Haber Ordu Ordu Haberleri
KÖŞE YAZILARI

ZITLIK ZİRVELERİ’NİN KIYDIĞI: KADIN..!

Saliha Coşkun
16 Ağustos 2021 12:52
Son Güncelleme: 16 Ağustos 2021 12:52
“Hasretliğimiz insanlık..!” diyemeden; insanlık adına yüreğimdeki  kırık parçalardan bir parça ve hepsinden  daha etkini-kapsamlısı  derînden iz bıraktı…”kadın ve kadına biçilen değe!?.”İşte o ân anladım,  insansızlıkta asıl sorun kadına yaklaşım, kadının nasıl görüldüğü ve yaratılışı’nın inceliğine bakılmadan incitilen kopma noktasındaki “inceldiği yerden kopsun-kopar napalım..!”rahâtlığında bırakılmış konu… Önceliklerin ne hîkmetse son sıralarda yer bulduğu; zemînsizliğin sağlıksız adımlarından sebep, yolu uzatmadan direk söylemeli ki” din görünümlü gelenek-görenek ve môdernlik yaftalarında kıyılan kadınlar, insanlığın bitiminde baş etken-başlangıç oldu..! İnsanlık gölgesinin  kıskacı ve serüveninin mânâsızlaşmasını şimdilik bir yana bırakalım, geçelim   desem de -desek de…  Kadını  kıskaçlı zıtlıkların pençesinden  kurtarıp hakîkâtinde kadın mâhiyetini günyüzüne çıkarmak için “Kadın ve zıt noktaların kıydığı kadın..!” konusunu öne almakla başlayalım. Sonrasında insanlığın özü îtibâriyle etkin ve derece mâhiyetinde bütünlük kuralım… Bu bütünlüğün öneminde insanlığı bulalım…  Kadını özüne döndürmek, yakın etmekle olacak; insanlığı bulmak..! Çokça  söz, önlem, kanûn, sözleşme  vs.’ye konu olan ama hep yetemeyen ve gerçekliğinde kadını gerektiği konuma oturtamayan  nîcesi uğraşlar,  temelîne inmeyen yüzeysel uğraşlar varken üzerine ne konulur da ilerlenirdi bilmesi güç!… Derînden âh’ı hakeden durumlardan bir durum… Yanlışların doğruluk nârâlı ilerleyişinin  hüküm sürdüğü her dönemden daha fazlasının görüldüğü yaşadığımız şu dönemde, doğruyu bulup çıkarmak ve “işte bu ve böylesi.!” diyebilecek olmak zor… Zorluğundan geçtik,gerçeğe açık olmaya küsmeseydik… “Amannn napalım, böylesi          gerekir- gerekmiş, böyle gelmiş,böyle gidiyor..!” benimseyişini garip bir özümseyişle kabûl etmeseydik… Hakkânîyetli çabalayışların önüne engel konulması beklenen olsa da kadındaki ve kadından başlayacak emeğin, emekle  hâddini aşan birçok noktada saygısızlığın ürünleri boynu bükük “böyle olamaz,bu değilli..!”durumların yansıması insanlığın  kırılmadan öncesinde olabilseydi,diyegeldiğim… Sorgusuzluğun cevâbsız hükümrânlığını görebilsek ve bilebilseydik..! Bilinmezlerin,bilinir yönünü ele almakla bilebilseydik…Oysa ki’ye bağlanır ya hangisiz hengâmesinde insanlığın şeklinde görevli ve vesîle kılınan kadındaki hîkmetin inceliğini kavrayabilseydik,nazlı anlamları okurduk… Gerçi okumak bizlere zor haslet… kelâmı okumaktan uzak durmak ile; her nefes, her ân ve insandan ve insanlığa yol almakla kıymete ulaşacak kadını nasıl okuyabilirdik.!? İnsan,” garip bir âh çeker” nasılını bilmezden evvel… Sanırsın çözüm bahşedecek bir âh’ı devrân..! Zıtların güdümsüz çekimi böylesi âh’a sebepten mülhem…Kurbânı saymakla, görmekle değersizleştiren…Kâtîl’i olup kadına kıyan zıtların güdümsüz bir noktada buluşması…Aksi noktalar aksettiren, ölçüsü