Demokrasi ile yönetilen hiçbir gelişmiş ülkede demokrasi dışı çözümler aranmamakta, her türlü tıkanma ve kötüye gidişin çareleri yine demokratik kurallarda aranmaktadır.Ülke yönetimlerinde kötüye gidiş sadece bizde veya az gelişmiş ülkelerde görülen bir olgu değil, gelişmiş ülkelerde de ülke yönetimlerinde zafiyet ve kötüye gidişler zaman zaman görülmekte, ama, bu ülkelerin hiç birisi yönetimdeki bu tıkanıklığı demokrasi dışı yollarla telafi etmeyi düşünmemekte ve denememektedir.Bazen bizdeki yöneticiler de dile getirirler; “Demokrasilerde çareler tükenmez” derler. Ama, uygulamaya gelince ülkenin içine düşürüldüğü dar boğazın aşılması için yine de demokrasi dışı yöntemlere başvurulur.Bugüne kadar hep böyle olmuştur. 27 Mayıs askeri darbesinden itibaren gerçekleştirilen bütün darbeleri iyi analiz edebilirsek, şu hususu çok net bir şekilde teşhis etmemiz mümkündür:Bütün darbelerin öyle veya böyle bazı sivil çevrelerden hep destekçileri olmuştur. Hatta bu desteklerde veya darbelere karşı duruşlarda, herkes kendi menfaatine, yani darbelerin kime karşı yapıldığına göre değişik tavır sergileyebilmişlerdir. Kendilerine aydın gözüyle bakılan ülkenin çoğu yetişmiş insanları bile darbeler karşısında net bir tavır sergileyememiş, kendi ideolojik görüşüne hizmet eden darbeleri alkışlamış, aksi olanlarını da yermiştir. Durum böyle olunca da darbelerin ardı arkası kesilmemiş, ülkedeki her tıkanıklıktan sonra darbe çağrıları birbirini takip eder olmuştur.Halbuki darbelerin hepsi de kötüdür ve buna böyle bakılmalıdır. Yani demokrasilerdeki her türlü tıkanıklıkların yine demokratik kurallara bağlı kalınarak, demokrasi içinde çözüme kavuşturulması herkes tarafından benimsenmiş ve desteklenmiş olsaydı bu güne kadarki yaşadığımız darbelerin hiç birisine muhatap olmayabilirdik.Ne acı bir gerçektir ki, ülkemizde darbe çığırtkanlığı yapanlar, hep aydın dediğimiz aynı çevrelerdir. Gerçekleşen darbelerin başlangıcını ve sonlarını iyi tahlil edebilirsek görürüz ki, ülkemizin üniversite çevreleri, bazı sivil toplum kuruluşları, hukukun savunucusu gözüyle baktığımız bazı kurum ve kuruluş temsilcileri, işçi ve işveren temsilcilerinden bazıları, öğrencilerden bazıları, sanat çevreleri vel hasıl kelâm her çevreden büyük bir kesim hep darbelerin arkasında yer almışlar ve darbeleri desteklemişlerdir. Darbelerin demokrasiyi rayına oturtması ve rölans ayarı yapması gibi bir görevi ifa ettiğine dair toplumun bu kesimlerinde beliren kanaat, hep darbecilere teşvik olmuştur.Ülkenin kötü yönetilmesi ve kötüye gidişini önlemenin yollarını, yine demokrasi içinde aramayı artık öğrenmeliyiz.Bu günde zaman zaman aynı çevrelerin darbe çığırtkanlığı yapmaya başladıklarını üzülerek görmekteyiz. Aslında şu anda ülkede eskiye göre kötüye giden hiçbir husus bulunmamakla beraber, seçimle iş başına gelemeyenler, mevcut siyasi tabloyu değiştirebilmek için darbelerden medet umar duruma gelmişlerdir.Demokrasilerde en iyi çare, tarafsız olarak gerçekleştirilecek seçimlerdir. Artık gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, seçim zamanına kadar sabretmesini ve eğer ülke yönetiminde bir zaaf ve kötüye gidiş varsa bunun cezasının halk tarafından seçim sandıklarında verilmesini beklemeyi öğrenmeliyiz. Zamanı gelince halk beklenen değişikliği sandıkta yapacaktır.Dünyada bir yerlere gelmeyi ve bağımsız güçlü bir devlet olmayı gönülden arzu ediyorsak ve bu düşüncemizde samimi isek, ülke yönetimine geliş ve gidişlerin demokrasi içinde gerçekleşmesini içimize adamakıllı sindirmeyi kavramamız gerekmektedir.
Yorum yazarak
topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Ordu hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorum Yazın