Haber Ordu Ordu Haberleri
KÖŞE YAZILARI

İSLAM'DA SORUMLULUK DUYGUSU VE ÖNEMİ

06 Haziran 2022 12:11
Son Güncelleme: 06 Haziran 2022 12:11
Allah Teâla, insanı belirli bir amaç doğrultusunda, en güzel kıvamda yaratmış, akıl ve irade gibi üstün özelliklerle donatmıştır. Ondan yalnızca kendisine kul olmasını, sağlam bir iman ve salih amellerle dünya ve ahiret mutluluğunu kazanmasını istemiştir. Yüce dinimiz İslam’a göre, öncelikleCenâb-ı Hakka karşı sorumlu olan insanın, kendisine, ailesine, yakınlarına ve çevresine karşı sorumlulukları vardır. İnsan, sahip olduğu her nimetin, Cenâb-ı Hakk’ın lütuf ve ihsanı olduğunun farkında olmalıdır.Yaratılışındaki mükemmelliği, özündeki güzelliği korumalı, sorumluluk bilincini kuşanarak her vesileyle Allah’a şükretmelidir. Sorumluluk duygusu, insanın hayatına anlam katan, onu gayesiz yaşamaktan kurtaran en güzel haslettir. Sorumluluk bilinci, erdemli bir hayatın olmazsa olmazıdır. İnsan, sorumluluk bilinciyle hayatını ve çevresini güzelleştirir.Sosyal bir varlık olan insan, davranışlarının diğer insanlarda ve çevresinde nasıl bir etki oluşturduğunu hesap etmelidir. Bu açıdan kâmil bir insan, bütün varlık âlemine karşı sorumluluk duygusu taşıyan bir karaktere sahiptir. Cenabı Hak sorumluluk duygusu taşıyan insanlar hakkında bakınız ne buyurmaktadır. "Ey mü’minler! Siz, insanların iyiliği için yeryüzüne çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. Çünkü siz usulünce iyilikleri ve güzellikleri emredip yayar; kötülük ve çirkinlikleri yasaklayıp önüne geçmeye çalışırsınız. Bunu da zaten Allah’a inandığınızdan dolayı, onun bir gereği olarak yaparsınız.(Ali İmran suresi 110) İşte bu ayetten şunu anlıyoruz.Sorumluluk bilinci Hz Ömer’in dediği gibi Nil nehrinin kenarında bir koyunu kurt kapsa onun hesabını ben nasıl veririm hesabını ve duygusunu taşıyanlardan olmalıyız. Buradan bütün mevki makam sahiplerinin yanında en ulvi görev ve İnancın temsilcisi ve irşaad görevlisi kardeşlerime seslenmek istiyorum. Görev ve sorumlu olduğunuz yerlerde Çok önemli sorumluluklar düşmektedir. Görevinin sorumluluk ve bilinci içinde özveriyle çalışan kardeşlerimizin var olduğuna bilmekte ve de duymaktayız, Allah onlardan razı ve hoşnut olsun. Bazı gönül dostlarımızın görevlerini yerine getirme noktasında başarılı olamaması veya çevresiyle ilgi ve alakadar olamayışı sebebiyle, intiharların artması, kadına karşı şiddet, hırsızlık, haksızlık ve Adaletsizliğin kol gezmesi, yüreklere hükmedemeyişimizin bir göstergesi olsa gerekToplumun düzeltilmesi gönüllere hükmedilmesi noktasında Din gönüllülerini Yüce Allah göreve çağırmaktadır. "İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir."(Ali İmran 104)Ayette ki tebliğ ile görevli olan topluluğun ilk halkası bu işe gönül verenlerimizdir.Görünürde kötü birçok alışkanlığı bulunan insanoğlu iyi alışkanlıklarını sürdürmek isterken, kötü alışkanlıklardan da kurtulmak ister. İyi alışkanlıklar insanı daha düzenli, daha güzel, daha sağlıklı bir hayata hazırlarken kötü alışkanlıklar bunun tam tersi daha sıkıntılı, daha zor, daha sağlıksız bir hayata sürükler Günümüzde kötü alışkanlıklar gençler arasında maalesef çok yaygınlaşmıştır sigara, uyuşturucu (eroin, esrar haplar) gibi olanları saymaktayız. Dinimizde de haram olan bu kötü alışkanlıklara yakalanmış gençlerimizin vazgeçmeleri noktasında elimizden geleni yapmamız gerekmektedir.             Bu hususunda Ebû Saîd (el-Hudrî) diyor ki, “Resûlullah"ı (sav) şöyle derken işittim: "İçinizden biri bir kötülük görürse onu eliyle, buna gücü yetmezse diliyle değiştirsin; buna da gücü yetmezse kalbiyle (ona karşı kin ve nefret beslesin). Bu ise imanın asgarî gereğidir." ”(M177 Müslim, Îmân, 78Birde zamanımızda yaygın olan, DÖVME HASTALIĞI  artık Almış başını gidiyor. Genç koca demeden bu hastalığa tutulmuş, Üzerine vazife olanlarımız ilgi alakayı kesmiş. Cem KARACA'NIN seslendirdiği bir müzik parçası vardı , "Binmişiz bir alamete gidiyoruz kıyamete” DÖVME  YAPTIRANLARA SESLENİYORUM..! Kardeşlerim, bizler müslümanız Hakkın yarattığı bir bedene ilave katmak derinin alt ve üstüne dövme yaptırmak çok sakıncalıdır. Dövme hakkında Dinimizin emri şöyledir. Vücuda iğneler batırılıp, açılan deliklere boyalı maddeler konularak yapılan dövme, eski çağlardan beri yapılan bir cahiliye âdeti olup, sağlık açısından zararlı olduğu gibi dinen de yasaklanmıştır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), dövmeyi yapan ve yaptıranların Allah’ın rahmetinden uzak olacaklarını bildirmiştir (Buhârî, Libâs, 83-87; Müslim Libâs, 120; Tirmizi, Edeb, 33 ).Dövme yaptırmak dinimizce yasaklanmış olmakla birlikte cilt üzerinde bir tabaka oluşturmayan dövmeler abdest ve gusle engel değildir. Fakat deri üzerine yapılarak suyun temasını engelleyen bir tabaka oluşturan dövmeler abdest ve gusle mani olacağından namaza da engel teşkil eder. Daha önce yapılmış olup deri üzerinde tabaka oluşturmuş ve çıkarılması da mümkün olmayan dövmeler ise artık deri hükmünü almış olur. Dolayısıyla bu durumda kılınan namaz geçerlidir. Abdest ve gusle engel olmayan türden olan dövmeler, dikkat çekici resim vb. içeriyorsa bunların namaz kılarken kapatılması uygun olur. Netice olarak bizler hayatımızı Kur'an'a ve sünnete uygun yaşamalıyız, Allah'ın haram saydığı şeylerden uzak durmalıyız, akla zarar Allah'ın yarattığı bedeni beğenmemek ne haddimize üzerinde çeşitli şekillerde dövme yaptırmak günah ve  isyan değil de nedir?Selam ve muhabbetlerimle… 

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Ordu hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.