sınırındaki zikzak’a dokunacak olanı; sessizliğin kalabalıklarda kolgezdiği vakitlere meydân sunulmuş alanı… İşte bu sessizlik ve sükûnun dinginliğine sebep kadınken  meydân kabalığından kalabalığına paldır küldür yuvarlanışa ses olan..! Nedenine hep engel sunulan, çözümsüzlükler kalabalığı..! Aksi noktaların taşkınlığına mârûz kaldığı kadın..! Geleneksel, din adı altında” hııı…! Cıss...!”ikâzı  môdunda dayatmaya mecbûr tutulan… Yoranı, üzeni ve hayır’larıyla yankı bulanı” dinde kadın’ın yeri bu olamaz..!” figânının sağır benimseyişlerde duyulmaması..! Gelenek ve görenek din değildir..! öyle görüle,yapıla, yaşana gelmiş olandır, gel-enek ve gör-enek.!! Birçok bozulma ve öze doğamama sebebi”Arı-duru İslâm”ı doğru okuyup da yaşamda tatbîk edememekti.  Hem; kural, sınır, olması gereken bütün ayrıntılar belirlenmiş durumdayken, gelenek ve görenek de nesi.!?İslâmı hakîkâtte  bilseydik, insanlığın ürettiği gelenek  garipliklerini din bilmezdik. Ki;aslının, gâyenin istikâmeti bu değildi…   Çıkarabilseydik kadını gelenek kıskacından o vakit her şeyden  öte ve her şeyden önce  kadının insan olduğunu görebilecektik… Yitmeyen insanlığın kıymetiyle ,gitmeyen kadına kıymet verebilecektik...Ve bu kıymet aslında insanlığı doğuracaktı..! Günâh, sevâptan evvel…”Aman gızıııım günâh günâh..! Gadın dediğin şöyledir, böyle olmalıdır..! Amann hiç gadın işi midir bu, Gadın dediğin susar..! ” hâlen yer yer mevcût olan geleneksel benimsetişin garip düstûrupsuzluğundan önce, ilk öncesinde dinginliğin sükûtunda demlenmiş duruşların verebileceği tonda ve fonda olacak olan muhabbetin sohbeti demlediği hoş bir üslûbun varlığında; insanlığı özümsemekle nahîf dik duruşla, eğri ve doğruyu okumayı öğretişle, beğenilme uğruna kendinden, insanlığından ödün vermemeyi öğretmekle olacaktı…Evvelinde gelişini, gâyesini ve ibâretlerini öğretmekle, gerçekliğe-doğruya perde aralamakla başlayacaktı… Diğer hak iken batıla dönen dinlerin ana sebebi bâtıllaşma yolunda: ”Aşırıya gitiler” hitâbının hükmünce aşırıya gitmeleri olmamış mı!?. Durum böyleyken nedendir aşırılıklar!?. Neye ve kime göre diyegeldiğim, İslâmla ilgisi olmayan “Yahûdi görünüşün kadına bakışı”na benzettiğim, aşırıya gidişin seyîrsizliği..! Farkında olmadan bâtıllaşmanın adımlarına uymak noktasına dahi uzanıyorken, özümsediğimizin yanıltan sebepleri bu yola çıkıyor…seyîrsiz çıkmazında... Diğer bir kıskaç… diğer bir zıt kutup… öncesine benzer değersizliği gerçekleştiren: Modernlik, modern özgürlük yaftalı nârâ..! Kadının değerini, sırf şeklini ön plâna çıkartmakla bilen modernlik..! Kim modern ki, kim’e uymalı, tek kalıp fabrikasyon ürün gibi modernlik… aaa pardon, değil mi ki; yaşanılan çağa uygunluk simgesi.!!Kadını objeleştiren ,sömürü alanında en inâyetsizi modernlik yaftası..! Kadının beğenilme arzûsunu kullanan ve bu uğurda madde seviyesine indirgemekle özgürlük vaâdeden… Gel de anlam bul…Kim’e,neden ,niçin kendini beğendirme mantığı?!. Sen Mevlâ’nın biricik kuluyken, şekil olarak  beğenmeleri ya da kalabalığa ayak uydurmak  