasına sığınmak ve millete baskı yapmak için kullandıkları laiklik ve Atatürk İlke ve devrimlerinin  neresinde başörtülülere karşı böylesine baskı ve dayatmalar yapılması ön görülmektedir. Atatürk Cumhurbaşkanı iken, eşi Latife hanımın başı örtülü değil miydi? Atatürk’ü ve Atatürk’çülüğü kendi keyiflerine göre işlerine geldiği gibi kullanmaktan da vaz geçsinler artık… Atatürk, böylesine başörtüsü karşıtı tavırların hiçbirisini milletine karşı uygulamaya koymamıştı ve milletin inancına böylesine müdahale etmemişti. Bu ülke eşi başörtülü Cumhurbaşkanı’nı Atatürk zamanında zaten görmüştü. Türbanlı Cumhurbaşkanı demek devlete türban takılması demektir diyor. Haydi öp babanın elini. Bu da ne demek oluyor şimdi? Kimsenin devlete türban takmak diye ne bir iddiası, ne de bir niyeti var. Bu memleketin herkes kadar asıl  vatandaşı olan mütedeyyin insanları da  dinlerinin emir ve yasaklarına uygun şekilde giyinmek ve yaşamak istemektedirler. Bunun dışında herhangi bir niyetleri bulunmamaktadır. Çünkü başını örten insanlar da Türkiye Cumhuriyetinin gerçek birer vatandaşıdır. Cumhurbaşkanı eşi türbanlı olursa, kimlik krizi olurmuş. Bu ne demek? Nasıl ve neden kimlik krizi olurmuş ki? Bu milletin %99’u Müslüman değil mi? Müslüman bir ülkede Cumhurbaşkanı eşi başörtülü olunca neden kimlik krizi olurmuş? Bunların hepsi safsata ve demagoji. Bu ülkede Başbakan, Bakan, Meclis Başkanı ve Milletvekili eşleri başörtülüdür. Peki bundan dolayı bir kimlik krizi oldu mu? Başı açıklar da, başı örtülüler de bu ülkenin vatandaşlarıdır. Hiçbir kimsenin, hiç kimseye zorla ne başını örttürmeye, ne de açtırmaya hakkı olamaz. Herkes kendisine yakıştırdığı gibi giyinebilir ve istediği şekilde yaşantısına devam edebilir. CHP, 1950 yılından sonraki hür seçimlerin hiç birisinde halkın güvenine mazhar olamamış ve başarı sağlayamamıştır. CHP otursun da önce neden milletin güvenine mazhar olamadığını araştırsın ve kendisine çeki düzen versin. Milletin temel değerleriyle uğraşmayı bıraksın. Daha yeni din eğitimine orta çağ eğitimi diyerek, bugün de aynı tavırlarını sürdürmekteler. Bu zihniyetini devam ettirdiği sürece de, hiçbir zaman halkın oylarını alamayacaktır. Aynı CHP, bu güne kadar Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendi içinden bir adayla seçime katılma cesaretini gösterememiştir. Hatta 2007 yılında gerçekleşen seçimlerde adaylığına karşı çıktıkları Abdullah Gül’ü bugün bile aday gösterebilmek için uğraşmaktalar. Bu da demektir ki, emir ve talimat büyük yerden geliyor. 

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Ordu hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.