İnsanın ayakta durabilmesi ve hayatiyetini idame ettirebilmesi için bedensel yani fiziki güce mutlaka ihtiyacı vardır. Ancak zihinsel güce dayalı bilimsel ve teknik güç her zaman bedensel güce galip gelebilecek ve üstünlük sağlayacak özelliklere sahiptir. Zihinsel gücün her durumda ne kadar işe yaradığını aşağıdaki hikayeden daha net bir şekilde anlamak mümkündür. “İki çocuklu bir aile hafta sonunu piknik yaparak geçirmeye karar veriyor. Piknik yerine vardıklarında anne yemeği hazırlarken, çocuklar babalarıyla birlikte yürüyüşe çıkıyor. Uzun bir yürüyüşten sonra oldukça yorulan küçük çocuk yalvarırcasına bakan gözlerle, ‘babacığım çok yoruldum. Lütfen beni kucağında taşır mısın?’ diyor. Baba; ‘Ben de yorgunum oğlum’ der demez çocuk ağlamaya başlıyor. Baba tek kelime etmeden ağaçtan bir dal kesiyor. Dalı bıçakla biçimlendirip, çocuğa zarar vermeyecek biçimde yontuyor. Sonra dalı oğluna vererek, ‘al oğlum, sana güzel bir at’ diyor. Çocuk sevinçle dal parçasından yontulmuş ata biniyor ve sevinçle sıçrayarak, ata vurarak annesinin yanına doğru gitmeye başlıyor. Babasını ve ablasını geride bırakmıştır bile… Baba gülerek kızına: ‘İşte yaşam budur kızım. Bazen zihnen ya da bedenen kendini çok yorgun hissedeceksin. İşte o zaman kendine değnekten bir at bul ve neşe ile yoluna devam et. Bu at bir arkadaş, bir şarkı, bir çiçek, bir şiir yada bir çocuğun tebessümü olabilir.” Sizin de değnekten atınız hiç mi hiç eksik olmasın. Bu kısacık hikâyeden herkes kendisine göre bir takım dersler çıkarabilir. Baba kaba kuvvete başvurup çocuğunu susturmaya çalışsa idi, hem çocuğuna istediğini yaptıramayacak, hem de çocuğunun gönlünü alamayacaktı. Belki de çocuğunun daha fazla hırçınlaşmasına ve yaralanmasına, herkese karşı saldırgan olmasına, sevgi ve hoşgörüden uzak yaşamaya doğru itilmesine vesile olacaktı. Halbuki baba, kaba kuvvete başvurmadan zihnini ve aklını çalıştırarak, hem oğlunun isteğini yerine getirmiş oldu, hem de çocuklarına ömür boyu mutlu ve huzurlu olmanın yollarını göstermiş oldu. Artık günümüz dünyasında kaba kuvvetten çok zihinsel, bilimsel ve teknik gelişime dayalı davranışlar başarıya ulaşabilmektedir. Bu sporda da böyledir. Geçmişte güreş bizim Ata sporumuzdu. O zamanlar kaba kuvvete dayalı olarak yapılan güreşlerde kimse bizim sırtımızı yere getiremiyordu ve biz güreşte bütün dünya ülkelerine üstünlük sağlıyorduk. Ne zaman ki, zihinsel düşünce, teknik ve sistemli ve programlı çalışmaya dayalı yeni güreş oyunları ortaya çıktı, işte o zaman da bizim güreşteki üstünlüğümüz de sona erdi. Bu durum futbol dahil sporun bütün dallarında da geçerlidir. Dünya ülkeleri her sahada kendilerini zamanın ve çağın icap ve şartlarına göre geliştirip, yeniliklere öncülük ederken, biz hala geçmişimizle öğünmekle avunuyoruz. Eski yerimize ulaşabilmek istiyorsak, bilimsel çalışmalarımıza hız verip, diğer ülkeleri yakalamak ve onları geçmek mecburiyetindeyiz. Bu durum sadece yukarıda bahsetmiş olduğumuz konularla sınırlı değildir. Hayatın her safhasında geçerlidir. Ekonomide, siyasette, sosyal yaşantıda, demokratik uygulamalarda, İnsan hak ve hürriyetlerine saygıda, insanca yaşayabilmek için, kaba kuvvetten daha çok zihinsel güce ihtiyacımızın olduğunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamamız gerekmektedir.
Yorum yazarak
topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Ordu hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorum Yazın