Bâzen bir konuyu dönüp dolaştırıp belli kalıp tabîrlerin dışında bir yerde tutmak istersin…Bu doğrultuda nasıl ama, sorusunda düşünürken… böylesi değil elbet de nasılı’nı bulmalı, derken; bir tanıma, bir ifâdeye denk gelirsin…Sendeki sorgulu nasılı, böylesidir kısmî yönüyle tamam kılar. Sâdece bir yönü açıklığa kavuşmuştur. Sonrasındakini dileyen ve gerekli kılan tamamı değil’kilerden…Bu konu..idrâki zorlamakla doğrusunu arayan konu üzerinde giriş yapılmakla sorumluluk gereği bînebze yerine getirilmiş olur. En azından dikkât çekilmesi bâbından ilerlenilmiş, adım atılmıştır. Farklı coğrafya’ya yayılan, yayılmaya başlayan İslâm, farklı kültürlere denk gelir ve bu kültürlere denk gelmesi hasebiyle kendi kültürel birtakım fikirlerini Kûr’ân’a dayandırmaya…kültürel birtakım şeylerin kaynağı Kûr’ân’mış gibi göstermeye çalışmışlardır…bile isteye ya da istemsiz ilerleyen süreçlerde.!!böylesi bir süreç acâba yetmiş üç fırkaya ayrılma sebebi olabilir mi!?.Günümüzde birçok İslâm görüşlerinden; aslôlan kendileri olduğu idda’âsını gündemde tutan fikriyatlar ayıklanabilsin…ayıklanması mümkün müdür!?.Gerçekten merâk konusu değil midir ki; hepsinden uzak arı-duru olanı.!? Gerçi, şimdilik ve bu dünyâ zemîninde “yalnız bir fırka kurtulur...”buyruğundaki o bir fırkanın, kurtuluşta olan fırkanın ayrımını yapmak güç… yer yer “bende inânıyorum, inândığıma onlarda inanıyor ama, nasıl inânılana-inânılandan böylesi uyumsuzluk!?.” yankısına sebebîyet…Kalbi mutmain kılmayan, yolunda olmayan bir şeyler hâli kişiyi düşündürüyor, düşündürmeli de…Bir o kadar da kolayını güç kılan etmenler fazla…Belli ama değil kadar da bulanıklaştırılmaya çalışılan…Temel çizgileriyle çerçevesi belli olan İslâm ebede kadar Hak din hüvîyetinde…âmennâ ve hâmd…İnsanlığın bugün işte bu temel çerçeve ve sınır içerisine girememesinin temel nedenlerinden biri”kültürel fikriyatları”din algısıyla yaşanması sebep olsa gerek. Gül kokulu peygâmberimizden sonraki dönemlerden itibâren günümüze kadar süregelen ayrışma, çeşitlilikten öte zıtlaşmaya sebebîyet farklılıkların ayyûka çıktığı zamanın ahîri olmasından ötürü, öteler ve hakîkî zemînde İslâm fikriyâtı sancısı ve açlığı daha fazladır. Bu açlık kıskıvrak sancıların farkında ya da değil sancıların galipliğinde hangi sürece ve belki de daha kötü sürece sebebîyet verecektir… Hem; kaynaklarımız belliyken… Kûr’ân ve hadîs kaynakları ve hadislerin Kûr’ân’i ifâdelerin zıttı olamayacağı,olmadığı gerçeği ortadayken… Bu kaynaklarımız bile sırf hocaların sorumluluğu ve sırf göreviymiş gibi isnâd edilen…hocalara üstlendirdiğimiz İslâmi bilgilere uzaklığımız bize kıyan…Hoca ne derse doğrudur, benimseyişiyle kendi mânâmıza kıydığımız…fazlası; Kûr’ân’ı anlamayan ve Kûr’ân’i dile uzaklık sâdece müslümân şeklinin, şekilsiz, özsüz mevcût kimliği yorucu ve üzücü… Şekilden fazlasına ilerlemek…Köklü yenilenişlerin ,köke dönüşlerin sırf kabûksal veriliklerden uzaklaşması, uzak tutulması değildir. Aslôlanı; kabuksal, dışsallıkla öze daîmi atıfla ve yakın tutulmaklıkla öze ilerleyişin olması, olabilmesi;öze ilerleyişi mümkün kılmak…her îtibâriyle öze hazırlık sunmalıydı…sormaktan korkmadan ve sormadan korkutulmadan, aklederek ilerletecek; ilerleyerek… Kûr’ân’î dil, anlayış, görüş ve hadîslerinde gül kokulu terennümle…ama hadîslerde de sahîh hadîslerin bilinmesi ve bulunmasıyla ortaya çıkacak hakîkî ve tek, öz, biricik İslâm fikriyâtı, şuûru olacaktır… Ve; kültürü, insanın bilinmeyen vakitten berî görülegeleni-yaşanageleni mutlak doğru, gerçek ya da olmazsa olmaz vâsfından çıkarmakla… Ki;aslında burada devreye giren itibâr edilen konuların hemen, sorgusuz kabûlü…Bu kabûl yanlışa sürükleyeni… Kûr’ân’i dile, mânâ’ya, hikmete uzak tutulan bizler… Bilmediği dilin, bilmediği mânâ ve bilmediği hikmetin; kendinde potansiyeli olsa da yabancısı ve üstü kapalı kalınışı olacaktır. Zîrâ ve AllaHuâlem Kûr’ân’i nûr ,insan rûhunda mevcûttur. İnsan, rûhunun sırrı kadar âşikâr ve sırrı kadar sırdır, Kûr’ân’i nûr âlâsında ışık… Bu Nûr’un insanla hemdemliğini açığa çıkarmak elzem ve hakîkât için gereklidir… Bir dil ki Kûr’ândan sözleri…Bir mânâ ki Kûr’ân’dan özleri…Bir hikmeti nidâ ki kaynağından seslenişi…Doğ bizlere nûr’u ilâhide rûh, Kûr’ân’î iklim…
Sâlihâ ÇOŞKUN
Yorum yazarak
topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Ordu hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorum Yazın