Nerede hangi kelâm!?.Aslı astarı denilen…Olması gerektir ya hani… çok zamandır kayıp’lığın yoksunu,Nazlı iklim sesinden dolmakla dokunacak .!!Değilin senli kelâm…Gösterir bütününden payın…Sanırsın tamamına yakının…Olacak-Olmalı nihâyetinde has kelâm!..Güzele meyîlsiz meyyâl!..Dostluğa gömülü düşmanlık sözler,Gerçeği bulamaz, olmazı öz’denKırıntı sözler..!Olacak-olmalı nihâyetinde has kelâm!.. Kelimelerin üslûbu, üslûbun kelimeleri mi; demeli.!?Başımı dertte tutan ,düşünce yumağım ikili!.. Zehrini görüp de özüne inip panzehrini bulamadığım,”zehr-i dil..!”ismine sığdırdığım ikili…panzehrinin bile zehrine ve zehrinden heveskârlığını gördükçe uzaklaştığım!!. Devâsını devâsızda aradığım, yanılgısıyla yoran durumun anlam yüklenemez tezâhürüydü… Derince bir sükût ile susulsa da nedir konuşacak-konuşulacak, sorusu… susulsa bînebze dinginliğin sesi duyulsa…belki…yetecektir!.. meğer ki dildeki gönülden sökülen bir parçaysa, parça olmasaydı… evet evet yanlış demedik dökülen değil”sökülen..”di.!!Önce karşıdaki kişiden sonra kendinden sökmekle yoran..! gariplik serencâmının yansıyan yüzüydü…Dili; nâdide, en kıymetli kelimelerin seçkinliğinde tutmazsak ne değerimiz olurdu ki!?.ölçüsü lime lime kelâmların solgun anlamlarına yatırım yapmakla…İnsanın kendinden bile uzaklığına ayna tutan üslûp… tezâtlar ikliminin beni-bana aratan; kişiyi “ben bu muyum, bunu neden söyledim” li aslından uzaklığı ya da kendi dış kabukluğunu aktarmakla kişiyi kendine aratan..! yansıyan ve yansıtılanıyla insanlığın ağırlığında insan kılmayan!.. Kelimeler çözümünde üslûbun kalitesiyle şekillenirken; kişi, dolaylı yoldan kendini ele veriyor-verebiliyordu…farkında ya da değilken yuvarlanıveren kelimeler ile…kelimelerden şekil bulan ve üslûptan yola çıkan!.. önyargısız bizzât yorumla: Bir toplumu insan kılan kelimeler,”Üslûb!..” çok mu anlam yükledik dersiniz, sanmam… Bir toplumun genel düşünce ve yaşayışından düşen parçalarla, bütünlük kurmakla, kendini belli etmesini dile getiren üslûp… yorucu ve yakıcı… insanın kıymetine ve insandaki âleme yetemeyecek ve kalıplığında sığdırılan ve sığıntı konumuna düşüren kifâyetinde kelimeler!..Gönlü mâmûr edende yıkanda bir kelâmdır. Ufâcık bir ses dalgası gönülden dile-dilden gönüle doğrudur…gönlün maddesi dışında rûh ikliminden bir parçaya ulaşmakla ”Anlamında bütün bulan’ın!..”Bu derece değerden pay ama ki paysız bırakılan, gönüle doğmayan kelimeler…. Aslına bakarsak tamamiyle “oturmamış üslûb..!” Oturtamadığımız üslûbumuz; tam bir medcezir… yüzeylerdeki netîcesizlikler gibi… hesâbı: hesâpsız denkliğinde… Söyleyiveren’den savrulan kelimeler olgunsuzluğunu ortaya koyan…bu hassâslığı “Yok..! aman… öylesi değildir..” yadırgamaları da ayrı bir olgunluk eksikliğinin genelce ve genel kabûlle yansımasıdır…Üslûp ve kelimeler, kişiliğin oluşum döngüsünde “karakter oturmasının yanıltan yüzü” olarakta görülmelidir-görülmektedir… Ne yazık ki, büyük sorun teşekkülünü teşkîl eden karakter’in yansıyan, dışa vurum süzgecinin paldır-küldür seviye yetersizliğinin “bu kadar da olmaz..!” dedirtmesiyle hâd tanımamasıdır… Ve;belki daha ayrıntılı şekilde ele alınacak alt basamak konulardan bir konu niteliğinde başlık olan ;”En Galîz’inden Nûrsuz Kelimeler Nasıldır.!?”nasıldır ki doksanlık bir ninenin ve mâsûm bir çocuğun dilinde olurdu? Çocuklaşan, mâsûmluğa bürünen pir-i fanîde ve mâsûmluk kokulu çocuğun dilinde olabilirdi!?. hayretimi, şaşkınlığımı ve üzüntümü yüz çevirip uzaklaşmakla geçiştiremediğim…Pâk’ında dillerin Râhmeti celbedecek sözleri olmalı değil miydi?!.Râhmeti kaçıracak kelimeler yerine!.. Yazık ki; genel olarak, kadını, erkeği, çocuğuyla kısır kelâmların galîzliğini dilimizde pelesenk ettiğimiz gibi güzel kelâmlardan, güzel kelâmların engin ve dinginliğinden gereği gibi nasîbli olamadık… Yine ve maâlesef ki sık görülen olmazında durum… nedendir, burada da mı olmalı ve hiç mi hiç yakışmayan nôrmalin anôrmali!.. bir yerde hak dâvâyı savunup, hemen yanında galîzleşen kelimeleri kullanabilen kişiler’in bulunması…ve ”şimdi çok sinirlendim de” gerekçesiyle inandırıcılığını yitiren ve az evvel söylediği hakîkât ve hakîkâtli kelimelere gölge düşüren türden… neyin, neyde ve ne anlamı kalıyordu?!..duramam, en azından tek bir cevâp gerektir düstûrunca “siniri yatıştırmaz galîz kelimeler…Bir ‘Lâ Havle..’ çek.!” derim ya kimsiz ve kimden umârsız…Ne denir ki, kelâma hâkimiyetimiz biz kadar… Biz kelâm hâkimiyetimizde karar kılan kadar..! Hep sorun tellâllığı değil belki; ama söylemeden geçilmiyor ki… geçilse de gidilen nesi ve nedensizi denilemiyor…
Sâlihâ ÇOŞKUN
Yorum yazarak
topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Ordu hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorum Yazın