Dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleştirilen terörist saldırı neticesinde gerçekleştirilen ölümlerde, öldürülen kimselerin kimliği İslâm dışındaki diğer dinlere mensup kimseler ise, bütün dünya ayağa kalkmakta ve olayın gerçek failini bilmeden İslâm’ı suçlamakta ve Müslümanların tamamını terörist gibi algılatacak şekilde kamuoyu oluşturmaktalar. Ama Müslümanlara karşı gerçekleştirilen saldırılarda ise tamamen sessiz kalmayı tercih etmekteler. Amerika’da 11 eylül saldırılarının gerçekleştirildiği günleri hatırlayalım. Olaydan bütün Müslümanlar sorumlu tutulmuş ve Müslümanlara karşı bütün dünya ayaklandırılmış ve Müslümanlara nefretle bakış başlatılmıştır. Ben de bazı kendini bilmez terör örgütlerinin İslâm adına ortaya çıkarak, gerçekleştirdikleri katliamları tüm Müslümanlara mal edip, bunu İslâm karşıtı bir kampanyaya dönüştürmeye çalışan dış odaklara destek veren içimizdeki gazetelerdeki yazıları görünce, 11 Eylülün gerçekleştiği günlerde, E-Posta adresime gönderilen bir mesajı hatırladım. Bu mesajda; Eski dünya boks şampiyonu Muhammed Ali Clay'ın olaylardan sonra dünya ticaret merkezini ziyareti esnasında yahudi asıllı Amerika'nın bir numaralı haber Televizyonu CNN'nin hıristiyan muhabiri Mc.Oneil'in sorusuna verdiği süper cevaptan söz edilmekteydi. Soru ve cevap şöyle: CNN Muhabiri Mc. Oneil: ''Sn. Muhammed Ali, bu dehşetin meydana gelmesine sebep olan teröristlerle aynı dinin bir mensubu olarak neler hissediyorsunuz? Muhammed Ali: ''Siz..! Hitler ile aynı dini paylaşan bir mensup olarak neler hissediyorsanız aynısını” Bu mesajı okuduktan sonra, hemen aklıma bizim içimizden bazılarına aynı soruyu sorsaydık, nasıl bir cevap alırdık, acaba? Sorusu geldi. 11 Eylül saldırılarının ardından bizdeki basın organlarındaki ve akabinde kamuoyunda ister bazı siyasi, ister bazı sivil toplum örgütü ve bazı kurum ve kuruluş temsilcilerinin söylediklerini bir hatırlayalım. Şimdi bunları yazarken sakın ola, hiçbir kimse bizim teröristlerden yana bir tavır koyduğumuzu veya terörü desteklediğimiz şeklinde bir kanıya ve inanca varmasın. Bizim bu yazıyı yazmamızdaki gayemiz, içimizden bazılarının her fırsatta İslâm’a ve dinimize saldırma fırsatını ellerine geçirdiklerinde, hiç tereddüt etmeden acımasızca ve insafsızca, taarruza geçmeye başlamalarını dile getirmektir. Hiç kimse bazı kendini bilmezlerin haince gerçekleştirdikleri terörist saldırıları bahane ederek dinimize karşı olumsuz bir hava oluşturmaya kalkışmamalı. Teröristlerin haince saldırıları hangi din mensubu tarafından yapılırsa yapılsın, hep beraber bunun karşısında dimdik karşı tavrımızı koyalım. Ama, batının oyununa gelerek, güzel dinimize saldırı için bu olayları birer vesile ve fırsatmış gibi değerlendirmeyelim. Ne hikmetse bizim bazı aydınlarımız, bazı yazarlarımız ve bazı kurum ve kuruluşlarımızın temsilcilerinde peşin hükümlü olarak bir İslâm’dan kaçış ve her kötülüğü İslâm’a mal ediş alışkanlığı oluşmuştur. Bu çevreler, Türkiye’nin her bakımdan geri kalışına sebep olarak İslâm’ı göstermişlerdir. Sanki bu toplumu İslâm’dan koparır veya uzaklaştırırlarsa, Türkiye’nin bütün meseleleri kendiliğinden hallolacakmış gibi bir inancı yaymaya çalışmışlardır. Yıllardan beri gösterdikleri bütün çaba ve gayretlere rağmen, toplumu İslâm’dan uzaklaştıramayınca da hırçınlaştılar ve mütedeyyin insanlar üzerinde, bazı etkin çevrelerden aldıkları destekle de baskı ve dayatmalarda bulundular. Adeta mütedeyyin insanlara dünyayı zindan ettiler. Toplumun inancının gereği olarak yerine getirmeye çalıştığı her türlü davranışı engellenmek istediler. Bizim de, Muhammed Ali’nin sahip olduğu şuuru yakalayıp, dinimize sahip çıkmamız, her kötü davranışı bahane ederek bunu dinimize mal etme alışkanlığından bir an önce vazgeçmemiz ve dinimizin emir ve yasaklarına uygun davranışlar içinde bulunmaya gayret göstermemiz halinde, hem dünyaya, hem de ülkemize daha faydalı olacağımızı artık görmemiz gerekmektedir. Bir Müslüman olarak bütün dünyaya, terörün dini ırkı olmaz diye haykırmamız en doğrusudur.
Yorum Yazın