Haber Ordu Ordu Haberleri
KÖŞE YAZILARI

DEVLET VATANDAŞINA VERDİĞİ GÜVEN VE DEĞERLE İTİBAR KAZANIR!

Orhan Yücel
08 Haziran 2022 10:16
Son Güncelleme: 08 Haziran 2022 10:16
Devleti temsil eden makamlarda bulunan kişilerin, vatandaşlarla karşı karşıya geldikleri durumlarda daha sevecen ve vatandaşa karşı daha yakın durması beklenir. Vatandaşlar bu makamlarda bulunanlardan hep yakın ilgi bekler. Bizim millet olarak insan sevgisine dayalı bir anlayışımız vardır. Her ne kadar dünyadaki ekonomik gelişmeler ve teknolojideki gelişmeler, insanlarımız arasındaki iletişimi olumsuz yönde etkilemeye başlamış olsa da, geçmişten kalma alışkanlıklarımız devam etmektedir. Belli mevki ve makama gelen kimseler daha mütevazi olmalıdır. Bu görüşü en güzel Yunus Emre’nin şu dörtlüğü  anlatmaktadır:“Mal sahibi mülk sahibi,hani bunun ilk sahibi,mal da yalan mülk de yalan,var biraz da sen oyalan.”Gelinen bu makam ve mevkiler gelip geçicidir. Hiçbir makam kimsenin üzerine zimmetli değildir. Makamlar aynı kişiler tarafından ilelebet ömür boyu işgal edilememektedir. Hayatın ve her şeyin bir sonu bulunduğu gibi, makamların da sonu bulunmaktadır. Herkes önemli bir makama gelme şansını yakaladığında, bunu insanlığın lehine en iyi şekilde kullanmaya bakmalıdır. Makamlarını insanları sindirmek ve korkutmak için kullanmamalıdır. Bir gün bu makamlar gidince, insanların içine çıkabilecek yüzü olabilmesi için, makam elden gitmeden yatırım yapılmalıdır. Hepimiz çevremizde görmekteyiz. Çoğu insanlar, belli makamlara geldiklerinde ne oldum delisi olmakta, insanlara karşı tepeden bakmakta, insanları üzmekte ve kırmaktadır. Dikkat edin böyle davrananların çoğu, makam ellerinden gidince sudan çıkmış balığa dönmekte ve toplum içinde bekledikleri ilgi ve itibarı görmemektedir. Halbuki makam sahibi iken insanlara karşı daha sevecen ve yakın davransalardı, sonradan da herkesten gereken saygıyı ve yakınlığı görürlerdi.Bu gün ülkemizin içinde bulunduğu durumdan dolayı insanlarımız daha duygusal olabilmekte ve devleti temsil eden mevkilerde bulunanlardan daha fazla ilgi ve yakınlık beklemektedirler.Geçtiğimiz yıllarda bazı yetkililerimizin Erzurum’u ziyaretleri esnasında; vatandaşlarımız arasında dert dinlerken, bir vatandaşımızın yetkililerden yardım talebinde bulunurken Kürtçe konuşması üzerine, çok sert bir dille azarlandığını ve aşağılandığını gazete haberlerinden öğrendik. Bu vatandaşımız Türkçe bilmediği için derdini devlet büyüklerine kendi anadili ile iletmek istemiş. Bunda gocunacak ve ağır bir şekilde hakaret edilmeyi ve azarlanmayı gerektirecek bir durum olmamalı. Eğer bu vatandaşımız o yaşa gelinceye kadar anadilinin yanında Resmi dilimiz Türkçe’yi öğrenememişse, bu o vatandaşımızın değil, devletimizin büyük ayıbıdır.Ben de her vatandaşımızın mutlaka resmi dilimizi öğrenmesi gerektiğine inananlardanım. Ama, bir şekilde Türkçe öğrenemeyen vatandaşımızın devlet yetkililerince bu şekilde aşağılanması ve azarlanmasını da doğru bulmuyorum. Bu vatandaşımız safiyane olarak, devletin önemli kişilerini karşısında görünce kendi hal diliyle derdini iletmek ve bir çare bulunmasını istemiş. Bu durum karşısında yetkililerimiz bu vatandaşın derdini dinleyip, gerekenin devletimiz tarafından yapılacağı hususunda garanti vermiş olsaydılar, hem bu vatandaşımızın hem de herkesin takdirini kazanmış olmazlar mıydı? Vatandaşı azarlamak mı, yoksa vatandaşa değer vererek dinlemek mi devlete daha çok itibar kazandırırdı?Güney doğu ve doğu bölgemizdeki bölücülerin olumsuz propagandalarının kıskacında sıkışan vatandaşlarımızın durumunu göz önüne aldığımızda; devletimizi temsil eder durumda bulunanların çok dikkatli ve duyarlı hareket etmesi gerekmektedir.   

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Ordu hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.