Haber Ordu Ordu Haberleri

Haydi Türkiye haydi!...

Orhan Yücel
Orhan Yücel

Haydi Türkiye haydi!...

Orhan Yücel
01 Mayıs 2023 13:29
Son Güncelleme: 01 Mayıs 2023 13:29

Bu tip hitaplar genelde acelesi olanlarca kullanılan hitaplardır. Demek ki, birilerinin çok acelesi var ki, haydi Türkiye haydi diye hezeyanlarla milleti bir yerlere doğru çağırıyorlar.

Nereye çağırıyorlar acaba bu milleti bu derece acele ederek diye düşünecek ve bu hitap üzerinde biraz beyin jimnastiği yapacak ve kafa yoracak olursak, hepimiz kendimize göre bir takım sebep ve gerekçeler sıralayabiliriz. Şimdi biz kendi gerekçelerimizi sıralamaya başlayalım;

Evet acelesi var dedik. Kim ve kimlerin acelesi varmış ki, diye sorgulamaya ve uzun uzun düşünmeye de gerek yok aslında.

Altılı masa diye başladı ama sonunda aslına rücu ederek masayı yediye tamamladılar ya, işte bu masanın Cumhurbaşkanı adayından söz ediyoruz. Bu aday için oy toplamaya çalışanlar “haydi Türkiye haydi” diye bir sloganla ortaya çıkarak vatandaştan oy talep etmeye başladılar.

Ne demiştik yukarıda, bu tip hitaplar genellikle acelesi olanlar tarafından kullanılır demiştik. İşte acelesi olanlar, bu yedili masada oturanlar. Ha, sadece bu masada oturanlar mı? Gayet tabiki hayır sadece bu masada oturanlar değil elbette.

Bu masayı kurduranlar ve bu masanın bir araya gelmesinde emeği olanlar ve de bu masayı güçlü bir yapıştırıcı gibi birbirine kenetleyen ve birbirinden ayrılmasına fırsat vermeyecek şekilde bir arada tutan güçlü irade sahipleri de acele ediyorlar.

Bu masayı kurduranlardan başlayalım. Bu masayı kurduranlar arasında kimler yok ki? Bu masayı kurduranlar ve de bu masada gönüllü olarak oturanların müşterek hedefleri ve amaçları var mutlaka ki, bunlar bir araya geldiler ve hep birlikte belirlenen hedef ve amaçlarına ulaşmak için el birliği ve güç birliği yaparak yürümeye, hatta koşmaya başladılar. Koşmaya başladılar diyoruz, çünkü çok aceleleri var. Çok aceleleri olduğu da yazının başlığında belirtildiği gibi kullandıkları slogandan da belli değil mi?

Peki bu masayı kurduranlar ve de destekleyenler kimler diye soracak olursak? Başta ABD olmak üzere, AB ülkeleri, İsrail, Küresel sermaye ve Küresel güçler olmak üzere dış güç odakları ve bunların içimizdeki uzantıları ve destekçileri diyebiliriz.

Dış güç odakları, Erdoğan’ı eski Türkiye’de olduğu gibi kendi istekleri doğrultusunda kullanamadıkları ve söz geçiremedikleri için bir an önce gitmesini istiyorlar. Erdoğan yönetiminde Türkiye bu dış güç odaklarına ihtiyaç duymadan kendi ayakları üzerinde durmaya ve hatta zaman zaman bunlara kafa tutmaya bile başladı.

 Dünya beşten büyüktür diyerek, geri kalmış ülke insanlarına yol gösterici ve umut oldu. One minutes çıkışı ile İsrail ve Yahudi hegemonyasına dur dedi. Nato’da sesini yükselterek, burada biz de varız diyebildi. Eskiden olduğu gibi sessiz bir koyun gibi ABD ve tüm batının isteklerine körü körüne boyun eğmemeyi öğrendi. Mandacılığı kökünden yok sayarak terk etmeye ve böylece Türkiye’nin tam bağımsızlık yolunda büyük bir adım atmasını sağladı.

Türkiye eskiden her türlü silahlarını bunlardan alır ve bunlara büyük bedeller öderdi. Aynı zamanda bunlar hem silah satarlar, hem de bu silahların yazılımını ve şifrelerini vermezler ve de bu silahları en ihtiyaç duyduğumuz anlarda kullanmamıza bile müsaade etmezlerdi.

Şimdilerde Türkiye kendi silah sanayini geliştirdi. Her türlü silahını kendi üretir oldu. Bu silahların neler olduğunu herkes az çok biliyor. Onun için burada tek tek yazmaya gerek görmedik. Türkiye kendi silahlarını üretince, hem terörle daha etkin mücadele etmeye, hem de dışarıdan gelebilecek her türlü tehlikelere karşı kendini daha güvenli hissedecek şekilde silahlara sahip oldu.