değer mi katar.!?Her şeyden öte; yeter ki mânânı bul, ara; mânânı kaybetme diyegeldiğim… Garip hâllerin zıtlığından; olamadığımız anlamsızlığın bir numûnesi… Alelâde köksüzlük,her iki zıt noktalarda da sarmış durumda…Eskinin kördğüm uc noktasna tepki olarak diğer bir uc nokta yeninin öngördüğü kabûllüğe  zemîn oluşturdu, hesâbında plânsız bir durum…Çünkü belli sivriliklerdeki dayatmalar insan yapısına ters iken… Netîcede tezâtların sarması beklenen normâlinde anormâlliktir!.. Kur’ân-i hitâbların temel döngüsü, eğri ve doğruyu  güzel üslûp ile söylemek ve uyarmakla mükellefiyet sunarken, insan yapısına işâret ediyor… Bu işâretten nasîbsizlik örneği: Zıt  noktaların görgüsüzlüğü..! Bu iki zıt noktanın ürünü: Savruk kadın, savruk genç kız, savruk kız çocuğu..! Bu zıt noktaların dengesini ararken… ne o,ne de bu; olması gerekeni…Ne yazık ki “Çileden çıkmış zîrve-zîrvesizlik” ayaklara takılan… Misâl: Sere serpe açıklık ve bunun normâlinde insan aklına uygun kılınmakla-oysa ki uyumunda dahi,akla fıtrata ters iken- modernlikle, çağa uyum ve çağdaş şaşılası algısını benimsemek... diğer yanda örtü şeklini belirlemeye çalışan “setretmek dâvâsını gölgede bırakan”algı aşırılığı ki:peçe ve çarşaf dışı örtüyü kabûl  etmeyen-görmeyen, İslâmda uyumsuz yaklaşım aşırılığı..! Ve; ve yine döndüm durdum hangi denge olmalı, bulamadım; kırpılmış, hem böyle hem şöyle dertsizi acayip modelle-neme-meye çarptım..! yine örtü üzerinden gidecek olursak örneğin: Karşımızda setretmeyen örtüler bize gülen..!bizi bizden eden..! Gül Kokulu Peygâmberimiz’in buyruğu, ”Giyinik çıplaklar..!!” …  Örtü,”Hakîkât örtüm nerede, hakkânîyetli örtüm nerede.!?” Figânını haketse de bu sâdece kadına kıyımın eserinden bir örneği..!   Fazlası; konuşması, duruşu, dilindeki boşluğa meyyâl her kelimede yıkımda kadın… her yönden ve her şeyiyle…Değeri-kıymeti daha farklı ve aslına yakın tutmakla “insanlığı yeşertecek kadın”ın bu konuda vesîle kılınışı mevcûttu ve olacaktı, biiznİllâh..!İstenilen madde boyutunda değil, amaca yönlendirerek-araç etmeyecek çerçevede ele alırsak ki yeşerecekti kadın..! Robotik, mekânik; muhabbetsiz merhâmetten uzaklıkla, eşyâ hüvîyetinin dışında tutmakla..!Yeter ki eşyâ hüvîyetinde,maddeye ve maddesine meftûn yetişmesin, Kadın.!! Sekîne kokulu…dilinden mânâ dökülen ;gerçeği hakîkâtle dokuyan kadın..! Mücâhîd’e rûhuyla olacak ve anılacak türden yüreğe malîklik geliştirmekle… Ezelî aslından kendinden bulunanı keşfetmekle… Sessiz adımlarda, mücâhîd’e kadınlarının yürek sesi;şefkât pınarlarının doruklarında, merhâmet menbâı’nın nasîbinde ilerlemekle yol katedecekti ,insanlığa dönüş yolunda.!! KADIN:  Ne modernlik yetisizliğinin, ne gelenek-görenek düstûrupsuzluğun kesbîliğinde gerek duyuyordu-gerek duyamazdı.!! Öyle ki, sâdenin sâdesi inci derînliğine dönüşüyle gerçek kılınacaktı, hakikâtin’e….

                                                               Sâlihâ ÇOŞKUN

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Ordu hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.