Bu durum ise Türkiye’ye silah satıp buradan büyük paralar kazanan, hem de sattığı silahlarla Türkiye’nin kendini savunma şansını bile elinden alan bu dış güç odakları, bu etkin güçlerini kaybettiler.

Ayrıca Erdoğan Türkiye’yi, küresel sermayenin de baskı ve dayatmalarından kurtarmayı başardı. İMF’e olan borçlarını ödeyerek ve bir daha bunlardan borç alınmasına gerek duymayarak da bunların ülkemizi sömürmesinin önünü tıkamış oldu.

Durum böyle olunca da, Türkiye üzerinde eskiden her türlü söz sahibi olan bu dış güç odakları ve Türkiye’yi istedikleri gibi yönlendirenler, bu güçlerini kaybedince bir an önce Erdoğan’dan kurtulmanın yollarını aradılar.

İçimizden de, PKK ve FETÖ’cüler bir an önce Erdoğan’dan kurtulmak istiyorlar. Erdoğan zamanında bunlarla çok etkin mücadele başlattı ve bunları bitirme noktasına getirdi. PKK üst kademe yöneticileri hem dış güç odaklarına, hem de içimizdeki uzantısı olan muhalefete seslenerek, Erdoğan’ı bir an önce indirin yoksa bizi bitirecekler diye yalvarmaya başladılar.

Yine küresel sermayenin içimizdeki uzantısı başta TÜSİAD ve diğer vakıflar ve kuruluşlar da Erdoğan’dan rahatsızlar. Çünkü eskiden olduğu gibi Türkiye’yi ve Türkiye yönetimlerini bunlar da kullanamaz oldular. Bunlar da küresel sermeye ile birlikte yıllarca bu ülkenin kaynaklarını sömürdüler ve kendilerinden başkalarının ekonomik olarak güçlenmesine ve ekonomide söz sahibi olmalarına fırsat tanımadılar. Şimdi Erdoğan gelince bunların sömürü düzenlerine de engel oldu ve Anadolu sermayesinin önünü açtı. Böylece Türkiye ekonomik bağımsızlığını kazanıp, hızla gelişmiş ülkelerle aramızdaki mesafeyi daraltmaya başladı.

Türkiye bütün bunları Erdoğan’ın dirayetli ve milletinin yanında duruş sergilemesi sayesinde kazandı. İşte Türkiye’nin gelmiş olduğu bu günkü konumundan rahatsızlık duyan bu dış ve iç güç odakları hep birlikte olup Erdoğan’ı bir an önce acil olarak indirmenin yollarını aradılar.

Eskiden olduğu gibi darbe girişimlerinde bulunmayı denediler. Gezi olaylarını plânladılar. Gezi olayları aslında basit bir ağaç kesme bahanesiyle başlatılmış gibi gösterilmeye çalışıldı. Ama, sonradan asıl amacın sokak hareketi başlatıp, buradan iktidarı yıkma eylemini gerçekleştirmek olduğu anlaşıldı. Başta KOÇ ailesi olmak üzere TÜSİAD ve diğer bazı STK’ları da bu eyleme destek verdiler. Dış güç odaklarının da desteği mutlaka olmuştu.

Sonrasında 17-25 Aralık darbe girişimleri denendi. 15 temmuzda da FETÖ askeri darbe girişimi ile Erdoğan iktidarını devirmeye çalıştı. Ama, Allah’a hamd olsun ki, gerek askeri darbeler, gerek sokak hareketleri, gerekse ekonomik operasyonlar Erdoğan’ı devirmelerine yetmedi.

Şimdilerde ise altılı yedili masayı kudurttular ve kurdular. Sonra da bu dış ve iç güç odaklarının baskı ve dayatmaları ile bunların istedikleri adayı, Erdoğan’ın karşısına çıkardılar.

Bir an önce Erdoğan’dan kurtulmak için de hep beraber, elbirliği ile hareket ederek yola koyuldular. Tüm aceleleri bundan kaynaklanmaktadır. Bu dış güç odakları ve içimizdeki uzantıları olan İç güç odakları hep birlikte bir an önce Erdoğan’ın gitmesi için acele ediyorlar.

İşte başlıkta da kullandığımız, “haydi Türkiye haydi” diye acele edici sloganı seçmiş olmalarının başlıca sebepleri, bu anlatmaya çalıştıklarımız.

Burada milletimize çok büyük görevler düşmektedir. Haydi Türkiye haydi diyerek yola çıkan ve bir an önce Erdoğan’ı indirmek isteyen bu dış ve iç güç odaklarının her türlü oyun ve tuzaklarını başlarına geçirmek için Erdoğan’ın yanında yer almak ve eskisinden de daha sıkı bir şekilde safları tutmak ve Erdoğan’a sonuna kadar sahip çıkmak olmalıdır. Bunların Erdoğan’ı devirmelerine fırsat tanınmamalıdır.

Yorum Yazın